reklam

05 Mayıs 2003 Pazartesi
Ana Sayfa > Haberler

İstanbul'da 5 bin bina çöker

Her deprem sonrasında ''yaralarını sarmaya çalışan'' Türkiye, gereken somut adımların atılması halinde bu ''yaraları'' hiç almayabilirdi. Uzmanlar, öncelikle toplumsal duyarlılığa ihtiyaç olduğunu vurgulayarak her depremin bir kentin yeniden yapılanması için önemli bir fırsat olduğunun, ancak İstanbul'un bu şansı da elinden kaçırdığının altını çiziyorlar.

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erdik , İTÜ Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celal Şengör , BÜ Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Aktar sorularımızı yanıtlamaya devam ediyor.

- Türkiye'nin, bugün geldiği noktada depremin toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini değerlendirir misiniz?

'Deprem=çadır'
Depremden o kadar çok insan mağdur oldu, fakat hemen hemen hiç tepki yok. Neden tazminat davaları açılmıyor? Barolar, avukat grupları toplumu yönlendirip aydınlatabilir. Bingöl depremi örneğinden yola çıkarak okulda çocuğu ölen her vatandaş hukuki olarak hakkını aramalı. Acil yardım ve kurtarma çalışmaları açısından oldukça iyi duruma geldik. Bir önceki deprem sonrasında yaşadığımız sorunların büyük bölümünü yaşamayız. Bu büyüklükte bir deprem sonrası İstanbul'da, Bingöl'deki okul gibi çökecek bina sayısı 3 bin-5 bin civarında. Bu yüzden büyük bir deprem sonrası acil yardım ve kurtarma çalışmaları çok şey ifade ediyor. Bizde ''deprem=çadır'' olarak algılanıyor. Ve herkes yardım bekliyor. Ancak deprem sigortası hak sahipliği sistemini kaldırıyor. Fakat İstanbul'da zorunlu deprem sigortası yüzde 20 civarında uygulanıyor.

'Diplomalı cahiller yönetiyor'
- Depremler Türkiye'nin bilimle olan ilişkisini nasıl etkiledi?

PROF. DR. CELAL ŞENGÖR - Eski alışkanlıklarımızdan bir türlü kurtulamıyoruz. Örgütlenmenin temelinde bilim yatar ama bizde bilim işlemiyor. İnşaat mühendislerinin sesini duyurabilmesi için siyasi irade ile aynı dalga boyunda olması gerekiyor. Bizi 'diplomalı cahiller' yönetiyor.

- Deprem riskine karşı Türkiye genelinde kısa vadede neler yapılması gerekiyor?

Türkiye'nin deprem konusunda politikalarının olması gerekiyor. Öncelikle tüm okullar elden geçirilmeli. İçinde üniversitelerden meslek odalarından, sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin bulunduğu ''Bağımsız Denetim Kurumu'' oluşturulmalı. İstanbul'da köprülerin durumu iyi. 30'a yakın köprünün güçlendirilmesi için çalışmalara başlandı. Hastaneler için de girişimler var. Okulların gereğinden fazla sağlam olması gerekiyor. Halkın bilinçlenmesi de şart. Yurttaşlar kullandığı her şeyde TSE garantisi istiyor. O zaman her veli çocuğunun depremde yıkılmayacak bir okula göndermeyi de istemesi gerekiyor. Veli dayanışması çok önemli. İstanbul için hazırladığımız master planı tamamlanmak üzere. Elde ettiğimiz verilere göre İstanbul'un Merter, Zeytinburnu, Sultanahmet gibi yerleşimleri iç içe geçmiş çok sıkışık bir yapıya sahip. İstanbul'un kuzeyine doğru cazip alanlar açılmalı. Evlerin tek tek tamir etmek güçlendirmek de yeterli değil rehabilitasyona ihtiyaç var.

'Yıkımların olacağı yerler belli'
Deprem aynı zamanda bir kentin yeniden yapılanması için büyük fırsattır. 1999'da bu fırsatı kaçırdık. Elimizde hâlâ planlar yok. Yönetmeliklerin değişmesi gerekiyor. İstanbul'da 5 bin binanın çökeceğini öngörüyoruz, az çok hangi bölgeler olacağını da biliyoruz. Bu 5 bin bina için bir an önce somut adım atılmalı.

ŞENGÖR - Yer bilimi açısından Türkiye'nin tüm sismograf ağı geniş ve sağlıklı bir hale getirilip tek elde toplanmalı.

'Yasalar aceleyle çıkarıldı'
Prof. Dr. Mustafa Aktar da depremin siyasal yansımalarını ve toplum bilim ilişkisini şöyle anlattı:

''1999'dan sonra çok sayıda yasa çıktı. Bu, eksikliklerin kabul edilmesi anlamına da geliyor. Yasaların çıkıyor olması belli bir boşluğun kabul edildiğini gösteriyor. Bu olumlu bir gelişme. Ama yasaların amaca uygunluğu tartışılır. Genel olarak bu yasalar pek çok ihtiyaca yanıt vermiyor. Zorunlu deprem sigortası, acil durum yönetim ile ilgili yasaların içeriği, ayrıntıları bu durumda daha da önem kazanıyor. Yasaların çoğu aceleyle çıkarıldı. Yasaların başarısız olması ya da öyle olacağının düşünülmesi sade yasa yapıcılardan kaynaklanmıyor. 

Türkiye'nin heterojen bir yapısı var. Tek bir yasa ile birçok sorunun çözeleceğini düşünmek ütopiktir. Sorunların bazı yerlerde, merkezi bazı yerlerde yerel olarak çözülmesi gerekiyor. Bu iki paradigma arasında gidiş gelişler var. Yerel yetkilerin arttırılması konusunda ortaya çıkmış yeni bir model yok. Merkezi olduğunda denetim zorlaşıyor. Yerel olduğunda da teknik yetersizlikler ortaya çıkıyor. Aslında ana bir model yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı. İhale Yasası'nda var olan üst kurul kavramı bunu sağlayabilir. Üst kurulu, mutlak suretle Ankara'daki siyasi rüzgârın etkisinde kalmayıp kamu tüzel kişiliği oluşturmalı. 

İdari ve mali yönden özerkliği bulunan bir kurumun daha kalıcı, sağlıklı politikalar üreteceğine inanıyorum. Zorunlu deprem sigortası da bu konunun supabıdır. Deprem sayesinde Türkiye'de ilk kez bilime ihtiyaç duyuldu. Ancak medyada özellikle yer bilimciler arasındaki tartışmalar, bir bilgi enflasyonuna yol açtı. Tartışırken bilimi batırmamak gerekir. Medyada bu durumu sömürme eğilimi var. Toplum ilk defa bilimle barışıyor, küserse çok zor barışırız. Bence yerbilimciler depremle ilgili görevini yerine getirdi, şimdi bayrağı siyasiler ve idareciler almalı.''

Aktar, deprem riskine karşı alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:
''Deprem riskini en aza indirmek için uzun vadeli önlemler gerektiriyor. Şehirleşme, mikrobölgeleme, yapılaşma ve mevcut yapı stoğunun elden geçirilmesi konuları ele alınmalı. Kamu tüzel kişiliğine sahip siyasi baskılardan uzak bir üst kurulun bu konularda gerçekçi politikalar üretebileceğine inanıyorum. Afet yönetimi ile ilgili önlemler ise daha kısa vadede yanıt verir. Deprem sonrası acil yardım çalışmalarının tek elde toplanması gerekiyor.''
Cumhuriyet

 

Mayıs 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04
05 06 07 08 09 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Personel arayanlar, iş arayanlar, ilan vermek isteyenler, artık Arkitera Kariyer sayfalarında buluşuyor.

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz