reklam

31 Ocak 2002 Perşembe
Ana Sayfa
>
Haberler

İstanbul Çarşıları
Aydın Boysan

Yeni carsılar

İnşa edilmekte olan Kuyumcukent'te, 2 bin 500'den fazla kuyumcu işyeri bulunuyor ve 25 bin kişi çalışacak. Bu kapasite ile dünyadaki ilk birinciliğimiz

Yabancı turistlerin gezi programlarına, acayip Şark havalı Kapalıçarşı, ille de sokuluyor. Ancak, çarşı içindeki dükkanların ilerde satışa ne derecede yararlı olacağı, çok şüpheli. Çünkü çarşının doğu tarafında yeni-büyük kuyumcu ve halıcı mağazaları açılmış. Çarşı girişinin önünü kesen bu büyük mağazalar, ikramları, konforları ve turist gezdiren kuruluşlara ve rehberlere yakınlıkları (!) ile, sanırım ki turistlerin cebini daha çarşıya girmeden boşaltıyorlar.

Önemli bir nokta daha var... İstanbul o kadar azametli bir tarihi eserler hazinesi ki, turistin başkaca görebilecekleri, Kapalıçarşı'yı çoktan unutturacak. Kapalıçarşı'nın, yerli-yabancı herkesi zorlayan bir yanı daha var. Otopark sıkıntısı, çözülmesi mümkün olmayan bir sorun... Yabancı turistin de, özel kuyumcu müşterisinin de, uzun yürüyüşlere zamanı ve isteği yok.

Halkımızın, sevimli bir huyu var. Düğün alışverişi için kuyumculara giderken, 10-15 kişilik gruplarla dolaşıyorlar. Bu 'düğün heyetleri'nin Kapalıçarşı'ya gidişlerinin bile sorun olması yanında, bu kadar insan Kapalıçarşı küçük dükkanlarına, sığmıyor bile.

Kapalıçarşı eskiden, tutumlu İstanbul ailelerinin dünyaya açılan penceresiydi. O pencereden dünya ne kadar görülürse onunla yetinilirdi. Çarşıya gidiş, olay olurdu. Birbirine yakın olan hanımlar toplaşır, manga hesabı cümbür cemaat çarşıya giderlerdi. Dalgalar halinde dükkandan dükkana seyirtirlerdi. En aklı-evvelleri, pazarlığı yönetirdi. Kumaş satıcıları bağırırdı: 'Allı verelim, morlu verelim, sarılı verelim!...' Ama bu deyişte, bir hınzırlık vardı. Onlar sarılı ile verelim sözcüklerini bitiştirip söylerlerdi.Yani sarılarak bir bedensel hallenme niyeti, gizlenirdi güya... Renkleri koyu istemenin de memnunlukla karşılanacağı, yine itçe belirtilir,'Açıksa...' diye başlayan ifade, edepsizce tamamlanırdı.

Kuyumcu Serbest Bölgesi

İnşa edilmekte olan Bahçelievler Kuyumcukent'te, 2500'den fazla kuyumcu işyeri bulunuyor. Yan tesisler ve vasıtalı hizmetler hariç, 25 bin kişi çalışacak.

Kuyumcukent Çarşısı'nın bu kapasite ile bütün dünyada bir benzeri yok... Dünyada ilk ve tek... Daha uzun yıllar da benzeri olmayacak. Bu bizim, dünyadaki ilk birinciliğimiz. Kuyumcukent binalarının; inşaatla birlikte altın eritme, döküm, enjeksiyon, cila gibi üretim cihaz ve makineleri dahil, toplam maliyeti 400 milyon doları buluyor. Bittikten sonraki rayiç değerini ise bir kamu kuruluşumuz, 750-800 milyon dolar olarak hesaplaşmış.Kuyumculuk ihracatımızın yüzde 95'i, Yeşilköy Havalimanı'ndan uçakla yapılıyor.

