|
Mimarlık Eğitiminde Yabancı Dil
ve Yabancı Dille Eğitim
'Bu yabancı dilde yazılmış... Diğerlerinden önemli olmalı' İl Postino
filminden.
Yurtdışındaki ilk zamanlarımda bir profesörle konuşurken ''Kusura
bakmayın anlatmak istediğim şeyi tam olarak anlatabildim mi, bilmiyorum''
dediğimde, ''Dert etme, ben 65 senedir İngilizce konuşuyorum ve hâlâ çoğu
zaman duygularımı, düşüncelerimi ifade ederken zorlanıyorum'' dedi. Tabii
bir bakıma beni rahatlatmak için söylenmiş nazik bir cevaptı ama içindeki
gerçek payı da az değildi.
Her ülkede o ülkenin dilinde üretilmiş süreli yayınlar vardır. Mimarlık
alanında, Almanların Wettbewerbe Actuel'i, Japonların JA'sı, Fransızların
Architecture d'Ajourdhoui'si, Macarların Epitesz Forum'u, Finlilerin Arkkıthtı'sı,
Bulgarların, Danimarkalıların, Makedonların ve gelişmiş/gelişmemiş diğer
ülkelerin mesleki yayınlarının çoğu -bir kısmı yalnızca özet sayılabilecek
İngilizce metine yer vererek- kendi dillerinde çıkarılırlar ve dünyadaki
önemli mimarlık okullarının kütüphanelerinde de sürekli olarak yer alırlar.
Bilindiği gibi atom bombasının bilgisini Amerika'ya getirenler tek satır
İngilizce bilmeyenlerdir. Yine İngilizce bilmeden önemli orkestraları yönetmiş,
sanat icra etmiş-bilim üretmiş insanların ''kendini ifade etme şansı
buldukları ortam'' olduğu için Amerika yıllar yılı dünyanın dört bir
tarafından-medeni Avrupa'dan bile insanların akın akın göç etiği ve
yepyeni fikirlerin cirit attığı bir yer haline gelmiştir.
Dil sadece kendi köklerinden oluşmadığı için bu da ayrı bir zenginlik
olarak kabul edilebilir. Benim başetmek zorunda olduğum problemler Amerikalınınkinden
farklı. Neden onları İngilizceyi kullanarak çözme yoluna giderek bir engel
daha koyayım önüme? İngilizce çözülmüş problem daha mı iyi çözülmüş
problem demek?
Az bilim adamı yetişmiş yeni alanlarda meslek adamlarının İngilizce
iletişim kurmaları doğaldır. Ama bu bile bir süreliğine ve sınırlıdır.
Çünkü birilerinin konuyla ilgili yerel terminolojiyi geliştirmesi gerekir.
Bu rolü tarlasında buğday eken çiftçi üstlenemeyeceğine göre bu yine bir
meslek adamı olacaktır. Mimarlık gibi kendi evrensel dili olan bir konuda, -üstelik
benim bildiğim İngilizce mimarlık terimlerine sıradan Amerikalı bile Fransız
kalırken- İngilizce yalnızca benim basit problemlerimi çözmede literatürü
tarayıp ''bakalım dünyada neler yapılıyor'' u anlayabilecek noktada işime
yarayacak bir çözümleme, bazen de bir iletişim aracı olacaktır... Bu -Türk
dili-Arap dili-İngilizce- dil meselesi değildir. En kısa, en etkili biçimde
mevcut problemlere orijinal ve yerine uygun çözümler üretebilme meselesidir.
Tam, eğitimde yabancı dil üzerine yazdığım bu yazıyı basılması için
göndermek üzereyken 17 Mayıs tarihli Cumhuriyet'te, konu hakkında hemen
hemen benim gibi düşünen Sayın Doç. Dr. Hüner Tuncer 'in ''Bir Ayıbımız:
Yabancı Dille Eğitim'' başlıklı yazısını gördüm. Genel olarak yazının
içeriğine katılmamak mümkün değil. Yalnız küçük bir ekleme yapmak
istiyorum:
Yabancı dille eğitim veren üniversiteler, bu interaktif global ortamda dünyanın
herhangi bir yerindeki herhangi bir üniversite (sıradanlık anlamında değil)
olma amacıyla kurulmuşsa ve pazar olarak da kendine dünyayı seçmişse
anlamlı birer girişim olarak kabul edilebilir. Ama bu, her kafasına esenin
yabancı dille eğitim veren bir üniversite kurma girişimine izin veren bir
sistem içinde olmamalıdır. belirli bir yasa çerçevesinde, içinde bir
bilimsel ve sanatsal kurul tarafından evrensel ölçütler göz önüne alınarak
belirlenen az sayıda kurumun dışında diğer üniversiteler yerel
terminolojinin gelişmesi adına dilini de yerel dil olarak seçmelidir. Eğitim
dili yabancı dil olan kurumlar da kadrolarını, kütüphanelerini, mekânlarını
ve öğrencilerini buna göre örgütlemelidirler. Bu, o yeri hem yerel hem de
evrensel boyutta zenginleştiren, iç ortamı besleyen, dışarı ile de güçlü
bağlar kurmaya imkân tanıyan bir dünya yerleşmesi yaparken, sonuçta dil
dahil yerel kültürün her öğesi de bundan istifade eder.
Zengin bir kitaplık, güçlü eğitim kadrosu, konusuna uygun ergonomik
laboratuvarlar, sınıflar ve diğer destek birimlerle belirli bir kalite
tutturulduğu takdirde, niye gençler eğitimleri için ailelerinden,
sevdiklerinden, alıştığı ortamlardan kopsunlar? Yaşayanlar bilir, bunun ne
denli maddi, manevi bir gider ve özveri işi olduğunu... İlla da yurtdışı
deneyimi yaşanmak isteniyorsa bu geçici sürelerle değişim programları
sayesinde, çok da güzel yapılmaktadır. Bizler şans eseri bu coğrafyadayız.
Bütün dünya bizim. Eski çağlarda olduğu gibi artık mimarlık eğitimini
İtalya'da almak zorunda değiliz. Yani eğitimin de belirgin bir mekânı
kalmadığı bir dünyada yaşıyoruz. O nedenle o dünyayı anlamak ve anlatmak
için niye bir tane dille yetinelim?
Yalnız, temelde unutulmaması gereken şey; başta İngilizce olmak üzere
diğer dillerin bilimsel ve sanatsal bilgisine içerik olarak ihtiyacımızın
var olduğudur. Bizim bu bilgiye ihtiyacımız var, onunla çerçevelenmiş, sınırlandırılmış
ortamına ve biçimine değil. Daha büyük gerçekleri kucaklamaksa insanoğlunun
amacı, bu yolda her dil ayrı üstünlüklere sahip olan çeşit çeşit
silahlardır. Yeter ki onları yerli yerine kullanmayı ve onlardan en iyi biçimde
faydalanmayı bilelim.
Cumhuriyet - Dr.Murat Şahin
|