|
Hastaneler Allah'a emanet
Dünya
Bankası'nın desteklediği proje kapsamında İngiliz Laing-Owen Williams şirketi
tarafından yapılan incelemede, "6.5 şiddetindeki bir depremde
hastanelerin durumu ne olur" sorusunun yanıtı arandı, ürkütücü sonuçlara
ulaşıldı
Erzincan'da 1992'de yaşanan deprem sonrası "Hastane ve Okulların
Depreme Dayanıklılığı Projesi'ne" Dünya Bankası'nın finansör olmasıyla
pilot bölge seçilen İstanbul ve İzmir'de çalışmalar 1998 yılında başladı.
İlk etapta kamuya ait hastanelerin 6.5 şiddetinde bir depreme dayanıklılığın
ölçülmesi amaçlandı. Dünya Bankası projeyi İngiliz Mühendislik Müşavirlik
Firması Laing-Owen Williams'a verdi. Bu projenin bilimsel gözetimini ise Boğaziçi
Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği
Bölümü üstlendi. İngiliz firmaya mensup mühendisler önce İstanbul'daki
26 hastanede incemelerde bulundu. Ekip, 1999 yılı ortalarında İzmir'e geldi.
İzmir ve ilçelerindeki 30 hastanenin bu proje kapsamında incelenmesine karar
verildi.
İnceleme yapıldı
İzmir'deki hastaneler hakkında incelemeye zemin çalışmasıyla başlayan
uzmanlar, binaların zemininden örnekler alıp "gevşekliğini"
inceledi. Ardından binanın mimari özellikleri ve taşıma gücüne bağlı
olarak temel incelendi. Bir sonraki etapta binalardan beton örnekleri alan
uzmanlar, bunu laboratuvar ortamında basınç testine tabi tuttu.
Beton örnekleri, bölgenin depremselliği ve zemin yapısı, binanın mimari
özellikleri ve kolonların taşıma gücüyle karşılaştırıldı. Projesi
olmayan eski yapıların demir rölevesi çıkarıldı. Ortaya çıkan tüm
veriler bilgisayar ortamında 6.5 şiddetindeki bir deprem yaratılarak yeniden
değerlendirildi.
28'i güçlendirilmeli
İnceleme sonunda elde edilen bilgilerle binaların deprem dayanımı ve güçlendirilmesi
konusunda bir proje hazırlandı.
Ortaya çıkan manzara İzmir için hiç de iç açıcı olmadı. Tarih
boyunca onlarca depremle yıkılan ve yeniden kurulan, 1. derece deprem kuşağındaki
İzmir'de incelenen 30 hastanenin 28'inde "güçlendirme" çalışması
gerektiği ortaya çıktı. Bu sonuç kısaca, İzmir'deki hastane binalarından
yüzde 70'inin "Depremde riskli yapı" olduğunu ortaya koydu.
En büyükler, en kötü
Deprem dayanımları incelenen 30 devlet, SSK, belediye, üniversite ve ordu
hastanesinin içindeki 321 binadan 225'i hakkında güçlendirme projesi hazırlandı.
Hazırlanan raporun ortaya koyduğu en çarpıcı noktalar ayrıntılara girince
belli oldu. Ege bölgesinin en büyük hastanelerinden birisi olarak kabul
edilen Atatürk Devlet Hastanesi'nin 6 binasının tamamını güçlendirmek
gerekiyordu. Behçet Uz Çocuk Hastanesi, Karşıyaka Devlet Hastanesi, Diş
Hastanesi, Eşrefpaşa Belediye Hastanesi'nin hemen her binasının güçlendirilmesi
öngörülüyordu. İncelenen hastaneler arasında bir deprem karşısında
risksiz bulunan ve güçlendirilmesine gerek duyulmayan iki hastane ise Bornova
Trafik Hastanesi ve Çeşme Alper Çizgenakat Devlet Hastanesi oldu.
34 trilyon gerekiyor
Olası bir depreme karşı güçlendirilmeleri istenen 28 hastanenin proje
maliyeti ise inşaat mühendislerinin araştırmalarına göre 34 trilyon lirayı
buluyor. İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Muzaffer Tunçağ,
hesapladığı bu rakamın 25 trilyon lirayı Kordon'daki dolguya harcayan İzmir
için çok fazla olmadığını belirtti. Güçlendirilmesi gereken her binanın
ortalama 3 bin metrekarelik bir alana sahip olduğunu öngören Tunçağ, basit
bir hesaplamayla 225 binanın 675 bin metrekare alanı bulunduğunu, her
metrekare için 50 milyon lira harcandığı gözönüne alınırsa toplam
maliyetin 34 trilyon lira gibi bir rakama karşılık geldiğini ifade etti. Dönemin
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, hazırlanan raporun ardından ilginç yaklaşımlarıyla
yine kendini gösterdi.
Raporu ve Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü
Ahmet Mete Işıkara'nın devlet hastanelerinin depreme dayanıklı olmadığı
yönündeki açıklamalarına ilişkin olarak, "Hastaneler en son yıkılacak.
Bundan emin olabilirsiniz" diyen Durmuş, şöyle konuştu:
"Hastanelerimiz hakkında üniversitelerimizdeki bilim adamlarının hazırladığı
raporlar elimizdedir. Buna rağmen bu açıklamaları, raporu hazırlayanlar
yapmazken, sorumlu olmayanların konuşması kabul edilemez. Biz gerekli
tedbirleri alıyoruz. İstanbul'da depreme dayanıklı yeni hastaneler oluşturma
çabasındayız. Bence yeni bir depremde acaba hangi binalar yıkılacak diye
araştırma yapsalar daha iyi olur"
Raporların hazırlandığı sırada İzmir İl Sağlık Müdürlüğü görevinden
bulunan Recep Gür Ustaoğlu ise, kendisine gönderilen depreme dayanıklılık
projelerini mali olarak güçlerinin yetmediğini belirterek dönemin Valisi
Alaaddin Yüksel'e sundu. Ancak, Valilik veya Özel İdare bütçesi de 34
trilyon gibi bir rakamı finanse edemeyeceği için hastanelerin sağlamlaştırılması
gündemden kalktı.
Ne yapılması gerekiyor?
Proje hazırlanan 225 binanın en önemli noksanlığı temel ve taşıyıcı güçlerde
(kolonlar) yoğunlaşıyor. Normal yapı standardından yüzde 50 daha güçlü
olmaları istenen hastanelerin temelleri açılıp beton perde denilen yöntemle
ya da çeşitli tekstil malzemeleriyle sarsılmalarının önlenmesi planlanıyor.
Binanın sallanması halinde daha az sarsılması için yapılacak ikinci çalışma
kolonlarla ilgili. Varolan kolonların demir oranı yükseltilerek ya da
kolonların çelik konstrüksiyon benzeri yöntemlerle desteklenmesi sağlanarak
binanın sallansa bile çökmesi engellenecek. İngiliz şirketin hastaneler
hakkında hazırladığı projede tüm detaylarıyla yer alan sağlamlaştırma
projeleri TOKİ'de bulunurken kimse tam içeriğini de bilmiyor. Ancak inşaat mühendislerinin
hastaneler için işaret ettiği en riskli bölümü temel inşaatı oluşturuyor.
Sağlık Müdürü raporu bilmiyor
İzmir İl Sağlık Müdürü Levent Kıdak rapor hakkında bilgiye sahip olmadığını,
ancak hazırlandığı dönemde basında çıkan haliyle "duyduğunu"
söyledi. Kıdak, "Ben bu raporu zamanında basından takip ettim. Detaylı
bilgiye sahip değilim. Arkadaşlarıma soracağım" diye konuştu.
Bizim hastane oldukça sağlam
Araştırmasına göre tüm binalarının güçlendirilmesi gerektiği ortaya çıkan
Atatürk Devlet Hastanesi'nin Başhekim Vekili Mustafa Cirit, hastanelerinin
depreme dayanıklı olduğunu savundu. Cirit, "Bu beton ve demir kısmı çok
iyi. Belki bu bina yapılırken çok el değiştirmiş. Ama 5.6'lık deprem
sonrasında Bayındırlık İl Müdürlüğü yetkililerini davet ettik ve binamızın
çok sağlam olduğunu öğrendik. Üstelik yumuşak olmayan taş zeminde
bulunduğumuz için, zemin anlamında da şanslı olduğumuzu sanıyorum"
diye konuştu.
Herhangi bir ödenek gelmedi
Karşıyaka Devlet Hastanesi Başhekimi Semih Uşaklıoğlu, hastane binasının
görünen bir noksanlığı olmadığını, ancak yapılan incelemenin sonuçlarını
bildiğini söyledi. Uşaklıoğlu şöyle konuştu:
"Araştırma sonucunda bize şu ana kadar herhangi bir ödenek gelmedi.
Sanırım bu paralar Sağlık Bakanlığı ya da başka bir bakanlıktan ekstra
olarak sağlanacak."
Hastaneler yıkılmamalı
Sağlık kurumlarının "mutlaka ayakta kalması gerektiği için" en
güçlü yapısal özelliklere sahip olması gerektiğini belirten SSK Tepecik
Hastanesi Başhekimi Tuncay Batur, şunları söyledi:
"Güçlendirme projesi olduğunu biliyoruz. Ama henüz yaşama geçirilmedi.
SSK'nın 2003 istihkakında da bununla ilgili ödenek görülmüyor. Bildiğim
kadarıyla temellerin açılarak, temel yerine yeni beton atılması öngörülüyor.
Afet sırasında ayakta kalması gereken binalar olduğu için bu projelerin önemi
tabii ki çok büyük."
Yeni Asır
|