|
Tarih gündem yaratacak
'İstanbul'
dergisi 10. yaşını kutlarken 'Toplumsal Tarih' de 100. sayısına ulaştı.
Dergilerin yeni hedefi gündem yaratmak ve daha geniş kesimlere hitap etmek
Tarih Vakfı'nın iki yayın organı 'İstanbul' dergisi ve 'Toplumsal Tarih'
bugünlerde haklı olarak büyük bir sevinç yaşıyor. Çünkü 'İstanbul'
dergisi 10. yaşına basarken 'Toplumsal Tarih' dergisi de 100. sayısına ulaşarak
dalya diyor. İstanbul için bir kent belleği oluşturmayı amaçlayan ve şu
ana kadar yaptıklarıyla amacına da ulaşan 'İstanbul' dergisi son sayısında
derginin 10 yılını değerlendirirken aslında, İstanbul'da son on yılda
meydana gelen değişimleri gözler önüne seriyor.
'Toplumsal Tarih' ise 100. sayısında hem içerik hem de biçim açısından
yeni bir formla okuyucunun karşısına çıkıyor. Artık uzmanlık alanı
tarih olmayan insanlara da kucak açıyor. Dergi, dalya dediği bu sayıda birçoğumuzun
tarihten uzaklaşmasına neden olan tarih eğitimini sorgulayıp, 'Nasıl bir
tarih eğitimi olmalı' sorusuna cevap arıyor.
'Toplumsal Tarih' Yayın Yönetmeni Mustafa Yolaç ile 'İstanbul' dergisi
Genel Yayın Yönetmeni Esra Aliçavuşoğlu'na 'Nice yıllar' dileyerek başladığımız
söyleşimizde geçen 10 yılı, İstanbul'u, kent bilincini, tarih yayıncılığını
ve eğitimini konuştuk.
Dile kolay 10 yıl. Serüven nasıl başlamıştı, 'İstanbul'da nasıl
bir değişim meydana geldi?
Esra Aliçavuşoğlu: 1992'nin nisan ayında 'İstanbullu Kim' sorusunun
sorulduğu bir dosya konusuyla yayın hayatına başladık. Biz bu kentte yaşayan
herkes için bir kent belleği oluşturmayı amaçlıyoruz. Her sayıda bir
konuyu veya bir sorunsalı işliyoruz. Ele aldığımız dosya konusunda konunun
taraflarını, akademisyenleri ve İstanbul üzerine düşünen, kaygılanan
insanları bir araya getirmeye çalışıyoruz. Bu konuları işlerken kentin,
İstanbul'un geçmişi ve şimdiki durumuyla sınırlandırmıyoruz kendimizi,
kentin geleceği hakkında da öngörülerde bulunmaya çalışıyoruz.
10 yıl önce İstanbul'a çok farklı bir durum hâkimdi. İnsanların
gelecek için ümitleri vardı, daha heyecanlıydılar. Geçen 10 yılda bu
heyecanlarını ufak ufak yitirmeye başladılar. Ama birçok şeyin olumlu
anlamda geliştiğini de söyleyebilirim. Mesela metro gibi...
Bu kentte yaşayanlar için bir kent belleği oluşturulması amaçlanıyordu...
Esra Aliçavuşoğlu: Hadi yaşadığı kentin tarihini bir yana bırakın,
şu gününü, sorunlarını bilmeyen binlerce insan var. İstanbul'u bir mekân
olarak kullanıyorlar. Tıpkı yatmadan yatmaya gidilen kör bir oda gibi... İstanbul'da
yaşayan insanların kentine sahip çıkması ve onu koruması gerekiyor. Çünkü
bu kentin korunmaya
ihtiyacı var. Artık daha müdahaleci olmayı amaçlıyoruz.
'Toplumsal Tarih' dalya derken bir değişiklikle karşımıza çıktı.
Değişikliğin sebebi nedir?
Mustafa Yolaç: '100. sayı çıkıyor, böyle bir fırsattan yararlanalım
da bir değişiklik yapalım' diye bir çaba içine girmedik. Bizi bu değişikliğe
iten birtakım zorunluluklar vardı. Derginin yazı ağırlığının Gülhane
Hattı Hümayunu ile 1950'lere kadar olan dönemi kapsaması bir tarih dergisi için
avantajlı bir durum değil. Biz de perspektifimizi ve dönemlerimizi genişletelim
diye düşündük. Avrupa Birliği'ne taraf olan Tarih Vakfı'nın bir yayını
olarak Avrupa'yı da dergimizin içine taşıyalım istedik. Bunun yanı sıra
bu değişikliği yaparken bari formatı da değiştirelim ki derginin görselliği
yazıların okunmasını kolaylaştırsın, meslekten akademisyenlerin, tarihçilerin
ilgi gösterdiği bir dergi olmayalım, ilgi alanı tarih olan bir sürü
insanla da kendi görüşlerimizi paylaşalım, onları üretmeye teşvik edelim
istedik.
Dergi tek başına tarihin veya tarihçiliğin nesnesi değil. Sözlü tarih
çalışmalarına, mikro tarih çalışmalarına yer verebileceğimiz ille büyük
teorileri tartışan değil, kendi içinde bir sözü olan alanlara yöneliyoruz.
Uzun yazılar yerine okumayı kolaylaştıran kısa yazılara yer vermeyi düşünüyoruz.
Bir anlamda dergi, popüler bilim yayıncılığına doğru bir çizgi
belirliyor kendine.
Bu da Toplumsal Tarih'in kimliğinin yeniden tanımlanması anlamına
gelmiyor mu?
Mustafa Yolaç: 'Toplumsal Tarih', 'Tarih ve Toplum'la 80'lerin ortasında
başlayan bir ekolün devamı. Şimdi böyle bir gelenek üzerine yeni bir bina
inşa etmeye çalışıyoruz. Biz artık kendimize yeni bir kulvar açmalıyız
diye düşünüyorum. Bu yapılanmanın Türkiye'de popüler bilim yayıncılığına
yeni bir tanım getirdiğini söylemek de mümkün. İçeriği ve içeriğin
vurguları bir grup meslekten tarihçiyi ilgilendiren değil, insanların doğrudan
yaşamını ve toplumu ilgilendiren unsurları kapsayan, bir taraftan da tarih
bağlamı olan ve tarihle iç içe geçen bir yayıncılık anlayışı geliştiriyoruz.
Bu değişimle siz de müdahaleci olacak mısınız?
Mustafa Yolaç: Derginin her sayısında oluşturacağımız dosya konusuyla
ülkenin gündemine doğrudan müdahale eden, hatta kendisi gündem oluşturan,
tarih-nostalji bağlantısını kıran, bugünümüzü oluşturan öğelerin
tarihsel kökenlerini anlamaya çalışan bir bakış açısından hareket edeceğiz.
Radikal
|