|
Müze ve ören yerlerinin hali içler
acısı
Türkiye'nin dört bir yanındaki
müze ve ören yerleri "s.o.s" veriyor. Turist Rehberleri Birliği'nin
(TUREB) Müzeler Haftası’nda bazı müze ve ören yerleriyle ilgili olarak
hazırladığı rapora göre Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzeleri
arasında olan Topkapı ve Ayasofya, en çok bilinen ören yerleri arasında
olan Pamukkale, Bergama, Göreme çağdaş bir müze ve ören yerinden
beklenenleri karşılamaktan oldukça uzak bulunuyor.
Turist Rehberleri Birliği (TUREB) üyelerine yönelik bir anketle müze ve
ören yerlerini, yapıtların sunumu, güvenlik, çevre temizliği, işaretleme
sistemleri, tuvalet ve danışma hizmetleri açısından değerlendirdi. Anadolu
Medeniyetleri Müzesi, Efes ve Afrodisyas ören yerleri, Bodrum Sualtı Müzesi,
Antalya Müzesi başarılı örnekler arasında yer aldılar.
Müze ve ören yerlerine ziyaretçiler açısından da bakabilmenin avantajına
sahip bulunan turist rehberleri, sürdürülebilir turizm açısından tarihi değerlerimizi
daha iyi koruyabilmenin, çağdaş sunum teknikleriyle yenileyebilmenin önemini
vurguluyorlar. Çağdaş canlandırma tekniklerinin kullanılması, başarılı
ses ve ışık gösterileri, ok ve tabelalarla sağlanmış bilgilendirme
hizmeti, alanda uzun süre kalmayı sağlayacak biçimde temel ihtiyaçların
karşılanabilmesi, sergi vb. etkinliklerin sıkça düzenlenmesi, müze görevlilerinin
eğitimi turist rehberlerinin önerileri arasında. 18 Mayıs’ta başlayacak
olan Müzeler Haftası’nın gündeminde bu sorunlar yer alıyor.
İşte müze ve ören yerlerinin durumu:
Topkapı Sarayı Müzesi: Günde binlerce ziyaretçiye evsahipliği yapan İstanbul’un
en gözde müzesi sayılabilecek Topkapı Sarayı’nda ziyaretçi girişinden
ücret alımına, onarımlardan temizliğe dek tam bir keşmekeş yaşanıyor.
Topkapı Sarayı’nın yaşanan sorunlardan dolayı turistlerde hayal kırıklığı
yarattığını belirten rehberler müze çalışanlarının yeterince eğitimli
olmadığını, onarımların bir türlü tamamlanamadığını, kışın
yeterince ısıtılmadığını, kapalı mekanların havalandırılmadığını,
tuvaletlerin ve işaretleme sisteminin yetersiz olduğunu aktarıyorlar. Topkapı
Sarayı’nın bir başka sorunu da trafik ve tarihi daracık mekanlardan güçlükle
içeriye alınan büyük otobüsler.
Ayasofya Müzesi: Dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta
kalabilmiş en önemli anıtları arasında sayılan Ayasofya’da büyük sorun
neredeyse 10 yıla yayılan onarımlar. Tarihi geçmişinin yanı sıra
mimarisi, mozaikleri ile de günde binlerce turistin gezdiği Ayasofya 1935 yılından
bu yana müze olarak işlevini sürdürüyor. Turist rehberleri iskelenin
neredeyse 10 yıldır hiç kalkmadığını sadece yerinin arada bir değiştiğini,
müze görevlilerinin olumlu yaklaşımlarına karşın sayılarının az olduğunu,
danışma servisinin iyi işlemediğini, gişe önünde oluşan kuyruklara, yığılmaya
çözüm bulunamadığını, iyi bir aydınlatmanın havayı çok daha
etkileyici hale getireceğini belirtiyorlar. Bitmeyen onarımlar yapının
temizliği önünde de engel. Tuvalet sorunu, burada ücretli olmasına rağmen
çoğu müzedeki gibi aşılabilmiş değil.
Hierapolis-Pamukkale: Tarih boyunca sıcak su kaynakları nedeniyle
Anadolu’nun belli başlı yerleşim yerleri arasında bulunan Pamukkale
koruyamadığımız doğal güzelliklerin başında geliyor. Bilim insanlarına
göre 14 bin yıl önce başlayan kireç tortusuna dayalı doğal oluşumlar, günümüzde
hızla bozulup sararıyor, çözüme yönelik projeler ise bir türlü
uygulamaya geçirilemiyor. Travertenlerin hemen yanında bulunan antik kent,
Hierapolis yetersiz işaretleme sistemleri, kötü planlanmış yol ve
otoparklarıyla dikkat çekiyor. Rehberler özellikle turist gruplarına ait
arabaların antik kente giriş çıkışında karmaşa yaşandığını, özellikle
tiyatro sahnesinin zaman zaman çöp içinde olabildiğini belirtiyorlar.
Göreme Açık Hava Müzesi :Olağanüstü güzellikteki doğal örtüye
kurulmuş tarihi yapılar, gereken özenden yoksun. Güvenlik elemanları
yetersiz olduğu için kiliseler yeterince korunamıyor, freskleri etkilememesi
için fotoğraf çekilmemesi, kalabalık gruplar halinde girilmemesi gibi önlemlere
çoğu kez uyulmuyor. Gezi düzeninin iyileştirilmesine, sunumda canlandırma
gibi çağdaş tekniklerin kullanımına ihtiyaç duyuluyor. Çevre temizliğine
gereken duyarlılığın gösterildiği ise söylenemez.
Perge Ören Yeri: Antalya’nın 18 km doğusunda yer alan ve kuruluşu İÖ
7. yüzyıla tarihlenen bu antik kent, kaderine terk edilmiş durumda. İçerde
satıcılar kol geziyor, hayvanlar otlatılıyor. Güvenlik, çevre temizliği,
danışma hizmetinin ihmal edilmiş olması ziyaretçilerin tepkisine yol açmakta.
Önemli anıtların bulunduğu Perge, öncelikle destek verilmesi gereken ören
yerlerinin başında geliyor. Turist rehberleri işaretlenmenin yenilenmesi
gerekliliğine, iyi bir kafe ihtiyacına, satıcı, güvenlik sorunlarına çözüm
bulunması gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Bergama Akropol: İzmir’e 100 kilometre uzaklıktaki Bergama Akropol’ünün
günümüzdeki durumu uygarlık tarihinin bu en eski yerleşimlerinden birine
yakışmayacak nitelikte. Bakımsızlık, park yeri keşmekeşi, patikaların düzensizliği,
zaman zaman mera olarak kullanılması yakınılan konuların başında geliyor.
Türkiye’nin en iyi durumdaki müzeleri
Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi:Ankara Kalesi’nin Güneydoğu kıyısında
bulunan ve iki Osmanlı yapısının birleştirilmesiyle oluşan müze, turist
rehberlerinin gözdesi. Paleolitik çağdan başlayan Anadolu arkeolojisi
koleksiyonunun yanı sıra, yapıtların çağımıza yakışır biçimde
sergilenmesi, personelinin tutumu, çevre temizliği, işaretleme sistemi, tatil
günlerinde bile sürdürülen hizmet anlayışı ile turist rehberleri ülkemizin
en iyi müzelerinin ilk sırasına Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni yerleştirdiler.
Öneriler ise çağdaş sunum tekniklerinden biri olan canlandırmanın eksik
olması ve mekanın o zengin koleksiyona göre biraz dar oluşu.
Efes: Konumunun turizme son derece elverişli oluşu, kazı çalışmalarının
görece hızlı ilerleyişi, sergi vb. etkinlikleri nedeniyle turist rehberleri
eksikliklerine karşın Efes’in övgüyü hak ettiği kanısında. Efes’in
en büyük zayıflığı işaretleme sistemi. Daha çağdaş sistemlere ihtiyacı
bulunuyor. Görevlilerin yaklaşımı, çevre temizliği, tuvaletler, danışma
servisi gibi konularda Efes geçer not aldı. Rehberler Efes’te ses ve ışık
gösterileri yapılabileceğini, gezi güzergahının iyileştirilebileceğini,
Liman Caddesi’nin ziyarete açılabileceğini, Türk vatandaşları için
ziyaret ücretinin daha az olabileceğini belirtiyorlar.
Aphrodisias:Aydın Karacasu’da bulunan Aphrodisias antik kenti ve içinde
yer alan müze, temiz ve düzenli oluşu, ören yeri ve müzenin bütünlüğü
göz önünde bulundurularak en iyi durumdaki tarihi mekanlardan biri olarak değerlendirildi.
1979’da ziyarete açılan müzede İÖ 4 bin yıl öncesine uzanan eserler
sekiz ayrı salonda yer alıyor. Ayrıca salonların dışında bahçede de pek
çok eser bulunuyor.
Bodrum Sualtı Müzesi :Kendi türünde dünyanın en önemli ve büyük müzelerinden
biri olan Bodrum Sualtı Müzesi, Bodrum kalesinin içinde yer alışı, içerik
zenginliği ve koleksiyonun sergilenmesinde teknolojinin kullanımı ile bir müzeden
beklenen pek çok şeyi yerine getiriyor. 1960’larda başlayan kazılar elde
edilen pek çok yapıt doğayla iç içe bir ortamda sergileniyor.
Sadberk Hanım Müzesi :Büyükdere’de 19. yüzyıldan kalma iki ahşap
villada kurulu müze çok temiz ve bakımlı. Türk süsleme sanatı örnekleri
ve yeni eklenen arkeolojik koleksiyon bu özel müzede mükemmel bir aydınlatma
ile sunuluyor. Turist rehberleri Sadberk Hanım Müzesini yapıtların sunuluşu,
işaretleme sistemi açısından mükemmel, görevlilerin yaklaşımı, güvenlik,
çevre temizliği, tuvaletler, danışma servisi açısından da iyi buluyorlar.
Antalya Müzesi: Çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak multivizyon
vb. araçlarla donanımlı olan Antalya Müzesi yeni açılan salonları ile
geniş ve ferah bir mekan. Dahası, müzede çocuk bölümü de bulunuyor.
Anadolu'daki Roma mozaikleri ve mitolojisi için temel kaynaklardan biri olan Müze,
1922 yılında Süleyman Fikri Erten tarafından kurulmuş. Önceleri Kaleiçi'nde
Alaaddin Camii daha sonra Yivli Minare'de faaliyet göstermiş, daha sonra bugünkü
binasına taşınmış. Müze 12 sergi salonu ile bahçe ve açık galerilerden
oluşuyor. Salonlarda Antalya topraklarının ilk insanla başlayan ve günümüze
kadar kesintisiz süren binlerce yıllık öyküsü kronolojik ve yer yer
didaktik sergilerle izlenebiliyor.
Rahmi Koç Müzesi:Geçmiş Rahmi Koç Müzesi’nde yepyeni biçimde
sunuluyor. Günümüzün etkileşimli (interaktif) müzecilik anlayışını yaşama
geçiren Müze, özellikle çocukların sevgilisi. Haliç kıyısında daha önceleri
Lengerhane adıyla anılan Osmanlı dönemi demir ve çelik işçiliğinin mekanında
bugün endüstrideki gelişmeler sergileniyor.
Hürriyet
|