reklam

23 Mayıs 2003 Cuma
Ana Sayfa > Haberler

Sit'lere dokunmayın, yakar!

AKP hükümetinin para bulmak bahanesiyle sit alanlarını yapılaşmaya açmayı tasarlaması sert tepkilere yol açtı. Ne kadar tepki gösterilse azdır!
Türkiye'yi gerçekten sevenlerin, torunlarına utanmayacakları bir ülke bırakmak isteyenlerin bu karanlık tasarıya var güçleriyle karşı çıkmaları
gerekir.

Dünyayı gezdikçe daha iyi anlıyorum: Türkiye hem çok şanslı hem de çok şansız bir ülke. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle çok şanslı bir ülke. Dünyanın pek çok ülkesiyle karşılaştırılmayacak kadar şanslı bir ülke.
Ama, şanssız bir ülke de. Dünyada bu doğal ve tarihi zenginliklerin bu kadar duyarsızca katledildiği, çirkin yapılaşmanın bu kadar azdığı, azdırıldığı bir ülke bulmakta da zorluk çekersiniz.
Pek az ülkenin zenginlikleri ve güzellikleri bizimki kadar gaddarca talan edilmiştir. Özellikle son 50 yıldan söz ediyorum.
İster cehaletle açıklayın, ister göçebelikle ya da yoksullukla, utanç verici bir durum söz konusu.

Bir ailenin, dedelerinden kalma antika porselen takımlarını oturak olarak kullanmasından farklı bir şey değil bu!
Geçen yaz, çok eski dostum Amerikalı bir çift ilk kez ülkemize geldi ve karış karış dolaştı. Pek çok şey onları olumlu biçimde etkiledi, ama yapılaşma konusundaki özensizlikten şaşkına döndüklerini gizlemediler. En güzel koyların, en ünlü tarihsel anıtların bile eğri büğrü 'yeni' yapılarla kuşatılmasına bir anlam verememişlerdi.

(Daha doğrusu vermişlerdi de, söyleyemediler: "Bu Türkler ne kadar duyarsız ve zevksiz insanlar. İnsan kendi ülkesine bu fenalıkları yapar mı!")
Yalnız bir yerde gördükleri içlerine sindi: Çanakkale savaşlarının yapıldığı tepelerdeki anıtların ve mezarlıkların çevresinde hiç yapılaşma olmayışı onları çok etkiledi. Artık bunu Milli Park'a mı borçluyuz, askerin titizliğine mi, yoksa Çanakkale'de çarpışmış diğer milletlerin şehitlik temsilciliklerinin duyarlılığına mı, bilemiyorum!

AKP'nin para yaratmak için hazırladığı yeni tasarıya göre 1. derece doğal sit alanları yüzde 6 sınırlamayla imara açılacakmış.
Sakın ha! Bu dünya güzeli ve önemlisi yerlerde yüzde 1 oranında dahi yapılaşmaya izin vermek bu alanların külliyen yok edilmesi demektir!
Kurul murul sökmez; daha önceki deneyimlerden biliyoruz: İstisnalar istisnaları kovalayacaktır, yüzde 1 oturma alanına ekler, müştemilatlar,
yollar, park alanları, şu bu eklenecektir ve o güzellik 5-10 yıl içinde gidecektir.
O zaman da, tıpkı ormanlar için işlenen cinayetin bir benzerine kapı açılmış olacak, yani 'sit alanı özelliğini kaybetmiş' alanların özel kişilere peşkeş çekilmesinin yasal zemini hazırlanacaktır.

1. derece tarihi ve doğal sit alanları için bugünün Türkiyesi'nde kesin yasak tek çaredir. Öyle bir yasak ki, istisna tanımıyorsun, kaçak yapılanı derhal yıkıyorsun ve yapanın yanına kar bırakmıyorsun!
Yoksa gider. Gitti gider, dahi gider! Kimse kendisini aldatmasın. Ve milleti aldatmaya kalkmasın!
Radikal - Haluk Şahin

 

Mayıs 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04
05 06 07 08 09 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Diyalog

John McAslan
27 Mayıs 2003 günü Diyalog bölümümüze konuk olacak.

John McAslan hakkında forumda başlayan tartışmaya katılmak için tıklayın. 


Vitra - Artema'nın katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz