reklam

24 Haziran 2003 Salı
Ana Sayfa > Haberler

Mimarlık Eğitiminde Yabancı Dil ve Yabancı Dille Eğitim

'Bu yabancı dilde yazılmış... Diğerlerinden önemli olmalı' İl Postino filminden.

Yurtdışındaki ilk zamanlarımda bir profesörle konuşurken ''Kusura bakmayın anlatmak istediğim şeyi tam olarak anlatabildim mi, bilmiyorum'' dediğimde, ''Dert etme, ben 65 senedir İngilizce konuşuyorum ve hâlâ çoğu zaman duygularımı, düşüncelerimi ifade ederken zorlanıyorum'' dedi. Tabii bir bakıma beni rahatlatmak için söylenmiş nazik bir cevaptı ama içindeki gerçek payı da az değildi.

Her ülkede o ülkenin dilinde üretilmiş süreli yayınlar vardır. Mimarlık alanında, Almanların Wettbewerbe Actuel'i, Japonların JA'sı, Fransızların Architecture d'Ajourdhoui'si, Macarların Epitesz Forum'u, Finlilerin Arkkıthtı'sı, Bulgarların, Danimarkalıların, Makedonların ve gelişmiş/gelişmemiş diğer ülkelerin mesleki yayınlarının çoğu -bir kısmı yalnızca özet sayılabilecek İngilizce metine yer vererek- kendi dillerinde çıkarılırlar ve dünyadaki önemli mimarlık okullarının kütüphanelerinde de sürekli olarak yer alırlar.

Bilindiği gibi atom bombasının bilgisini Amerika'ya getirenler tek satır İngilizce bilmeyenlerdir. Yine İngilizce bilmeden önemli orkestraları yönetmiş, sanat icra etmiş-bilim üretmiş insanların ''kendini ifade etme şansı buldukları ortam'' olduğu için Amerika yıllar yılı dünyanın dört bir tarafından-medeni Avrupa'dan bile insanların akın akın göç etiği ve yepyeni fikirlerin cirit attığı bir yer haline gelmiştir.

Dil sadece kendi köklerinden oluşmadığı için bu da ayrı bir zenginlik olarak kabul edilebilir. Benim başetmek zorunda olduğum problemler Amerikalınınkinden farklı. Neden onları İngilizceyi kullanarak çözme yoluna giderek bir engel daha koyayım önüme? İngilizce çözülmüş problem daha mı iyi çözülmüş problem demek?

Az bilim adamı yetişmiş yeni alanlarda meslek adamlarının İngilizce iletişim kurmaları doğaldır. Ama bu bile bir süreliğine ve sınırlıdır. Çünkü birilerinin konuyla ilgili yerel terminolojiyi geliştirmesi gerekir. Bu rolü tarlasında buğday eken çiftçi üstlenemeyeceğine göre bu yine bir meslek adamı olacaktır. Mimarlık gibi kendi evrensel dili olan bir konuda, -üstelik benim bildiğim İngilizce mimarlık terimlerine sıradan Amerikalı bile Fransız kalırken- İngilizce yalnızca benim basit problemlerimi çözmede literatürü tarayıp ''bakalım dünyada neler yapılıyor'' u anlayabilecek noktada işime yarayacak bir çözümleme, bazen de bir iletişim aracı olacaktır... Bu -Türk dili-Arap dili-İngilizce- dil meselesi değildir. En kısa, en etkili biçimde mevcut problemlere orijinal ve yerine uygun çözümler üretebilme meselesidir.

Tam, eğitimde yabancı dil üzerine yazdığım bu yazıyı basılması için göndermek üzereyken 17 Mayıs tarihli Cumhuriyet'te, konu hakkında hemen hemen benim gibi düşünen Sayın Doç. Dr. Hüner Tuncer 'in ''Bir Ayıbımız: Yabancı Dille Eğitim'' başlıklı yazısını gördüm. Genel olarak yazının içeriğine katılmamak mümkün değil. Yalnız küçük bir ekleme yapmak istiyorum:

Yabancı dille eğitim veren üniversiteler, bu interaktif global ortamda dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir üniversite (sıradanlık anlamında değil) olma amacıyla kurulmuşsa ve pazar olarak da kendine dünyayı seçmişse anlamlı birer girişim olarak kabul edilebilir. Ama bu, her kafasına esenin yabancı dille eğitim veren bir üniversite kurma girişimine izin veren bir sistem içinde olmamalıdır. belirli bir yasa çerçevesinde, içinde bir bilimsel ve sanatsal kurul tarafından evrensel ölçütler göz önüne alınarak belirlenen az sayıda kurumun dışında diğer üniversiteler yerel terminolojinin gelişmesi adına dilini de yerel dil olarak seçmelidir. Eğitim dili yabancı dil olan kurumlar da kadrolarını, kütüphanelerini, mekânlarını ve öğrencilerini buna göre örgütlemelidirler. Bu, o yeri hem yerel hem de evrensel boyutta zenginleştiren, iç ortamı besleyen, dışarı ile de güçlü bağlar kurmaya imkân tanıyan bir dünya yerleşmesi yaparken, sonuçta dil dahil yerel kültürün her öğesi de bundan istifade eder.

Zengin bir kitaplık, güçlü eğitim kadrosu, konusuna uygun ergonomik laboratuvarlar, sınıflar ve diğer destek birimlerle belirli bir kalite tutturulduğu takdirde, niye gençler eğitimleri için ailelerinden, sevdiklerinden, alıştığı ortamlardan kopsunlar? Yaşayanlar bilir, bunun ne denli maddi, manevi bir gider ve özveri işi olduğunu... İlla da yurtdışı deneyimi yaşanmak isteniyorsa bu geçici sürelerle değişim programları sayesinde, çok da güzel yapılmaktadır. Bizler şans eseri bu coğrafyadayız. Bütün dünya bizim. Eski çağlarda olduğu gibi artık mimarlık eğitimini İtalya'da almak zorunda değiliz. Yani eğitimin de belirgin bir mekânı kalmadığı bir dünyada yaşıyoruz. O nedenle o dünyayı anlamak ve anlatmak için niye bir tane dille yetinelim?

Yalnız, temelde unutulmaması gereken şey; başta İngilizce olmak üzere diğer dillerin bilimsel ve sanatsal bilgisine içerik olarak ihtiyacımızın var olduğudur. Bizim bu bilgiye ihtiyacımız var, onunla çerçevelenmiş, sınırlandırılmış ortamına ve biçimine değil. Daha büyük gerçekleri kucaklamaksa insanoğlunun amacı, bu yolda her dil ayrı üstünlüklere sahip olan çeşit çeşit silahlardır. Yeter ki onları yerli yerine kullanmayı ve onlardan en iyi biçimde faydalanmayı bilelim.
Cumhuriyet - Dr.Murat Şahin

 

Haziran 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01
02 03 04 05 06 07 08
09 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29

30

diğer aylar için tıklayın

Yarışma

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz