|
Sınırımızdaki Canavarlar...
Ermenistan halkı yıllardır zor durumda... Ekonomik bunalım,
yoksulluk ve işsizlik, bu komşu ülkedeki insanların yakasını bırakmıyor...
''Diaspora'' denilen, dünyaya yayılmış ''tuzu kuru'' Ermeni tüccarların
ikide bir ''ırkçı ve şöven'' çıkışlarıyla unutturmaya çalıştıkları
bu gerçek, başkent Erivan 'da bile tüm çıplaklığıyla gözleniyor...
Kafkasya'nın bu güzel kentine gitmek hâlâ nasip olmadığı için görüp
gelen tüm tanıdıklara soruyorum:
''- Fotoğraflarından biliyorum ki tıpkı Bakû gibi, Tiflis gibi çok özenli
ve zarif bir kent... Acaba tarihi kimliğini korumak için neler yapıyorlar?..''
Başta, arkadaşımız Leyla Tavşanoğlu olmak üzere, hemen herkesin ortak
yanıtı şöyle: ''- Paraları yok ki yeni bina yapmak için eskileri yıksınlar...
Ama, olsa bile bunu yapmazlar.. Çünkü kültürlerine bağlılar. Erivan da
bakımsızlığın doruğunu yaşıyor...''
Pusudaki felaket
İşte bu dramatik gerçeğin, sadece Ermenistan halkını değil, bizim özellikle
Kars ve Iğdır halkıyla, Gürcüleri ve hatta Azerbaycanlı kardeşlerimizi de
artık ''yaşamsal'' düzeyde ''tehdit'' eden bir başka sonucu var ki o da
''Metzamor Nükleer Santralı'' ...
Iğdır'a çıplak gözle bile görülebilecek kadar yakın, Kars'ın ise
adeta yanıbaşında gibi duran, 1970'lerin sonlarından bu yana adeta
''pusudaki bir canavar'' gibi faaliyet gösteriyor.
Eski teknolojiyle ve üstelik ''fay'' üzerinde inşa edildiği için sürekli
''risk'' içinde çalıştırılan Metzamor'un, aynı bölgedeki 1988 depreminin
ardından Ermenistan'da yapılan protestolar nedeniyle iki reaktörü devreden
çıkartılmış...
1995'te yeniden yüksek kapasiteyle çalıştırılmaya başlanması üzerine
de Türkiye buna ''seyirci'' kalırken Avrupa Birliği (AB) sesini yükseltmiş
ve çok sayıda uyarılarla ''kaygılar'' dile getirilmiş...
Örneğin, aynı zamanda AB'nin Ermenistan temsilciliği görevini de yürüten
İngiltere'nin Erivan Büyükelçisi T. Marschall Jones diyor ki: ''Olası yeni
bir depremin anlamı artık burada nükleer kıyamettir...''
Yine bu ülkede bulunan İtalya Büyükelçisi P. Andrea Trabalza da şunları
ekliyor: ''Olasılık dahilindeki bir nükleer sızıntı gerçekleşirse, bölgede
kimse kurtulamaz...''
'Karslı' Hoca uyarıyor
Bütün bu uyarılar üzerine harekete geçen Kars Kent Konseyi, yıllardır İtalya'daki
Ferrara Üniversitesi 'nde araştırmalarını sürdüren ve ''hemşerileri''
olan Prof. Dr. Hayrettin Kılıç 'ın Kars'a gelişini organize ederek nükleer
santrallar ve Metzamor konusunda bir konferans vermesini sağladı.
18 Ocak 2003'te Kafkas Üniversitesi'nde halkı ve tüm ülkemiz kamuoyunu
aydınlatan Kılıç'ın anlattıkları müthişti... Ermenistan'daki iki
santralın, Bulgaristan'daki 3 santralla birlikte, dünyadaki 400 nükleer
santralın ''en kalitesizleri'' arasında yer aldıklarını belgeleriyle açıkladı.
Bu nedenle, Kent Konseyi'ne ve Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlu 'na
sadece Karslıların ve Iğdırlıların değil, herkesin teşekkür etmesi
gerek... Özellikle Edirne Belediye Başkanı Cengiz Varnatopu 'nun da Prof. Kılıç'ı
Edirne'ye davet ederek ondan ''Bulgaristan'daki canavarlar'' hakkında bilgi alınmasını
sağlaması çok yararlı olacak...
Bütün bunlardan sonra ise görev Türk hükümetine düşüyor. İmzamız
bulunan uluslararası sözleşmelere dayanarak harekete geçmek için tam zamanı
değil mi?.
Örneğin, yoksul Ermenistan'a ''elektrik desteği'' verilerek bile bu
beladan kurtulmalarına yardımcı olunamaz mı?
Sadece Karslılar ve Edirnelilerin geleceği için değil Ermenistan, Gürcistan,
Azerbaycan ve Bulgaristan halkının da esenliğini savunan bir uluslararası çıkış,
bu ülkelerin halkları ve aydınlarıyla birlikte dünyadan da büyük destek
alacaktır...
Cumhuriyet - Oktay Ekinci
|