reklam

27 Ekim 2003 Pazartesi
Ana Sayfa > Haberler

Eyrek Baba'nın erikleri

Söylence odur ki II. Mehmet İstanbul'u kuşattığında... Bizans imparatorlarının sefer dönüşü görkemli törenlerle kente girdiği anıtsal kapı Altınkapı'nın karşısındaki çayırda ordugâh kuran Yeniçeriler... Su aradıklarında... Sakabaşının dikkatini, uçuşup bir yerde toplanan kazlar çekmiş, ''Kazların olduğu yerde su vardır, gidin bakın'' demiş... Gitmişler, bakmışlar ve suyu bulmuşlar... Çeşme yapmışlar; çeşmenin üzerine de bir kaz figürü işlemişler... Olmuş size Kazlıçeşme.

Yine söylence odur ki, İstanbul'un alınışına katılan Eyrek Baba adında bir Bektaşi, fetihten sonra kente yerleşmemiş; Kazlıçeşme denen bu yerde, surların hemen dışında tekkesini kurup oturmuş... Hamile bir kadın kış günü aşerip, canı erik isteyince Eyrek Baba, bir sepet erik getirmiş... Olmuş size Erikli Baba.

Dericilerin arasında

Söylencelerden gerçeğe dönersek...

Kazlıçeşme, yeraltı suları bol bir yer... Zaten bu yüzden II. Mehmet, tabakhaneleri burada kurdurtmuş... Dericiler de 20. yüzyılın sonlarına dek, Kazlıçeşme'nin suyunu da çayırını da yutup bitirmiş... Dericiler Tuzla'ya taşındıklarında ve tabakhaneler yıkılıp çevre temizlendiğinde ortaya Erikli Baba Tekkesi çıkmış...

Ama bir harabe halinde...

Daha da öncesine dönersek...

İstanbul'un alınışından Cumhuriyetin tekke, zaviye ve dergâhları kapatmasına dek İstanbul'da 18 tane Bektaşi tekkesi bulunuyor... Bunlardan biri de Erikli Baba Tekkesi; önemli bir tekke... Erikli Baba öldüğünde, tekkenin bahçesine gömülüyor... Bugün, Bizans'tan kalma iki adet silindir biçiminde ''ikonostasis'' sütun parçası arasında ve baş ucu ile ayak ucu arası üç metreye yaklaşan mezarda Erikli Baba'nın yattığı kabul ediliyor.

Erikli Baba, Osmanlı'daki 18 Bektaşi tekkesinden birinin kurucusu ama... Osmanlı kayıtlarında adı pek geçmiyor... Yeniçeri Ocağı'nın kapatılması ve Bektaşi tekkelerinin yıkılmasından önce Kazlıçeşme'deki tekke için ''Devegüden Mehmet Baba'' nın ve daha sonra ''Seyyid Mehmet Baba'' nın adı kullanılıyor... Bir olasılık, bunlar Erikli Baba'nın ardılları...

Yeniçerilikle birlikte Bektaşi tekkelerini yıkan ve bunları Nakşibendilik içinde eritmeye çalışan Osmanlı'da, Bektaşiliğe 19. yüzyılın ortasına doğru yeniden izin verildiğinde Erikli Baba Tekkesi'ni ''Perişan Mehmet Baba'' yeniden açıyor; uyandırıyor...

Tekke bu kez Perişan Baba Tekkesi olarak anılıyor.

Cumhuriyet, tekkeleri kapattığında iki katlı ahşap Erekli Baba Tekkesi, konut oluyor... Bakanı olmadığı için harap oluyor... Dericilerin arasında boğuluyor... Lime lime dökülüyor, yıkıladuruyor...

Bu arada adı var, kendi yok Erikli Baba Tekkesi'nin son dedebabalığını Turgut Koca, Göztepe'deki evinde sürdürüyor; 1997'de Hakk'a yürüdükten sonra oğlu dedebabalığı alsa da onun da ölümüyle zaten olmayan tekke artık hepten dedebabasız kalıyor...

Kazlıçeşme, tabakhanelerden temizlenip çevre düzeni yapıldığında harabe binayı Aleviler, ele alıyor...

Erikli Baba Kültür Derneği, iki katlı binayı son haline uygun olarak yeniden inşa ediyor...

Erikli Baba ile yeniden

İstanbul, eski konaklarından birini kazanıyor...

15. yüzyıldan miras Erikli Baba, 21. yüzyılda yeniden hayat buluyor...

Yeşilliğin ortasında mauna çalan koyu ahşap, cumbalı, kiremit çatılı ve iki katlı bina, daha ilk bakışta göz alıyor... Üst katın dikdörtgen pencereleri dokuz sıra yan yana uzanıyor... Cümle kapısı, geniş ve zemini taş bir salona açılıyor... Burası can dostlukların sohbet için buluştuğu ve sohbetlerin demli çaylarla koyulaştığı yer... Herkese açık... Derneğin başkanı, sekreteri, kileri bu salonun çevresindeki odalarda yer alıyor... Karşıdaki oda ise saz evi... Bağlama dersleri burada veriliyor... Duvardaki resmi ile Âşık Veysel' den ezgiler burada seslendiriliyor; ''ülüf dökülmüş yüze'' nin notaları artık beyaz olan ''kara tahta'' da yazıyor... Dış cepheden görünmeyen bodrum katında ise mutfak kısmı bulunuyor...

Giriş katından üst kata çıkan kapının önü halı... Halıdan önce kunduralar ayaktan çıkarılıyor... Merdivenle üst kattaki cemevine çıkılıyor... Cem; toplantı yeri... Salonun pencere önleri sedir... Sedirlerde minder... Tam ortada dedenin yeri... Ve arkasındaki duvarda Hazreti Ali' nin ve Kemal Atatürk 'ün ve Hacı Bektaş-ı Veli' nin resimleri... Ve önde cemde kullanılan müzik aletleri ve bağlama...

Bağlama; Türklerin nereye gitseler ve neye inansalar yanlarından ayırmadıkları telli saz...

Her perşembe akşamüstü yemek çıkıyor ve yemekten sonra cem yapılıyor.

Cemde bağlamanın teline vuruluyor ve semaha duruluyor...

Erikli Baba'da bilmeyenlere, öğrenmek isteyenlere semah kursu veriliyor.

Erikli Baba Tekkesi'ni bir kültür derneğine ve cemevine dönüştürerek Aleviler devralsa da Bektaşilerin de yolu buradan geçiyor... Kaldı ki, Erikli Baba'da sohbete katılmak, çay içmek için illa Alevi ya da Bektaşi olmak gerekmiyor; dost olmak, can dostu olmak yetiyor... Kapı, herkese açık...

Hayır himmet eyle Erikli Baba

Kapının önü Erikli Baba'nın mezarı...

Demir parmaklıklarla çevrilmiş...

Ortasında çiçekler açmış...

Bahçe, Bektaşi babalarının mezarlığı...

Mezar taşlarındaki 12 dilimli taç ve 12 dilimli taş figürleri babaları; çiçek motifleri hanımları belli ediyor... Lahitlerden birini, İbranilerin sembolünü andıran altı köşeli yıldız süslüyor... Yıldız, alp erenlerden geliyor... Bektaşi kültürünün arşivine katkı için mezar taşlarının her biri okunmayı ve üzerindeki Arapça yazılar günümüz Türkçesine çevrilmeyi, bekliyor...

Kazılçeşme'nin önü Marmara Denizi...

Turgut Koca' nın Erikli Baba için yazdığı ''Hu-Dost'' denize karşı söyleniyor:

Kara kış içinde erik yetiren/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Suladın orduyu bir kırba ile/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Elinde duruyor cihan aynası/ Hâlâ çözülmedi bunun manası/ Perişan Baba'ya kaldı mirası/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Şahkulu Sultan'la Bizans'a vardın/ Kâfir kralına hüner gösterdin/ Parmağınla mermer kapıyı kırdın/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Eşiğinde nice beyler kul idi/ Tuttuğun Ali'den kala yol idi/ Gülünce yanağın pembe gül idi/ Hayır himmet eyle Erikli Baba/ Yıkılmış dergâhın bülbülü ötmez/ Şimdi ocağın dumanı tütmez/ Hayalin Turgut'un gözünden gitmez/ Hayır himmet eyle Erikli Baba.
Cumhuriyet

 

Ekim 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05
06 07 08 09 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

ARKIMEET

ARKIMEET Konferans Serisinin davetlisi olarak, 
Dominique Perrault 4 Kasım Saat: 19:00'da Askeri Müze Kültür Sitesi Konser Salonu'nda konferans verecek.

Davetiye için tıklayın.


Philips Armatür'ün katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz