reklam

15 Ekim 2003 Çarşamba
Ana Sayfa > Haberler

Dr. Güzelmansur'un Güzelliği

Kentlerimizin tarihsel semtlerinde süregelen yıpranma ve çöküntünün önemli nedeni ''terk edilmiş'' olmaları...

Özellikle yeni konut ve işyeri olanakları için, bu kültür zengini semtler yerine, adına ''gelişme bölgeleri'' denen ''yayılma'' alanlarının yeğlenmesi sonucunda, ''kimlik değerlerimiz'' sahipsiz kalıyor... Kentlerin çeperleri karaktersiz bir yapılaşmayla kuşatılırken, ''geçmişimiz'' yoksulluk ve işgalin tahribatıyla baş başa bırakılıyor...

Bu sürecin durdurulabilmesi için, Tarihi Kentler Birliği 'nin 25 - 27 Eylül 2003 günlerindeki İzmir buluşmasında ''planlama ve koruma'' konusu da ele alındı...

Belediye temsilcileri ve uzmanların ''örnekler'' üzerinden yaptıkları değerlendirmeler sonucunda, imar planlarındaki ''eski mahalleleri gözden çıkartan'' ve çoğunlukla da ''rant organizasyonuna'' yönelik anlayışlarla düzenlenmiş ''kent dışı yeni yerleşme alanlarını'' artık sorgulamak gerektiği vurgulandı... Buna koşut olarak ''tarihi dokunun kullanılmasını'' özendirici ve ''korumayı da güvenceye alan'' kuralları içeren bir planlamanın önemi, ''sonuç bildirgesine'' yansıtıldı...

Muğla'dan bir 'refleks'
İzmir'de bunların vurgulandığı oturumda, Muğla Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün 'ün ''çekincesini'' bildirmesi ve gerekçe olarak da kentlerde yeni gelişme alanlarından vazgeçilmesi durumunda tarihi merkezin bu kez yoğunluk baskısıyla tahrip olacağını söylemesi, acaba ne anlama geliyordu?..

İzleyen günlerde basındaki bir haberde, 40 bin nüfuslu Muğla'ya yeni ''uydu kentlerin'' kurulmaya başlandığını okuyunca, başkanın bu ''refleksini'' kavramaya başladım...

Belediyece yaptırılan ''nâzım plan'' a uygun olarak gerçekleşen proje, Muğla'ya 5 km. uzaklıktaki ''Kafaca'' düzlüğünde yeni ve ''çağdaş'' (!) bir kent yaratacakmış.

Tarihin SİT alanındaki yüzlerce özgün yapı ''ilgi'' beklerken, Muğlalıların bunları onarıp kullanmaları yerine, kent dışında ''Muğla tipi'' yeni evler inşa etmelerinin; böylece dünyanın hayran olduğu ''insancıl'' bir dokuda uygarlığın birikimleriyle yaşamak dururken, sıradan bir siteye sığınarak ''izole'' olmanın nasıl bir ''çağdaşlık'' olduğuna siz karar verin...

Hele ki Muğla'da çevre derneği yöneticiliğinden gelen bir ''doktor'' belediye başkanının, hemşerilerini ''tarihi kentin sağlık ve şefkatine'' yöneltmek yerine, dağın bayırın ıssızlığında ''yalnız yaşamalarını'' alkışlamasını ise anlamak mümkün değil...

Antakya'nın doktoru
Bu düşünceler aklımı kurcalarken, Antakya'da tanık olduğum bir başka ''doktor davranışı'' sadece yüreğimize su serpmekle kalmadı; umutlarımızı tazeledi.

Mimarlar Odası 'nın tarihi binasında keyifle toplandığımızda, Belediye Başkanı İris Şentürk geldi ve bizi unutulmaz bir ''açılış törenine'' götürdü... Kentin genç ve çalışkan doktorlarından İsmail Güzelmansur , SİT alanı içindeki 200 yıllık bir Antakya evini restore ederek ''muayenehane'' yapmıştı...

Meslektaşları, dostları, komşuları ve Antakya'nın tanınmış insanlarının akın akın ''görmeye ve kutlamaya'' geldikleri açılış nedeniyle tarihi bina çiçeklerle süslenmiş, antik çağın ''sütunlu caddesi'' olan Kurtuluş Caddesi 'ndeki gururlu duruşuyla geçmişin tüm coşkusunu sanki kente yeniden taşımıştı...

Aynı zamanda fotoğraf sanatçısı olarak da Antakya'ya sevdalanmış bu ''kent doktoruna'' dedim ki; ''Bu davranışınız tarihi terk edenlere örnek olsun...''

Dr. Güzelmansur'un yanıtı, Muğla'daki meslektaşlarının da kulağını çınlatacak türdendi: ''Hem işyerlerimizi, hem evlerimizi tarihle buluşturabilirsek, kentle birlikte biz de yozlaşmadan yaşayabiliriz...''
Cumhuriyet - Oktay Ekinci

 

Ekim 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05
06 07 08 09 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Etkinlik

Baucon Yapex 2003

16 - 19 Ekim 2003
Antalya Expo Center

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz