|

"Hız", 20. yüzyılın ruhunu özetleyen, günümüz dünyasında
dönüşümün merkezinde olan bir kavramdır. Özellikle 19. yüzyıldan
itibaren teknolojik gelişmelere paralel olarak insanların, malların,
sermayenin ve üretim süreçlerinin hareketliliğinin artması, özünde yaşamın
ivmelenmesi hem bireyin yapısında hem de mekanın fiziki yapısında büyük
değişikliklere yol açar.
Birey açısından yaşamdaki hız, derinlik duygusunu ortadan kaldırır. Büyük
bir imkan olarak görülen kesintisiz enformasyon akışı beklendiği gibi
bireyleri daha bilgili yapan bir araç değildir. Hız, bilincin körelmesine, düşüncenin
yüzeyselleşmesine ve yaşamın güdükleşmesine yol açar. Bir anlamda hızın
paralize edici bir yanı ile karşı karşıya kalınıyor. Çünkü, yaşamın
hızı deneyime ve derinlemesine düşünmeye izin vermiyor. Süreklilik duygusu
yerini fragmanter bir ruh haline; bilinen anlamda duygu yerini anlık duygu
durumlarına bırakıyor. Geçmiş, şimdi ve gelecek üçlemesi, daimi bir
"şimdi" şeklini alıyor ve kaçınılmaz olarak "an" önem
kazanıyor.
Mekanın fizik yapısı da yaşamdaki ivmelenmeye paralel olarak büyük bir
değişim geçiriyor. Hız, tüm zaman-mekan ilişkisini değişime uğratıyor.
Kentler artık hız talebine göre şekillenirken, kentin kimliği, kentlinin
deneyimi, mekanın ve insan hareketinin sürekliliği aşınıyor. Hızla gelişen
ulaşım ve iletişim teknolojileri karşısında kentler dönüşüm geçiriyor.
Mekansal parçalanma, toplumsal gruplar arasında güçlenen ayrışma ve
kamusal alanın parçalanarak zayıflaması karşılıklı olarak birbirini
besliyor.
Bu tespitler sonrasında olası çözüm, hız veya teknoloji karşıtlığı
ya da yaşamın ve tüm mekanizmaların yavaşlatılması olmayacak. Ancak,
kesintisiz ve daha yüksek hız talebi karşısında, mekanın fiziki yapısına
müdahale ederken anlık çözümler üretmek yerine, geleceğe yönelik bir
projeksiyonla ekolojik, sürdürülebilir ve insan-merkezli yaklaşımların
benimsenmesi gerekli. Yarışma konusu olan proje alanında olduğu gibi, kent içinde
yer alan ulaşım sistemi çözümlerinde de bu anlayış hakim olmalı.
Bu tür proje alanlarında, genel eğilim konvansiyonel katlı kavşak
uygulamalarıdır. Katlı kavşakların hız ve kapasite artışı taleplerini
karşıladığı düşünüldü. Ancak, kent içinde katlı-kavşak uygulaması
sadece noktasal bir çözümdür; o noktada serbest akım yaratılarak
kesintisiz hız talebi karşılanırken, trafik tıkanıklığı bir diğer kavşağa
ötelenmekte, hız talebi sürekli olarak ve katlanarak artmakta. Kent içindeki
katlı kavşaklar, uzun vadede çözüm değildir ve dünyada terk edilmeye başlanan
bir sistemdir. Bireysel ulaşımı desteklemekte, çevre sorunlarına ve
mekansal bölünmeye, kent ve kentli adına önemli sorunlara yol açıyor. Yaya
hareketini engellemekte, yaya alanlarını parçalayarak aşılması güç sınırlar
oluşturmakta, uygulandığı nokta ve etrafındaki etki alanını insansızlaştırmakta.
Yollar ve kavşakların hakimiyetine giren kent dokusu bozulmakta, kent silüeti
ve estetiği olumsuz etkilenmekte. Konvansiyonel katlı kavşak çözümleri ile
kesintisiz ve hızlı trafik akışı, ancak kent dışındaki yollarda, yaya
hareketinin olmadığı alanlarda olabilir. Kent yapılanması içerisinde, hız
kontrol edilmeli. Günümüzde kent içi ulaşım sistemlerinde farklı çözümler
aranmakta.
Ulaşım planları, kent planları ile birlikte geliştirilmeli. Kentlerde
ulaşım sistemlerinin çözümlerinde taşıtların değil insanların
hareketliliğini esas alınmalı. Ana hedef insanların yaya olarak hareket özgürlüğünü
sağlamak ve kentsel etkinliklere erişimlerini kolaylaştırmaktır. Üst ölçekte
geliştirilecek stratejilerle kentlilere güvenli, konforlu ve çevre dostu ulaşım
imkanları sunulmalıdır. Her geçen gün artan otomobil sayısı ve trafik
problemleri karşısında daha fazla yol ve otopark, daha fazla katlı kavşak,
daha hızlı transit geçişler yapmak bir çözüm değil. Ulaşım olanakları
otomobil odaklı geliştirildiğinde, her geçen gün talep artmakta ve kapasite
yetersizleşmekte. Özellikle kent içinde otomobil kullanımını kısıtlayıcı
önlemlerin alınması, toplu taşımanın, alternatif ulaşım sistemlerinin ve
yaya ulaşımının geliştirilmesi, cazip hale getirilmesi ve konfor koşullarının
arttırılması uzun vadede sorunların çözümüne ve yaşanabilir kentsel
ortamların oluşturulmasına katkıda bulunacak.
İzmit kent merkezinde, önemli fonksiyon alanlarıyla çevrili olan proje
alanında, trafik akışı problemsiz sağlanmalı ancak hız kontrol
edilmelidir. Halihazırda kent-kıyı ilişkisi kopuk ve konvansiyonel bir katlı
kavşak projesi (örnegin yonca kavşak vb.) bu ilişkiyi onarılmaz duruma
getirecek. Burada önerilen ulaşım sistemi, D-100 karayolu ve demiryolunun altında
yer alacak bir dönel kavşaktır. Yaya geçişi için, kıyı-kent ilişkisinin
kurulmasını sağlayacak bir üst plato (kentsel yama) önerildi. Proje alanı,
kentin gelişimine katkıda bulunması amacıyla bir üst ölçekte geliştirilen
kentsel stratejiler ve öneriler bütününün bir parçası olarak ve yakın çevresiyle
birlikte ele alındı.
Üst Ölçekli Kararlar
- Kıyı-kent İlişkisinin Yatay ve Dikey İlişkiler Kurularak Güçlendirilmesi
- Açık ve Yeşil Alan Sistemi
Proje Alanı
Proje alanı, "kentsel yaşam ortamının bir parçası" olarak ele alınmıştır
ve bu yaklaşımdan hareketle bazı hedefler belirlendi.
1. Kentsel Hedefler
- Kıyı - kent ilişkisinin kurulması
- İnsan-merkezli tasarım yaklaşımı
- Kent imajı
2. Sosyal Hedefler
3. Çevresel Hedefler
Proje Ekibi:
Özgür Bingöl – Y.Mimar, MSÜ
Nermin Tirben – Peyzaj Mimarı, AÜ
İlke Barka – Mimar, MSÜ
Cem Himmetoğlu – Mimar, MSÜ
Emel Öztep – Y.Şehir Plancısı ve Kentsel Tasarımcısı, MSÜ
Saro Dionyan – Mimar, MSÜ
Yardımcı
Emre Savga - Mimarlık Öğrencisi, MSGSÜ
» Projeye ait görselleri
incelemek için tıklayın.
|