reklam

23 Haziran 2003 Pazartesi
Ana Sayfa > Haberler

'Koca Sinan' Hapsedilince...

Ünlü İtalyan mimar Paolo Portoghesi yaptığımız bir söyleşide; ''Sinan'a dek İslam ve Batı mimarisi'' demişti, ''yüzyıllarca birbirinden kopuk, ayrı yollarda yürüdü. Sinan, sentezi yakalayan ilk mimardır. Bu anlamda mimari tarihinde 'tek' , 'özgün' ve çok 'özel' dir. Batı'da bu sentezi yakalayan başka mimar yok...''

Valide-i Atik Kulliyesi'ni gezerken Porteghesi'nin sözlerini hatırladım: Mimari tarihinde 'tek', 'özgün', 'çok özel'... Dünyada bir tane daha Sinan yok yani... Hesap edin...

Batı ve Doğu'nun bu en ''özgün'' , ''benzersiz'' mımarının son eseriymiş Valide-i Atik Kulliyesi. İnsan ne bekler? Bu büyük sanat eserinin özenle korunması, yaşatılması ve bir uygarlık mirası olarak gururla öne çıkarılmasını değil mi? Tam tersi olmuş. Olabilecek en akıldışı işlere tahsis edilmiş ''Valide-i Atik'' . Sonunda çürümeye ve yağmaya terk edilmiş. Yüreğimiz burkuldu gezerken.

Askeri depodan çöplüğe...
Yapıyı bir dönem askeri depo olarak kullanmışlar. Planları Mikelanj tarafından çizilen bir binayı ''askeri depo'' yapmak gibi bir şey bu. Cephane patlasa hani, uçup gidecek... Ama ne gam? Sonra daha iyi bir fikir bulmuşlar ve burayı ''akıl hastanesi'' yapmışlar. ''Dışardaki deliler, içerdekilerden fazla'' dedirtecek bu buluştan sonra da '70'li yıllarda ''Toptaş Cezaevi'' ve ''imam-hatip okulu'' olmuş ''Valide-i Atik'' ...

''Duvarların dili olsa da anlatsa'' türü bir öykü. Sonunda eser kaderine terk edilmiş. İçine tinerciler yerleşmiş. Çöplüğe dönüşmüş ve yağma edilmiş... Kubbelerin kurşun kaplamaları yok artık. Çalınmış. İçeri sızan yağmur suları, küf ve rutubet o güzelim kubbeleri, kemerleri, duvarları kemirmiş.

Sanatın en yücesinden, çöplüğe uzanan bu serüven sırasında oraya buraya rasgele ilaveler yapılmış. Cezaevi olduğu yıllarda bazı bölümlere ''kat çıkmışlar'' mesela. Topkapı Sarayı'nın kapısını andıran girişteki o muhteşem kubbenin altına ne idüğü belirsiz kulübeler eklemişler... Akıllarına estiğince... Hani depremlerde göçüp giden, sonra da mantar gibi aynı yerde biten apartmanlar var ya, onlar gibi... Rasgele bina muamelesi yapmışlar Sinan'ın eserine...

''Kendi Kültür Mirasınızı Nasıl Yok Edersiniz'' e dört dörtlük bir örnek ''Valide-i Atik'' ... Bilmediğimiz böyle başka ne örnekler var kim bilir? ''Valide-i Atik'' in öyküsünü de Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tunç Erem ve MÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Hüsamettin Koçan sayesinde öğrendik.

Prof. Erem ve Prof. Koçan yapıyı şimdi bir sanat ve kültür merkezine dönüştürme seferberliği içindeler. Uzun mücadelelerden sonra ''külliye'' yi nihayet üniversite gibi soylu bir kuruma kazandırmayı başarmışlar. Çöplüğü temizlemişler. Mekânı kullanılabilir hale getirmişler. Ve uluslararası bir öğrenci ''trienali'' açmışlar...

'Sinan'ın sentezi'
Büyük çabalar ve mutevazı imkânlarla bir araya getirilen bu ilk ''trienal'' çok açıdan çok etkileyici. Sinan'ın 16. yüzyıl mekânına yerleştirilmiş modern video tasarımları hem çarpıcı tezatlar içeriyor hem de geçmişle günümüz arasında kopan köprüyü yeniden kuruyor.

''Trienal'' e katılan genç sanatçılar kullandıkları görsel malzeme ile yapının ''belleğine'' , bu inişli çıkışlı tarihe vurgu yapıyorlar. Her türlü tahribata maruz kalmış bu değerli eseri düş gücü ve sanatla yeniden kucaklıyorlar. Klasik/çağdaş sanat arasındaki duvarları yıkıp ilginç bir ''sentez'' , ''bütünlük'' oluşturuyorlar. Yüzyıllar öncesinde Sinan zaten ''sentezi'' yakalamış olduğu için bu zor olmamış.

İmarethane, aşhane, şifahane, darül-kura, darül-hadis bölümlerinden oluşan ''külliyeden'' ayrılmadan önce asırlık ıhlamur ağaçlarının çevrelediği avluda biraz hayal kurdum. Burda bir klasik müzik konseri dinlediğimi düşledim. Yapının çeşitli bölümleri içinde iddialı bir ''Mimar Sinan Enstitüsü'' , ''sinema okulu'' , ''sinema müzesi'' , ''modern sanatlar müzesi'' , gençleri çeken albenili bir ''kahve'' ve İstanbul'un sık mekânları arasına girecek ''in'' bir ''restoran'' hayal ettim.

İş üç nalla bir ata, hayallerimizi gerçekleştirecek sponsorlara kalıyor bu durumda...

Sinan'ın son eserini İstanbul'un kültür yaşamına kazandıran Prof. Erem ve Prof. Koçan'a teşekkür ediyoruz. Üsküdar'daki ''Valide-i Atik'' külliyesini ve 27 Haziran'a dek açık kalacak ''trienali'' siz de görün.
Cumhuriyet - Nilgün Cerrahoğlu

 

Haziran 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01
02 03 04 05 06 07 08
09 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29

30

diğer aylar için tıklayın

Etkinlik

"Buluşma 7.5" 

İzmir'in tarihinin ve mimari kimliğininin yaşatılması, mimarlık öğrencileriyle birlikte çalışma ve tema doğrultusunda tartışma zemininin hazırlanması amaçlanan organizasyonun teması "KİMLİK-SİZ".

2 - 5 Temmuz 2003, 
DEÜ Mimarlık Fakültesi - İzmir

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz