|
Eyrek
Baba'nın erikleri
Söylence odur ki II. Mehmet İstanbul'u kuşattığında... Bizans
imparatorlarının sefer dönüşü görkemli törenlerle kente girdiği anıtsal
kapı Altınkapı'nın karşısındaki çayırda ordugâh kuran Yeniçeriler...
Su aradıklarında... Sakabaşının dikkatini, uçuşup bir yerde toplanan
kazlar çekmiş, ''Kazların olduğu yerde su vardır, gidin bakın'' demiş...
Gitmişler, bakmışlar ve suyu bulmuşlar... Çeşme yapmışlar; çeşmenin üzerine
de bir kaz figürü işlemişler... Olmuş size Kazlıçeşme.
Yine söylence odur ki, İstanbul'un alınışına katılan Eyrek Baba adında
bir Bektaşi, fetihten sonra kente yerleşmemiş; Kazlıçeşme denen bu yerde,
surların hemen dışında tekkesini kurup oturmuş... Hamile bir kadın kış günü
aşerip, canı erik isteyince Eyrek Baba, bir sepet erik getirmiş... Olmuş
size Erikli Baba.
Dericilerin arasında
Söylencelerden gerçeğe dönersek...
Kazlıçeşme, yeraltı suları bol bir yer... Zaten bu yüzden II. Mehmet,
tabakhaneleri burada kurdurtmuş... Dericiler de 20. yüzyılın sonlarına dek,
Kazlıçeşme'nin suyunu da çayırını da yutup bitirmiş... Dericiler
Tuzla'ya taşındıklarında ve tabakhaneler yıkılıp çevre temizlendiğinde
ortaya Erikli Baba Tekkesi çıkmış...
Ama bir harabe halinde...
Daha da öncesine dönersek...
İstanbul'un alınışından Cumhuriyetin tekke, zaviye ve dergâhları
kapatmasına dek İstanbul'da 18 tane Bektaşi tekkesi bulunuyor... Bunlardan
biri de Erikli Baba Tekkesi; önemli bir tekke... Erikli Baba öldüğünde,
tekkenin bahçesine gömülüyor... Bugün, Bizans'tan kalma iki adet silindir
biçiminde ''ikonostasis'' sütun parçası arasında ve baş ucu ile ayak ucu
arası üç metreye yaklaşan mezarda Erikli Baba'nın yattığı kabul
ediliyor.
Erikli Baba, Osmanlı'daki 18 Bektaşi tekkesinden birinin kurucusu ama...
Osmanlı kayıtlarında adı pek geçmiyor... Yeniçeri Ocağı'nın kapatılması
ve Bektaşi tekkelerinin yıkılmasından önce Kazlıçeşme'deki tekke için
''Devegüden Mehmet Baba'' nın ve daha sonra ''Seyyid Mehmet Baba'' nın adı
kullanılıyor... Bir olasılık, bunlar Erikli Baba'nın ardılları...
Yeniçerilikle birlikte Bektaşi tekkelerini yıkan ve bunları Nakşibendilik
içinde eritmeye çalışan Osmanlı'da, Bektaşiliğe 19. yüzyılın ortasına
doğru yeniden izin verildiğinde Erikli Baba Tekkesi'ni ''Perişan Mehmet
Baba'' yeniden açıyor; uyandırıyor...
Tekke bu kez Perişan Baba Tekkesi olarak anılıyor.
Cumhuriyet, tekkeleri kapattığında iki katlı ahşap Erekli Baba Tekkesi,
konut oluyor... Bakanı olmadığı için harap oluyor... Dericilerin arasında
boğuluyor... Lime lime dökülüyor, yıkıladuruyor...
Bu arada adı var, kendi yok Erikli Baba Tekkesi'nin son dedebabalığını
Turgut Koca, Göztepe'deki evinde sürdürüyor; 1997'de Hakk'a yürüdükten
sonra oğlu dedebabalığı alsa da onun da ölümüyle zaten olmayan tekke artık
hepten dedebabasız kalıyor...
Kazlıçeşme, tabakhanelerden temizlenip çevre düzeni yapıldığında
harabe binayı Aleviler, ele alıyor...
Erikli Baba Kültür Derneği, iki katlı binayı son haline uygun olarak
yeniden inşa ediyor...
Erikli Baba ile yeniden
İstanbul, eski konaklarından birini kazanıyor...
15. yüzyıldan miras Erikli Baba, 21. yüzyılda yeniden hayat buluyor...
Yeşilliğin ortasında mauna çalan koyu ahşap, cumbalı, kiremit çatılı
ve iki katlı bina, daha ilk bakışta göz alıyor... Üst katın dikdörtgen
pencereleri dokuz sıra yan yana uzanıyor... Cümle kapısı, geniş ve zemini
taş bir salona açılıyor... Burası can dostlukların sohbet için buluştuğu
ve sohbetlerin demli çaylarla koyulaştığı yer... Herkese açık... Derneğin
başkanı, sekreteri, kileri bu salonun çevresindeki odalarda yer alıyor...
Karşıdaki oda ise saz evi... Bağlama dersleri burada veriliyor... Duvardaki
resmi ile Âşık Veysel' den ezgiler burada seslendiriliyor; ''ülüf dökülmüş
yüze'' nin notaları artık beyaz olan ''kara tahta'' da yazıyor... Dış
cepheden görünmeyen bodrum katında ise mutfak kısmı bulunuyor...
Giriş katından üst kata çıkan kapının önü halı... Halıdan önce
kunduralar ayaktan çıkarılıyor... Merdivenle üst kattaki cemevine çıkılıyor...
Cem; toplantı yeri... Salonun pencere önleri sedir... Sedirlerde minder... Tam
ortada dedenin yeri... Ve arkasındaki duvarda Hazreti Ali' nin ve Kemal Atatürk
'ün ve Hacı Bektaş-ı Veli' nin resimleri... Ve önde cemde kullanılan müzik
aletleri ve bağlama...
Bağlama; Türklerin nereye gitseler ve neye inansalar yanlarından ayırmadıkları
telli saz...
Her perşembe akşamüstü yemek çıkıyor ve yemekten sonra cem yapılıyor.
Cemde bağlamanın teline vuruluyor ve semaha duruluyor...
Erikli Baba'da bilmeyenlere, öğrenmek isteyenlere semah kursu veriliyor.
Erikli Baba Tekkesi'ni bir kültür derneğine ve cemevine dönüştürerek
Aleviler devralsa da Bektaşilerin de yolu buradan geçiyor... Kaldı ki, Erikli
Baba'da sohbete katılmak, çay içmek için illa Alevi ya da Bektaşi olmak
gerekmiyor; dost olmak, can dostu olmak yetiyor... Kapı, herkese açık...
Hayır himmet eyle Erikli Baba
Kapının önü Erikli Baba'nın mezarı...
Demir parmaklıklarla çevrilmiş...
Ortasında çiçekler açmış...
Bahçe, Bektaşi babalarının mezarlığı...
Mezar taşlarındaki 12 dilimli taç ve 12 dilimli taş figürleri babaları;
çiçek motifleri hanımları belli ediyor... Lahitlerden birini, İbranilerin
sembolünü andıran altı köşeli yıldız süslüyor... Yıldız, alp
erenlerden geliyor... Bektaşi kültürünün arşivine katkı için mezar taşlarının
her biri okunmayı ve üzerindeki Arapça yazılar günümüz Türkçesine çevrilmeyi,
bekliyor...
Kazılçeşme'nin önü Marmara Denizi...
Turgut Koca' nın Erikli Baba için yazdığı ''Hu-Dost'' denize karşı söyleniyor:
Kara kış içinde erik yetiren/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Suladın
orduyu bir kırba ile/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Elinde duruyor cihan
aynası/ Hâlâ çözülmedi bunun manası/ Perişan Baba'ya kaldı mirası/ Hayır
himmet eyle Erikli Baba/ Şahkulu Sultan'la Bizans'a vardın/ Kâfir kralına hüner
gösterdin/ Parmağınla mermer kapıyı kırdın/ Hayır himmet eyle Erikli
Baba/ Eşiğinde nice beyler kul idi/ Tuttuğun Ali'den kala yol idi/ Gülünce
yanağın pembe gül idi/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Yıkılmış dergâhın
bülbülü ötmez/ Şimdi ocağın dumanı tütmez/ Hayalin Turgut'un gözünden
gitmez/ Hayır himmet eyle Erikli Baba.
Cumhuriyet
|