reklam

17 Mayıs 2003 Cumartesi
Ana Sayfa > Haberler

Müze ve ören yerlerinin hali içler acısı

Türkiye'nin dört bir yanındaki müze ve ören yerleri "s.o.s" veriyor. Turist Rehberleri Birliği'nin (TUREB) Müzeler Haftası’nda bazı müze ve ören yerleriyle ilgili olarak hazırladığı rapora göre Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzeleri arasında olan Topkapı ve Ayasofya, en çok bilinen ören yerleri arasında olan Pamukkale, Bergama, Göreme çağdaş bir müze ve ören yerinden beklenenleri karşılamaktan oldukça uzak bulunuyor.

Turist Rehberleri Birliği (TUREB) üyelerine yönelik bir anketle müze ve ören yerlerini, yapıtların sunumu, güvenlik, çevre temizliği, işaretleme sistemleri, tuvalet ve danışma hizmetleri açısından değerlendirdi. Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Efes ve Afrodisyas ören yerleri, Bodrum Sualtı Müzesi, Antalya Müzesi başarılı örnekler arasında yer aldılar.

Müze ve ören yerlerine ziyaretçiler açısından da bakabilmenin avantajına sahip bulunan turist rehberleri, sürdürülebilir turizm açısından tarihi değerlerimizi daha iyi koruyabilmenin, çağdaş sunum teknikleriyle yenileyebilmenin önemini vurguluyorlar. Çağdaş canlandırma tekniklerinin kullanılması, başarılı ses ve ışık gösterileri, ok ve tabelalarla sağlanmış bilgilendirme hizmeti, alanda uzun süre kalmayı sağlayacak biçimde temel ihtiyaçların karşılanabilmesi, sergi vb. etkinliklerin sıkça düzenlenmesi, müze görevlilerinin eğitimi turist rehberlerinin önerileri arasında. 18 Mayıs’ta başlayacak olan Müzeler Haftası’nın gündeminde bu sorunlar yer alıyor.

İşte müze ve ören yerlerinin durumu:

Topkapı Sarayı Müzesi: Günde binlerce ziyaretçiye evsahipliği yapan İstanbul’un en gözde müzesi sayılabilecek Topkapı Sarayı’nda ziyaretçi girişinden ücret alımına, onarımlardan temizliğe dek tam bir keşmekeş yaşanıyor. Topkapı Sarayı’nın yaşanan sorunlardan dolayı turistlerde hayal kırıklığı yarattığını belirten rehberler müze çalışanlarının yeterince eğitimli olmadığını, onarımların bir türlü tamamlanamadığını, kışın yeterince ısıtılmadığını, kapalı mekanların havalandırılmadığını, tuvaletlerin ve işaretleme sisteminin yetersiz olduğunu aktarıyorlar. Topkapı Sarayı’nın bir başka sorunu da trafik ve tarihi daracık mekanlardan güçlükle içeriye alınan büyük otobüsler.

Ayasofya Müzesi: Dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalabilmiş en önemli anıtları arasında sayılan Ayasofya’da büyük sorun neredeyse 10 yıla yayılan onarımlar. Tarihi geçmişinin yanı sıra mimarisi, mozaikleri ile de günde binlerce turistin gezdiği Ayasofya 1935 yılından bu yana müze olarak işlevini sürdürüyor. Turist rehberleri iskelenin neredeyse 10 yıldır hiç kalkmadığını sadece yerinin arada bir değiştiğini, müze görevlilerinin olumlu yaklaşımlarına karşın sayılarının az olduğunu, danışma servisinin iyi işlemediğini, gişe önünde oluşan kuyruklara, yığılmaya çözüm bulunamadığını, iyi bir aydınlatmanın havayı çok daha etkileyici hale getireceğini belirtiyorlar. Bitmeyen onarımlar yapının temizliği önünde de engel. Tuvalet sorunu, burada ücretli olmasına rağmen çoğu müzedeki gibi aşılabilmiş değil.

Hierapolis-Pamukkale: Tarih boyunca sıcak su kaynakları nedeniyle Anadolu’nun belli başlı yerleşim yerleri arasında bulunan Pamukkale koruyamadığımız doğal güzelliklerin başında geliyor. Bilim insanlarına göre 14 bin yıl önce başlayan kireç tortusuna dayalı doğal oluşumlar, günümüzde hızla bozulup sararıyor, çözüme yönelik projeler ise bir türlü uygulamaya geçirilemiyor. Travertenlerin hemen yanında bulunan antik kent, Hierapolis yetersiz işaretleme sistemleri, kötü planlanmış yol ve otoparklarıyla dikkat çekiyor. Rehberler özellikle turist gruplarına ait arabaların antik kente giriş çıkışında karmaşa yaşandığını, özellikle tiyatro sahnesinin zaman zaman çöp içinde olabildiğini belirtiyorlar.

Göreme Açık Hava Müzesi :Olağanüstü güzellikteki doğal örtüye kurulmuş tarihi yapılar, gereken özenden yoksun. Güvenlik elemanları yetersiz olduğu için kiliseler yeterince korunamıyor, freskleri etkilememesi için fotoğraf çekilmemesi, kalabalık gruplar halinde girilmemesi gibi önlemlere çoğu kez uyulmuyor. Gezi düzeninin iyileştirilmesine, sunumda canlandırma gibi çağdaş tekniklerin kullanımına ihtiyaç duyuluyor. Çevre temizliğine gereken duyarlılığın gösterildiği ise söylenemez.

Perge Ören Yeri: Antalya’nın 18 km doğusunda yer alan ve kuruluşu İÖ 7. yüzyıla tarihlenen bu antik kent, kaderine terk edilmiş durumda. İçerde satıcılar kol geziyor, hayvanlar otlatılıyor. Güvenlik, çevre temizliği, danışma hizmetinin ihmal edilmiş olması ziyaretçilerin tepkisine yol açmakta. Önemli anıtların bulunduğu Perge, öncelikle destek verilmesi gereken ören yerlerinin başında geliyor. Turist rehberleri işaretlenmenin yenilenmesi gerekliliğine, iyi bir kafe ihtiyacına, satıcı, güvenlik sorunlarına çözüm bulunması gerektiğine dikkat çekiyorlar.

Bergama Akropol: İzmir’e 100 kilometre uzaklıktaki Bergama Akropol’ünün günümüzdeki durumu uygarlık tarihinin bu en eski yerleşimlerinden birine yakışmayacak nitelikte. Bakımsızlık, park yeri keşmekeşi, patikaların düzensizliği, zaman zaman mera olarak kullanılması yakınılan konuların başında geliyor.

Türkiye’nin en iyi durumdaki müzeleri

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi:Ankara Kalesi’nin Güneydoğu kıyısında bulunan ve iki Osmanlı yapısının birleştirilmesiyle oluşan müze, turist rehberlerinin gözdesi. Paleolitik çağdan başlayan Anadolu arkeolojisi koleksiyonunun yanı sıra, yapıtların çağımıza yakışır biçimde sergilenmesi, personelinin tutumu, çevre temizliği, işaretleme sistemi, tatil günlerinde bile sürdürülen hizmet anlayışı ile turist rehberleri ülkemizin en iyi müzelerinin ilk sırasına Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni yerleştirdiler. Öneriler ise çağdaş sunum tekniklerinden biri olan canlandırmanın eksik olması ve mekanın o zengin koleksiyona göre biraz dar oluşu.

Efes: Konumunun turizme son derece elverişli oluşu, kazı çalışmalarının görece hızlı ilerleyişi, sergi vb. etkinlikleri nedeniyle turist rehberleri eksikliklerine karşın Efes’in övgüyü hak ettiği kanısında. Efes’in en büyük zayıflığı işaretleme sistemi. Daha çağdaş sistemlere ihtiyacı bulunuyor. Görevlilerin yaklaşımı, çevre temizliği, tuvaletler, danışma servisi gibi konularda Efes geçer not aldı. Rehberler Efes’te ses ve ışık gösterileri yapılabileceğini, gezi güzergahının iyileştirilebileceğini, Liman Caddesi’nin ziyarete açılabileceğini, Türk vatandaşları için ziyaret ücretinin daha az olabileceğini belirtiyorlar.

Aphrodisias:Aydın Karacasu’da bulunan Aphrodisias antik kenti ve içinde yer alan müze, temiz ve düzenli oluşu, ören yeri ve müzenin bütünlüğü göz önünde bulundurularak en iyi durumdaki tarihi mekanlardan biri olarak değerlendirildi. 1979’da ziyarete açılan müzede İÖ 4 bin yıl öncesine uzanan eserler sekiz ayrı salonda yer alıyor. Ayrıca salonların dışında bahçede de pek çok eser bulunuyor.
Bodrum Sualtı Müzesi :Kendi türünde dünyanın en önemli ve büyük müzelerinden biri olan Bodrum Sualtı Müzesi, Bodrum kalesinin içinde yer alışı, içerik zenginliği ve koleksiyonun sergilenmesinde teknolojinin kullanımı ile bir müzeden beklenen pek çok şeyi yerine getiriyor. 1960’larda başlayan kazılar elde edilen pek çok yapıt doğayla iç içe bir ortamda sergileniyor.

Sadberk Hanım Müzesi :Büyükdere’de 19. yüzyıldan kalma iki ahşap villada kurulu müze çok temiz ve bakımlı. Türk süsleme sanatı örnekleri ve yeni eklenen arkeolojik koleksiyon bu özel müzede mükemmel bir aydınlatma ile sunuluyor. Turist rehberleri Sadberk Hanım Müzesini yapıtların sunuluşu, işaretleme sistemi açısından mükemmel, görevlilerin yaklaşımı, güvenlik, çevre temizliği, tuvaletler, danışma servisi açısından da iyi buluyorlar.

Antalya Müzesi: Çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak multivizyon vb. araçlarla donanımlı olan Antalya Müzesi yeni açılan salonları ile geniş ve ferah bir mekan. Dahası, müzede çocuk bölümü de bulunuyor. Anadolu'daki Roma mozaikleri ve mitolojisi için temel kaynaklardan biri olan Müze, 1922 yılında Süleyman Fikri Erten tarafından kurulmuş. Önceleri Kaleiçi'nde Alaaddin Camii daha sonra Yivli Minare'de faaliyet göstermiş, daha sonra bugünkü binasına taşınmış. Müze 12 sergi salonu ile bahçe ve açık galerilerden oluşuyor. Salonlarda Antalya topraklarının ilk insanla başlayan ve günümüze kadar kesintisiz süren binlerce yıllık öyküsü kronolojik ve yer yer didaktik sergilerle izlenebiliyor.

Rahmi Koç Müzesi:Geçmiş Rahmi Koç Müzesi’nde yepyeni biçimde sunuluyor. Günümüzün etkileşimli (interaktif) müzecilik anlayışını yaşama geçiren Müze, özellikle çocukların sevgilisi. Haliç kıyısında daha önceleri Lengerhane adıyla anılan Osmanlı dönemi demir ve çelik işçiliğinin mekanında bugün endüstrideki gelişmeler sergileniyor.
Hürriyet

 

Mayıs 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04
05 06 07 08 09 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Diyalog

Sibel Bozdoğan
20 Mayıs 2003 günü Diyalog bölümümüze konuk olacak.

Sibel Bozdoğan hakkında forumda başlayan tartışmaya katılmak için  tıklayın. 


Vitra - Artema'nın katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz