|
Raci'nin '40. Mumu' Her Yerde Yanıyor...
Yaşamını Anadolu 'ya, tüm insanlık değerlerine ve ''barışa'' adayan
sevgili arkadaşımız Raci Bademli 'yle 1 Eylül 2003'teki ''Dünya Barış Günü''
nü karşılarken vedalaşmıştık...
Bugünlerde de ''40'ını'' çıkardık... Yani ölümünün üzerinden geçen
40 günün acısını içimize gömdük... Sadece ODTÜ'nün değil, ''Türkiye'nin
sevgili şehircisini'' sonsuzluğun büyüklüğüne teslim ettik...
Bu gibi ''dayanılmaz ayrılıkların'' ardından yine yazmıştım...
''Azerilerin'' inancına göre, çok sevdiğinizden ayrıldığınız zaman, yüreğinizde
''40 mum'' birden yanar ve ruhunuzu dağlar... Geçen her gün biri söner...
40. gün tek kalan mum ise artık siz yaşadıkça yanar durur... Ne zaman içinizde
bir sıcaklık olsa, işte o, yüreğinizdeki sönmeyen son mumdur... Raci'nin
40. mumu ise artık her yerde ve her zaman kendini hissettirecek...
Nalet hastalığının henüz umutla birleştiği günlerde, yıllardır
birlikte tasarladığımız ''imar cinlikleri'' kitabımızdan söz etmiştim...
Uyanık vatandaşlarımızın imar düzenbazlıklarını anlatıp gülerken,
bunları bir kitapta derlemenin özlemini çektiğimizi yazmıştım...
(Cumhuriyet - 29 Haziran 2003)
Şimdi, nerede bir ''imar oyunuyla'' karşılaşsam yüreğimdeki sıcaklık
artıyor... Eğilimli arazide ''kottan kat kazananları'' , yoğunluk hesabını
arsanın ''brüt alanı'' üzerinden yapıp inşaat büyüklüğünü arttıranları;
yapı alanına girmeyen balkonları oda boyutunda tutarak, iskândan sonra
kapatanları.. ve daha sayısız cinlikleri gördükçe, Raci sanki kulağıma fısıldıyor:
''- Kabahat biraz da bu akılları veren mimar ve plancılarda değil mi?..''
Gelibolu'dan Bursa'ya...
Geçenlerde Assos 'taki bir toplantıdan İstanbul'a dönerken, Gelibolu Tarihi
Milli Parkı 'nı insanlığın ''Dünya Barış Parkı'' na dönüştüren
projeyi de Raci'yi anarak konuştuk... Onun emekleri ve katkıları olmasaydı,
ülkemizin gururu olan böyle bir proje yarışması, bu denli insan, doğa ve
tarih sevgisiyle yüklü olarak gerçekleşebilir miydi?...
Tarihi Kentler Birliği 'nin 25-27 Eylül 2003 günlerindeki İzmir buluşmasında
sunuş yapan Bursa Büyükşehir Belediyesi plancıları, 2020 yılını
hedefleyen master planlarını anlatırken; ''Raci Bademli hocanın yaşam
kaynakları üzerindeki tüm hassasiyetini sürdürüyoruz..'' dediler... Aynı
toplantıdan bir hafta önceki Yapı-Yaşam Kongresi 'nde de Bursalı mimarlar,
mesleklerinin kente karşı sorumluluklarını öğreten sevgili hocaları için
bir saygı panosu düzenlemişlerdi...
Raci Bademli, bir bakıma ''Kars'tan Edirne'ye kadar'' ülkemizin hemen her
yerindeki kültür ve çevre mirasının korunması çabalarına ya katıldı ya
destek verdi; ya fikir üretti ya da kollarını sıvayıp kendisi sorumluluk üstlendi...
Metin Sözen, bu nedenle ''Kentler Düşünenini Yitirdi'' diye yazdı...
(Cumhuriyet-16 Eylül 2003)
Kıbrıs'tan Kâbil'e...
Raci Bademli, Türkiye dışında da aynı sevdanın peşini bırakmadı... Örneğin
herkes Kıbrıs'ta tatil yapıp, ''iş'' takibinde dolanırken, Prof. Dr. Ruşen
Keleş 'le birlikte önce Lefkoşa'nın sonra da tüm Kuzey Kıbrıs'ın artık
''planlı gelişmesi'' çalışmalarına bilgisini ve birikimlerini kattı...
Ağa Han Mimarlık Ödülleri Vakfı Genel Sekreteri İstanbul-2005 Dünya
Mimarlık Kongresi Başkanı Suha Özkan anlatıyor: ''Savaşın tahrip ettiği
Afganistan'ın başkenti Kâbil'in yeniden planlanması çalışmamıza Raci
Bademli'yle birlikte başlamıştık... Sokaktaki çocuklardan 1 dolara aldığı
kent haritası, ilk planlama belgemiz oldu...''
Şimdi bütün bu kentlerle, bütün bu projelerle, bütün bu duygulu çalışmalarla
ve her yerde, her zaman doğa, tarih ve insanlarla birlikte olurken, yüreğimizdeki
40. mumun sıcaklığı da hep bizlerle dolaşacak, bizlerle yaşayacak...
Hem de aynı kentlerin ruhunda ''kuşaktan kuşağa'' aktarılarak...
Cumhuriyet - Oktay Ekinci
|