|
Siparişle cami ve müze soyulur!
Son altı ay içerisinde 10’a yakın müze, tarihi cami ve kilise hemen
hemen aynı yöntemlerle soyuldu. Edirne’den Diyarbakır’a kadar pek çok
ildeki müze ve camiden aynı döneme ait sikke, hat levha ve çini gibi paha biçilmez
eserler çalındı. Uzmanlar, müze ve camilerden çalınan eserler alt alta
konulduğunda ‘sipariş üzerine’ gerçekleşmiş hırsızlık eylemiyle karşı
karşıya olunduğunu belirtiyor.
Bu tezi doğrulayan en çarpıcı örnek Ankara ve Balıkesir’de yaşandı.
Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde 13 Aralık 2002’de yapılan sayımda H. Basri
Sökmen Koleksiyonu’ndan 116 adet sikkenin kaybolduğu tespit edildi. Çoğu
bakır ve altından oluşan Roma imparatorlarına ait bu seçme koleksiyonun müzeden
nasıl çalındığı ise anlaşılamadı. Hırsızlık olayını koleksiyonunu
müzeye bağışlayan H. Basri Sökmen ortaya çıkardı. Daha iyi korunması ve
ziyaretçilerin görmesi için sikke koleksiyonunu müzeye veren Sökmen,
sikkelerin çalındığını öğrendiğinde şaşkına döndü.
Polis, Etnoğrafya Müzesi’nden çalınan sikkeleri ararken, bu kez de bir
hırsızlık haberi Balıkesir’den geldi. Balıkesir müzesinde muhafaza
edilen yine Roma dönemine ait 67 adet sikkenin 31 Ocak 2003’teki sayımda
yerinde olmadığı anlaşıldı. Uzmanlar, her iki müzeden çalınan eserlerin
Roma dönemine ait olduğuna dikkat çekti.
Sipariş usulü hırsızlıklar, müzelerin yanında cami ve kiliselerde de
yaşanıyor. İstanbul Kadıköy’deki tarihî Feneryolu ve Sahrayı Cedid
camilerinden bir ay arayla çalınan hat levhalar, camilerin de müzeler gibi
korumasız olduğunu gözler önüne serdi. ‘İbret vesikası’ gibi tarihe
geçen bir başka soygun olayı ise şöyle gerçekleşti: 5 Ocak 2003’te İstanbul
Beşiktaş’taki Vişnezade Camii’nden bir adet hat levha çalındı. Bundan
bir hafta sonra yine aynı döneme ait sülüs tezhipli bir levha bu kez tarihi
Feneryolu Camii’nden kaçırıldı. Vişnezade Camii’nden gerçekleştirilen
hırsızlıktan iki hafta sonra Eminönü Yeni Camii Hünkar Kasrı’ndaki çiniler
kayıplara karıştı. Kazma ve kürekle yerlerinden sökülen 16. yüzyıl İznik
çinilerinin çalındığı haberi, basında çıktığı gün (23 Ocak 2003),
bu caminin birkaç yüz metre ötesindeki Emin Sinan Camii’nden iki hat levha
daha çalındı. İstanbul’un üç büyük ilçesinde yaşanan bu olaylar,
camilerin tıpkı müzeler gibi korunmasız olduğunu ortaya koydu. Diğer
yandan, aynı tür eserlerin çalınmasının üzerinde duran polise göre hırsızlıklar
belirli bir yerden organize ediliyor ve birileri siparişle çalıntı
koleksiyon oluşturuyor. Buna son bir örnek ise Edirne’deki tarihi Muradiye
Camii. Tarihî yapı, bir yıl içerisinde iki kez soyuldu. Geçen yıl caminin
son derece değerli İznik çinilerini çalan hırsızlar, bu kez de yapının
tarihî halılarını götürdü.
Son altı ay içerisinde gerçekleştirilen diğer hırsızlık olayları şöyle:
7 Ocak’ta Diyarbakır Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’nden bir adet yazma
İncil ve iki adet gümüş haç da çalındı. 13 Mart’ta Tokat’ın Niksar
ilçesi Cin Camii’nden bir adet kitabe kayıplara karıştı. Sanat tarihçileri,
paha biçilmez eserler birer birer kaybolurken şu ana kadar hiç kimsenin
yakalanamamış olmasını da dikkat çekici buluyor.
Zaman
|