|
Sit'lere dokunmayın, yakar!
AKP hükümetinin para bulmak bahanesiyle sit alanlarını
yapılaşmaya açmayı tasarlaması sert tepkilere yol açtı. Ne kadar tepki gösterilse
azdır!
Türkiye'yi gerçekten sevenlerin, torunlarına utanmayacakları bir ülke bırakmak
isteyenlerin bu karanlık tasarıya var güçleriyle karşı çıkmaları
gerekir.
Dünyayı gezdikçe daha iyi anlıyorum: Türkiye hem çok şanslı hem de çok
şansız bir ülke. Doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle çok şanslı
bir ülke. Dünyanın pek çok ülkesiyle karşılaştırılmayacak kadar şanslı
bir ülke.
Ama, şanssız bir ülke de. Dünyada bu doğal ve tarihi zenginliklerin bu
kadar duyarsızca katledildiği, çirkin yapılaşmanın bu kadar azdığı, azdırıldığı
bir ülke bulmakta da zorluk çekersiniz.
Pek az ülkenin zenginlikleri ve güzellikleri bizimki kadar gaddarca talan
edilmiştir. Özellikle son 50 yıldan söz ediyorum.
İster cehaletle açıklayın, ister göçebelikle ya da yoksullukla, utanç
verici bir durum söz konusu.
Bir ailenin, dedelerinden kalma antika porselen takımlarını oturak olarak
kullanmasından farklı bir şey değil bu!
Geçen yaz, çok eski dostum Amerikalı bir çift ilk kez ülkemize geldi ve karış
karış dolaştı. Pek çok şey onları olumlu biçimde etkiledi, ama yapılaşma
konusundaki özensizlikten şaşkına döndüklerini gizlemediler. En güzel
koyların, en ünlü tarihsel anıtların bile eğri büğrü 'yeni' yapılarla
kuşatılmasına bir anlam verememişlerdi.
(Daha doğrusu vermişlerdi de, söyleyemediler: "Bu Türkler ne kadar
duyarsız ve zevksiz insanlar. İnsan kendi ülkesine bu fenalıkları yapar mı!")
Yalnız bir yerde gördükleri içlerine sindi: Çanakkale savaşlarının yapıldığı
tepelerdeki anıtların ve mezarlıkların çevresinde hiç yapılaşma olmayışı
onları çok etkiledi. Artık bunu Milli Park'a mı borçluyuz, askerin titizliğine
mi, yoksa Çanakkale'de çarpışmış diğer milletlerin şehitlik
temsilciliklerinin duyarlılığına mı, bilemiyorum!
AKP'nin para yaratmak için hazırladığı yeni tasarıya göre 1. derece doğal
sit alanları yüzde 6 sınırlamayla imara açılacakmış.
Sakın ha! Bu dünya güzeli ve önemlisi yerlerde yüzde 1 oranında dahi yapılaşmaya
izin vermek bu alanların külliyen yok edilmesi demektir!
Kurul murul sökmez; daha önceki deneyimlerden biliyoruz: İstisnalar
istisnaları kovalayacaktır, yüzde 1 oturma alanına ekler, müştemilatlar,
yollar, park alanları, şu bu eklenecektir ve o güzellik 5-10 yıl içinde
gidecektir.
O zaman da, tıpkı ormanlar için işlenen cinayetin bir benzerine kapı açılmış
olacak, yani 'sit alanı özelliğini kaybetmiş' alanların özel kişilere peşkeş
çekilmesinin yasal zemini hazırlanacaktır.
1. derece tarihi ve doğal sit alanları için bugünün Türkiyesi'nde kesin
yasak tek çaredir. Öyle bir yasak ki, istisna tanımıyorsun, kaçak yapılanı
derhal yıkıyorsun ve yapanın yanına kar bırakmıyorsun!
Yoksa gider. Gitti gider, dahi gider! Kimse kendisini aldatmasın. Ve milleti
aldatmaya kalkmasın!
Radikal - Haluk Şahin
|