Kapalıçarşı kuruluşunda kuyumcuların kendi üretimlerini tanıtma ve pazarlama yolları, hele ihracat için, tıkalı bulunuyor. Oysa yeni tesiste sistem kolay işleyecek, küçük esnaf dahil her üretici, potansiyel ihracatçı durumuna geçecektir. Şimdi onlarca olan ihracatçı sayısı, kolaylıkla yüzlerce-binlerce olabilecektir.

Kuyumcuların kabusu, soygun geçirmek... Bu soygunlar bazen, yıkıcı da olabiliyor. Bu nedenle, korku kaynağı... Mevcut Kapalıçarşı yerleşmesinde ne kadar masraf yapılırsa yapılsın, tehlike ortadan kaldırılamıyor.

Ağır bir deprem geçirilirse Kapalıçarşı güvenliği, büsbütün tehlikeli olacak. Hele çok eski yıllarda bir yangından sonra asıl kahredici zararın, Yeniceri yağmasından kaynaklandığını unutulmazsa. Kuyumcuların hak ettiklerine inandıkları önemli bir beklentileri, yeni Kuyumcukent tesislerinde sektörel bir 'Serbest Bölge' kurulması... Yeni tesiste giriş-çıkış kontrolu yapılabilen bir serbest bölgenin gerçekleşmesi, Türk Kuyumculuğuna müthiş zengin ufuklar açabilecek... Şimdi yaklaşık 200 ton/yıl olan altın işleme üretim ve satış kapasitesinin, çok çabuk

3-5 misline çıkacağına, bin ton/yıla kadar yükseleceğine inanıyorlar.

Bakırköy Çarşıları

1951 yılında Hollandalılar'la İş Bankası, Bakırköy'de birlikte, bir margarin fabrikası inşaatına başlamışlardı. Bu tesis 1953 yılının 5 Ocak günü, zamanın cumhurbaşkanı tarafından, törenle açılmıştı. Bu yapının proje ve inşasında mimar sıfatımla benim de, önemli sayılabilir hizmetlerim olmuştu. Aradan yarım yüzyıl geçti. O tesis 20 yıl önce oradan kaldırılmış, yerine Carrousel adlı bir büyük çarşı binası yapılmış. Biliyordum ama, yeni gördüm. Mimar olmanın zorluklarından biri de bu!...Yaptığımız binaları hiç haber bile vermeden, yerle bir ediyorlar. Sonra da yerine, başka bir şey yapıyorlar.

Çarşı sokaklarını-meydanlarını dolaşırken, birkaç fotoğraf da çektim. Bir güvenlik görevlisi gelip haşin biçimde engelledi, 'Burada fotoğraf çekmek yasaktır' diye... 'Niye yasak?... Burası çarşının sokakları' dediğim halde, mecbur ettiler, bilmem ne masasından izin aldım... Birkaç görevli, birkaç yetkiliye sorduktan sonra.

Üç saatten az süreler için alınan 3.5 milyon lira kat otoparkı ücretini de, zoraki ödedim.

Bakırköy'deki Galleria Çarşısı, kısmen doldurulan denize taşmış. Kocaman bir çarşı. Çok katlı. Hafta içi bir gün, akşama doğru gittim.

İstanbul'un neresine gitsem, anıların depreşmesini önlemiyorum. Bu Galleria denen çarşının İstanbul tarafındaki ucunda, 50 yıl önce bir küçük otel bulunurdu. O zamanlar Tepebaşı'nda bir saz salonu da işletmiş olan Çek asıllı hoş bir adam, Novotny, bu otelin sahibiydi. Çok güzel bir ağaçlık içinde ve deniz kıyısında bulunan bu otele bazı akşamlar gider ve Novotny'le birlikte yemek yerdim.

İstanbul'da çok rastlanan bayağı işlerden biri, bu otel binasının da başına gelmiş. Deniz doldurulunca artık içerde kalan bu güzelim bina, her yanına bin türlü ek yapılarak rezil edilmiş, bir kebapçı-restoranın yapısı olmuş. Zaten o güzelim ağaçlığın ortasından da, sahil yolu geçmiş.
Akşam 

Ocak 2002 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz