Köşe Yazısı

Mimarlık Sergisi / Sergi Mimarlığı

Yazan: Özgür Esra Kahveci Tarih: 28 Mayıs 2007

Bundan birkaç sene önce, mimarlık konulu bir serginin açılışına katılan kalabalığın içinde çevremizdeki bütün yüzlerin tanıdıklığını şaşırarak farkedip, o an tam o yerde bir felaket gerçekleşse İstanbul’un bütün mimarlık camiasının yok olması ve sonrasında olabilecekler üzerine fantastik senaryolar ürettiğimizi hatırlıyorum. Mimarlık alanındaki paylaşımların bu “kendin pişir kendin ye” halinden kurtulup popüler kültürün huzuruna çıkışı, uzunca bir süredir kendini farklı formatlarda göstermeye çalışıyor. İçinden geçtiğimiz bu sergiler bombardımanı, mimarlık konularının sunuluş biçimleriyle birlikte bu sunuşların takipçisi olan ‘izleyici’ formatının da değişmekte olduğunu gösteriyor bize.

Sergi, tüketim kültürünün gündelik gerçekliğin merkezine oturması ve üretimin fetişizme dönüşmesiyle çoklu anlamlar yüklenmiş bir fenomen olarak tanımlanabilir. İçeriğini piyasaya sunulmuş ideoloji ve teknolojilerden alan Dünya Fuarları, piyasa ekonomisinin toplumsal sınıfların yerini alması, 60’ların Durumcu söylemi içinde Guy Debord’un "gösteri toplumu" (society of the spectacle) olarak adlandırdığı ve gösteri olgusunun modernizasyon ve bir örnekleştirme ile toplum kavramını basite indirgemesi olarak tariflediği durum, beraberinde gelen izleme ve izlenme dürtüsü ve çağdaş kültüre yansıyan teşhir olgusu, sergi kavramına bakmak için bir altyapı dizisi olarak görülebilir.

Odağın üretimden tüketime kaydığı, imgenin gerçekliğin önüne geçtiği bu strüktüre bakılırsa sergiyi salt paylaşım ve aktarım ortamı olarak tanımlayamayız. Bugün artk serginin kendisi bir tüketim metasıdır ve her tüketim odaklı oluşum gibi o da kapsama alanını olabildiğince geniş tutmak, bireyler ve gruplar yerine kitlelerin tüketimine konu olmak ister.

Bu bağlamda mimarlık sergisinin içeriği, yapısı, niye ve kime sunulduğu sorularını sorarken yazının konusunu oluşturan organizasyon ölçeğine açıklık getirmek gerekebilir. Mimarlık konulu bienal ve fuarların kendilerini uluslararası profesyonel tabakaya sunmanın ötesinde bir popüler kültür “olay”ına (event) dönüşme çabası, gerek diğer disiplinlerle strateji ortaklığına girişmeleri, gerekse kendilerini sergilemek için seçtikleri zaman/mekan/coğrafya ilişkileri üzerinden okunabilmektedir. Fakat bu organizasyonlarin devamlılığı, kendilerini düzenli olarak izleyen, etkinliğe bizzat katılan, sponsor sektörlerle doğrudan ilişkisi olan daha homojen bir profesyonel kitlenin varlığını gerektirir. Bu yazının konusu ise, sergi fenomeni ve izleyiciyle kurduğu ilişki doğrultusunda öncelikli takipçisi mimarlık alanından gelmek durumunda olmayan mekanlarda karşılaştığımız mimarlık konulu sergilerdir.

Bugün mimarlık konularının, alanın uygulamacı ve akademik bilirkişilerin dışında kalan heterojen kitleye sunulma biçimlerinde mimarlık imgesini yaratan gücün kaynağı, mimarlık eyleminin kendisi ve star mimar (starchitect) etiketiyle toplumsal statüsü meşruiyet kazanan mimar figürü arasında gidip gelmektedir.

Ekim 2006’da New York’ta, Chelsea’nin sanat galerileri sokağındaki Frederieke Taylor Gallery’de “P.A.N. [progressive architecture network]” adlı bir mimarlık sergisi gerçekleşmiştir. Archi-Tectonics, IaN+, Sadar Vuga Arhitekti, R&Sie(n), ve J.Mayer H. olmak üzere beş mimarlık ofisinin katılımıyla oluşan grubun çalışmalarının sunulduğu bu sergiyi benim açımdan ilginç kılan yönü, içeriğinden çok mimara ve mimari ürüne tasarladığı imaj olmuştur. Son bilgisayar teknolojileriyle üretilmiş plan, kesit ve perspektif çizimlerinin minimum içerik açıklamasıyla birer sürrealist tablo gibi sergilendiği, koleksiyondaki bütün pafta ve maketlerin izleyici tarafından satın alınabildiği bu sergileme biçiminde izleyiciye sunulan yalnızca mimarlık ürünü değil, belki de ondan daha ön plana çıkarılarak mimarın kendisidir. Medyanın sergiye katılan mimarlar için “gelecekte mimarlığın süperstarları olma potansiyeli olan kişiler” diye söz etmesi ve hatta “bazılarının MOMA koleksiyonunda "eser’leri olduğu”nu vurgulaması (New York Sun, 30 Ekim 2006), bu noktada tüketimin hizmetine sunulanın mimarlık eylemi değil mimar figürü olduğunu, ve bu figürün "gösteri toplumu"nun bakma-görme-beğenme-tüketme zincirinden ve mimari ürünü temsil eden imgenin gücünden faydalanarak star figür olma yolunda ilerlediğini göstermektedir.


J. Mayer H., P.A.N.                                                     R&Sie(n), P.A.N.


J. Mayer H., P.A.N.

Diğer taraftan, sergi fenomeninin mimarlık ve popüler kültür buluşmasında, mimarlığın “kamera arkası”nı profesyonel olmayan kitleye izah edebilme gibi bir rolü daha vardır ki muhtemelen mimari ürünün kendisi bile bu fenomenel imgenin gücüyle yarışamaz.

Kasım 2006 – Mart 2007 tarihleri arasında MOMA’da yer alan “OMA in Beijing” sergisi OMA’nın Çin’de inşaasına başladığı CCTV binasının gökdelen tipolojisine getirdiği kavramsal tanımı açıklamasının ötesinde, sergi mekanının duvarlarını kaplayan dev şantiye fotoğraflarıyla bu tür bir buluşmaya ortam oluşturmuştur. Mimarlık alanı dışından gelen sergi izleyicisi modern sanatlar müzesinde karşısına çıkan bu inşaat imgesi ve hemen yanına yerleştirilmiş şantiye günlüğü ile mimarlık konusunun kendisine çok da fazla gösterilmeyen tozlu yüzüyle karşılaşmış, malzeme ve maaliyet bilgileriyle üretim sürecinin kendisi, serginin nesnesine dönüşmüştür.


"OMA in Beijing", MOMA

Benzer bir tavır Nisan 2007’den itibaren New York Guggenheim Müzesi’nde sergilenmekte olan “Frank Lloyd Wright’s Guggenheim Museum: Restoring a Masterpiece” adlı sergide de görülmektedir. Bir süredir devam eden restorasyon çalışmalarını, hangi aletlerle ölçüm yapıldığından hangi koruyucu malzemelerin kullanıldığına, ne gibi strüktür önlemlerinin hangi gerekçelerle hangi noktalarda alındığına kadar bütün teknik detaylarıyla açıklayan bu sergi, Guggenheim rampasının en üst seviyesinde bir sergi nesnesi olarak duran inşaat iskelesinin yarattığı güçlü imgeyle müze izleyicisine mimarlığın başka bir yüzünü sunmaktadır.


"Frank Lloyd Wright’s Guggenheim Museum: Restoring a Masterpiece", Guggenheim Müzesi


"Frank Lloyd Wright’s Guggenheim Museum: Restoring a Masterpiece", Guggenheim Müzesi


Frank Lloyd Wright’s Guggenheim Museum: Restoring a Masterpiece’, Guggenheim Müzesi

Görülüyor ki mimarlık konuları, alanın profesyonel gruplarının ötesinde çağdaş toplumun takibine sunulmaktadır. Ve her ne kadar mimarlık sergisi pek çok zaman, mimarın sosyal bir figür olduğunu söyleyip kürsüden kırmızı halı olmadan inmeyen star mimarlar, ve star olamadılarsa da güçlerini birleştirip takım yıldız oluşturmaya çabalayan star potansiyelli mimarların boy gösterme arenasına dönüşüyor görünse de, mimarlık bilgi ve uygulama alanının toplumsal kitlelerle karşılaşması için oluşturduğu ortam nedeniyle vazgeçilmezdir. Çünkü bu sayede babasının elinden tutup müze gezen çocuk da Rem Koolhaas’ın adını öğrenir, ve ancak böyle toplumlarda mimarlık bilgisi değerli olur, kırmızı halı olsun ya da olmasın.

Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin
Buraya yazacağınız görüşleriniz, Arkitera Forum bölümüne yansımayacak, sadece yazara ulaşacaktır. * İşaretli alanlar mutlaka doldurmanız gereken alanları belirtmektedir.
Sizin:
Adınız, Soyadınız *
E-Posta Adresiniz *
Mesleğiniz *
Telefon Numaranız Adres seçimi:
Adresiniz
Mesajınız:

ÝPUCU: sayý 9, küçük harf "f", büyük harf "H", büyük harf "D", büyük harf "A", büyük harf "M"

Lütfen sol imajdaki resimde görülen dizgiyi yandaki kutucuğa giriniz.
Köşe Yazısı Arşivi
Dönem içindeki köşe yazarlarının listesi aşağıdadır. Yazısını okumak istediğiniz yazarı listeden seçiniz. Bütün yazarların listesini görmek için buraya tıklayınız