reklam

05 Mayıs 2003 Pazartesi
Ana Sayfa > Haberler

Hastaneler Allah'a emanet

Dünya Bankası'nın desteklediği proje kapsamında İngiliz Laing-Owen Williams şirketi tarafından yapılan incelemede, "6.5 şiddetindeki bir depremde hastanelerin durumu ne olur" sorusunun yanıtı arandı, ürkütücü sonuçlara ulaşıldı

Erzincan'da 1992'de yaşanan deprem sonrası "Hastane ve Okulların Depreme Dayanıklılığı Projesi'ne" Dünya Bankası'nın finansör olmasıyla pilot bölge seçilen İstanbul ve İzmir'de çalışmalar 1998 yılında başladı. İlk etapta kamuya ait hastanelerin 6.5 şiddetinde bir depreme dayanıklılığın ölçülmesi amaçlandı. Dünya Bankası projeyi İngiliz Mühendislik Müşavirlik Firması Laing-Owen Williams'a verdi. Bu projenin bilimsel gözetimini ise Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü üstlendi. İngiliz firmaya mensup mühendisler önce İstanbul'daki 26 hastanede incemelerde bulundu. Ekip, 1999 yılı ortalarında İzmir'e geldi. İzmir ve ilçelerindeki 30 hastanenin bu proje kapsamında incelenmesine karar verildi.

İnceleme yapıldı
İzmir'deki hastaneler hakkında incelemeye zemin çalışmasıyla başlayan uzmanlar, binaların zemininden örnekler alıp "gevşekliğini" inceledi. Ardından binanın mimari özellikleri ve taşıma gücüne bağlı olarak temel incelendi. Bir sonraki etapta binalardan beton örnekleri alan uzmanlar, bunu laboratuvar ortamında basınç testine tabi tuttu.

Beton örnekleri, bölgenin depremselliği ve zemin yapısı, binanın mimari özellikleri ve kolonların taşıma gücüyle karşılaştırıldı. Projesi olmayan eski yapıların demir rölevesi çıkarıldı. Ortaya çıkan tüm veriler bilgisayar ortamında 6.5 şiddetindeki bir deprem yaratılarak yeniden değerlendirildi.

28'i güçlendirilmeli
İnceleme sonunda elde edilen bilgilerle binaların deprem dayanımı ve güçlendirilmesi konusunda bir proje hazırlandı.

Ortaya çıkan manzara İzmir için hiç de iç açıcı olmadı. Tarih boyunca onlarca depremle yıkılan ve yeniden kurulan, 1. derece deprem kuşağındaki İzmir'de incelenen 30 hastanenin 28'inde "güçlendirme" çalışması gerektiği ortaya çıktı. Bu sonuç kısaca, İzmir'deki hastane binalarından yüzde 70'inin "Depremde riskli yapı" olduğunu ortaya koydu.

En büyükler, en kötü
Deprem dayanımları incelenen 30 devlet, SSK, belediye, üniversite ve ordu hastanesinin içindeki 321 binadan 225'i hakkında güçlendirme projesi hazırlandı.
Hazırlanan raporun ortaya koyduğu en çarpıcı noktalar ayrıntılara girince belli oldu. Ege bölgesinin en büyük hastanelerinden birisi olarak kabul edilen Atatürk Devlet Hastanesi'nin 6 binasının tamamını güçlendirmek gerekiyordu. Behçet Uz Çocuk Hastanesi, Karşıyaka Devlet Hastanesi, Diş Hastanesi, Eşrefpaşa Belediye Hastanesi'nin hemen her binasının güçlendirilmesi öngörülüyordu. İncelenen hastaneler arasında bir deprem karşısında risksiz bulunan ve güçlendirilmesine gerek duyulmayan iki hastane ise Bornova Trafik Hastanesi ve Çeşme Alper Çizgenakat Devlet Hastanesi oldu.

34 trilyon gerekiyor
Olası bir depreme karşı güçlendirilmeleri istenen 28 hastanenin proje maliyeti ise inşaat mühendislerinin araştırmalarına göre 34 trilyon lirayı buluyor. İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Muzaffer Tunçağ, hesapladığı bu rakamın 25 trilyon lirayı Kordon'daki dolguya harcayan İzmir için çok fazla olmadığını belirtti. Güçlendirilmesi gereken her binanın ortalama 3 bin metrekarelik bir alana sahip olduğunu öngören Tunçağ, basit bir hesaplamayla 225 binanın 675 bin metrekare alanı bulunduğunu, her metrekare için 50 milyon lira harcandığı gözönüne alınırsa toplam maliyetin 34 trilyon lira gibi bir rakama karşılık geldiğini ifade etti. Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş, hazırlanan raporun ardından ilginç yaklaşımlarıyla yine kendini gösterdi. 

Raporu ve Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Ahmet Mete Işıkara'nın devlet hastanelerinin depreme dayanıklı olmadığı yönündeki açıklamalarına ilişkin olarak, "Hastaneler en son yıkılacak. Bundan emin olabilirsiniz" diyen Durmuş, şöyle konuştu: "Hastanelerimiz hakkında üniversitelerimizdeki bilim adamlarının hazırladığı raporlar elimizdedir. Buna rağmen bu açıklamaları, raporu hazırlayanlar yapmazken, sorumlu olmayanların konuşması kabul edilemez. Biz gerekli tedbirleri alıyoruz. İstanbul'da depreme dayanıklı yeni hastaneler oluşturma çabasındayız. Bence yeni bir depremde acaba hangi binalar yıkılacak diye araştırma yapsalar daha iyi olur"

Raporların hazırlandığı sırada İzmir İl Sağlık Müdürlüğü görevinden bulunan Recep Gür Ustaoğlu ise, kendisine gönderilen depreme dayanıklılık projelerini mali olarak güçlerinin yetmediğini belirterek dönemin Valisi Alaaddin Yüksel'e sundu. Ancak, Valilik veya Özel İdare bütçesi de 34 trilyon gibi bir rakamı finanse edemeyeceği için hastanelerin sağlamlaştırılması gündemden kalktı.

Ne yapılması gerekiyor?
Proje hazırlanan 225 binanın en önemli noksanlığı temel ve taşıyıcı güçlerde (kolonlar) yoğunlaşıyor. Normal yapı standardından yüzde 50 daha güçlü olmaları istenen hastanelerin temelleri açılıp beton perde denilen yöntemle ya da çeşitli tekstil malzemeleriyle sarsılmalarının önlenmesi planlanıyor. Binanın sallanması halinde daha az sarsılması için yapılacak ikinci çalışma kolonlarla ilgili. Varolan kolonların demir oranı yükseltilerek ya da kolonların çelik konstrüksiyon benzeri yöntemlerle desteklenmesi sağlanarak binanın sallansa bile çökmesi engellenecek. İngiliz şirketin hastaneler hakkında hazırladığı projede tüm detaylarıyla yer alan sağlamlaştırma projeleri TOKİ'de bulunurken kimse tam içeriğini de bilmiyor. Ancak inşaat mühendislerinin hastaneler için işaret ettiği en riskli bölümü temel inşaatı oluşturuyor.

Sağlık Müdürü raporu bilmiyor
İzmir İl Sağlık Müdürü Levent Kıdak rapor hakkında bilgiye sahip olmadığını, ancak hazırlandığı dönemde basında çıkan haliyle "duyduğunu" söyledi. Kıdak, "Ben bu raporu zamanında basından takip ettim. Detaylı bilgiye sahip değilim. Arkadaşlarıma soracağım" diye konuştu.

Bizim hastane oldukça sağlam
Araştırmasına göre tüm binalarının güçlendirilmesi gerektiği ortaya çıkan Atatürk Devlet Hastanesi'nin Başhekim Vekili Mustafa Cirit, hastanelerinin depreme dayanıklı olduğunu savundu. Cirit, "Bu beton ve demir kısmı çok iyi. Belki bu bina yapılırken çok el değiştirmiş. Ama 5.6'lık deprem sonrasında Bayındırlık İl Müdürlüğü yetkililerini davet ettik ve binamızın çok sağlam olduğunu öğrendik. Üstelik yumuşak olmayan taş zeminde bulunduğumuz için, zemin anlamında da şanslı olduğumuzu sanıyorum" diye konuştu.

Herhangi bir ödenek gelmedi
Karşıyaka Devlet Hastanesi Başhekimi Semih Uşaklıoğlu, hastane binasının görünen bir noksanlığı olmadığını, ancak yapılan incelemenin sonuçlarını bildiğini söyledi. Uşaklıoğlu şöyle konuştu:

"Araştırma sonucunda bize şu ana kadar herhangi bir ödenek gelmedi. Sanırım bu paralar Sağlık Bakanlığı ya da başka bir bakanlıktan ekstra olarak sağlanacak."

Hastaneler yıkılmamalı
Sağlık kurumlarının "mutlaka ayakta kalması gerektiği için" en güçlü yapısal özelliklere sahip olması gerektiğini belirten SSK Tepecik Hastanesi Başhekimi Tuncay Batur, şunları söyledi:

"Güçlendirme projesi olduğunu biliyoruz. Ama henüz yaşama geçirilmedi. SSK'nın 2003 istihkakında da bununla ilgili ödenek görülmüyor. Bildiğim kadarıyla temellerin açılarak, temel yerine yeni beton atılması öngörülüyor. Afet sırasında ayakta kalması gereken binalar olduğu için bu projelerin önemi tabii ki çok büyük."
Yeni Asır

 

Mayıs 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04
05 06 07 08 09 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Platform

"Yerel Yönetimler ve Mimarlık" tartışılıyor.

Forum'da başlayan tartışmaya şimdi katılmak için tıklayın.  Tartışma 12 Mayıs'ta İTÜ Mimarlık Fakültesi 109 No'lu Salon' da davetli konuşmacılar ile son bulacak.

Yönetici: İhsan Bilgin
Konuşmacılar:
Cem İlhan, Nevzat Sayın, Hasan Topal

Lamp 83' ün katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz