|
Bir yanda para bir yanda doğa
Hükümete doğal, tarımsal, kültürel, tarihsel
varlıkları hatta milli parkları bile maden sahası ilan etme yetkisi
veriliyor
Maden işletme faaliyetinde Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu alınması
zorunluluğunu kaldıran, Bakanlar Kurulu'na ülkenin doğal, tarımsal, kültürel,
tarihsel varlığı ve zenginliklerini maden sahası ilan etme yetkisi veren
tasarı, yeniden gündemde.
Geçen hükümet döneminde hazırlanan ancak seçimler dolayısıyla kadük
kalan tasarı, Başbakan Abdullah Gül tarafından yenilendi. Tasarı, çarşamba
günü Sanayi Komisyonu'nda görüşülecek. Hükümetin, 'sektörün canlandırılması,
maden arama ve işletmesinde bürokrasinin azaltılması' gerekçeleri ile
savunduğu tasarıya, sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları karşı
çıkıyor.
160 yeni maden alanı
Tasarıyla maden tanımı yeniden yapılıyor ve 160'ın üzerinde maden, yasa
kapsamına alınıyor. Bu çerçevede, tuğla ve kiremit gibi ev yapımında
kullanılan malzemeler de yasa kapsamına sokuluyor. Tasarı bununla birlikte
Bakanlar Kurulu'na, tasarıda sayılmayan madenleri de yasa kapsamına alma
yetkisi veriliyor.
Tasarı, madenlerin üzerinde tesis olunan ilk müracaat, arama ve ön işletme
ruhsatının hisselere bölünmeyip, bütün olarak işlem göreceğini hükme
bağlıyor. Ancak işletme ruhsatları ve buluculuk hakları, rezerv kaybına
neden olmayacak şekilde ve ekonomik olarak ayrı işletilmesinin olanaklı
olması halinde, bölünerek ayrı ruhsatlara bağlanabilecek.
Tasarıyla 'orman, ağaçlandırma alanları, milli park, tabiatı koruma
alanı, tarım alanları, mera alanları, su havzaları, karasuları, sit
alanları ve turizm bölge, alan ve merkezleri', Bakanlar Kurulu kararıyla
maden sahaları haline getirilebilecek. Kurumun izin vermesi halinde askeri bölgeler
de maden sahası yapılabilecek. Tasarıya göre, ruhsat ve onay için 15 günlük
süre tanınıyor ve üretim yapılmadan yürütülecek maden arama faaliyeti ÇED'e
tabi tutulmuyor. Madenler için Enerji Bakanlığı'nın görüşü yeterli.
'Su havzaları bile tehlikede'
Sivil toplum örgütleriyle meslek kuruluşları ise tasarıya karşı çıkıyor.
Eleştirilerin odağında maden işletme faaliyetinin ÇED kapsamı dışına çıkarılması
var.
Bu düzenlemeyle Bergama'da olduğu gibi ruhsata bağlanmış madencilik
faaliyeti çevreye zarar verse de, yargı kararıyla faaliyetinin durdurulmasının
önüne geçilmek istendiği ifade ediliyor. İstanbul su havzalarının bile
madencilik işletmesine açılacağını vurgulanıyor. Tasarıyla koruma
kurullarında bakanlık temsilcisi sayısının artırılmasının da kültür
ve tabiat varlıklarının bilimin değil bakanlık temsilcilerinin insafına
terk edilmesi sonucunu doğuracağı öne sürülüyor.
Radikal
|