|
Mimarlık, UIA ve 2002 Yılı
2002 yılına girerken bu yılın biz mimarlar için görevlerimizin daha da
belirginleşeceği özel bir yıl olacağını hissediyoruz. Şimdi, her
zamankinden daha yoğun olarak, mimarlığın geleceği ve trajik 11 Eylül
olaylarından sonra dramatik değişimler yaşanan bir dünyada mimarlar olarak
oynayabileceğimiz rol üzerinde durma gereğini duyuyoruz.
Bütün yaşam alanlarımızdaki değer hükümleri, politikalar, öncelikler
yeniden gözden geçiriliyor. Mesleğimiz de şimdi bir yol ayrımında.
Saldırılara açık bir yapılı çevrede yaşadığımızın bilincine vardık.
Keza, artık bundan böyle bütçelerde savunma ve güvenlik için daha fazla
pay ayrılacağını da biliyoruz. Bu nedenle, mimarlık ve planlamadaki önceliklerimizi
kullanarak, çevreye ve yoksulluğa karşı mücadeleye ayrılacak fonlarda kaçınılmaz
bir şekilde meydana gelecek azalmayı dengeleyecek yollar bulmamız gerekiyor.
Dahası, gezegenimiz için uzun erimli bir umut yolunun, kültürler arasında
hiçbir koşul ve sınırlamaya bağlı olmayan bir diyalog ortamından geçtiğini
öncelikle hesaba katmamız gerekiyor.
Biz mimarlar olarak, bugüne kadar yapılagelenlerin ötesinde mücadele
yolları bulmak ve toplumu etkilemek zorundayız.
Gelecek Temmuz'da, Berlin'de yapılacak Kongremiz bize bu şansı veriyor.
Mimarlık için geniş bir tanıtım ortamı olmasının ve bugüne değin bir
UIA Kongresi izleyememiş olanların aklının pek almayacağı ilginçlikte bir
dizi etkinlik içermesinin ötesinde, değişik bağlam ve farklılıklarla
"Mimarlık ve Kaynaklar" temasını işleyen bir Kongre olarak Berlin,
anlamlı bir "mimarlık"ı vurgulamak ve "kaynaklar"ın önemini
duyurmak için ideal bir platform olacaktır.
"Eğer bir 'düş'ünüz yoksa, bir 'düş'ün gerçekleştiğini de göremezsiniz"
derler. Kongrenin heyecan verici yanı, bizden bir 'düş' geliştirmemizin
istenilmiş olmasıdır: sürdürülebilir bir çevre fikrini aklımızdan çıkarmadan
bir planlama yapmak ve inşa etmek! Daha önce tahmin ettiğimizden çok fazla
sayıda mimar ve öğrencinin Berlin'e geleceğini sanıyoruz, çünkü
Kongre'de tartışılacak konular, küresel ölçekte yaşanan son dramatik gelişmelere
yanıt verecek yeni ek boyutlar kazanmış bulunuyor.
"Nitelikli bir mimarlık" birinci hedefimizdi ve bugün de bu önceliğini
sürdürüyor. Her şeyden önce, bu bizim varlık nedenimiz. Biz, bu nedenle
"mimar" olduk.
"Nitelikli mimarlık" hedefimize paralel olarak, son üç yıllık
dönemimizde ağırlıklı konularımız üç ana eksende odaklanıyor.
· Sürdürülebilir bir mimarlığın teşvik edilmesi
Mimarlar "sürdürülebilirlik"e inanmaktadır, ama aynı zamanda
"kalkınma"nın gerekli olduğunu da bilmektedirler. Dolayısıyla, bu
iki kavramın birbiriyle çelişir, yarışır kavramlar olmadığını
anlatmaya çalışmalıyız. Fakat, bununla birlikte, "sürdürülebilir"
bir mimarlığın, bütün ülkelerde sınırlı finansman olanaklarıyla da sağlanabileceğini
dünyaya göstermemiz gerekiyor. Bu bağlamda geçtiğimiz Mayıs ayındaki bir
konuşmamda şu terminolojiyi kullanmıştım: "Sürdürülebilirlik için
reel politika".
"Gezegenimiz için iyi olan, hepimiz için de iyidir" sözünden
hareketle UIA "sürdürülebilirlik", "çevre" ve
"kaynaklar" konusunda yeni görüşlerin, tartışmaların geliştirilmesini
desteklemiştir. Şu birbirinden ayrılmayan üç ana başlık, "sürdürülebilirlik,
çevre, kaynaklar"ı kapsayan bir yaklaşım, her mimarın sürekli "çatışma"
içinde bir "mücadele adamı" olmasını gerektirmiyor mu?
· Yoksulluğun ve kentlerdeki dışlanmış kesimlerin azaltılması
Mimarların bu konuyu dert edindiklerini kanıtlamaları gerekiyor. Bu,
toplumsal açıdan duyarlı bir görüntü sergilemek değil, özellikle
kentlerde yaşam koşularındaki eşitsizliklerin giderilmesine yönelik somut
eylemlerin başarıya ulaştırılması sorunudur.
UIA'nın "Yoksullar İçin Konut Seferberliği" istikrarlı bir şekilde
sürüyor. Manila, Bombay, Alma-ata ve Dublin'deki konferanslarımız yol gösterici
olmuştur. Bunları diğer etkinlikler de izleyecektir. Ancak, bu konuda mesleğimizde
net bir söyleme ulaşabilmek için önümüzde daha uzunca bir yol duruyor. Şimdilik
bu alandaki tartışmalara ağırlıklı olarak "mekanın toplumsal ayrışması"
kavramını getirebiliyoruz.
Bu kadar işsizliğin yaşandığı bir ortamda, dünyadaki yapıların
muhtemelen yüzde birinden azını tasarlıyor olmamız ters bir durum değil
midir? Bize ihtiyaç duyulmuyor mu? Bu, böyle olamaz.
· Kültürel farklılıkların teşvik edilmesi
Mimarlıkta, "farklılık" güç demektir. İthal edilmiş mimarlık söylemlerine
karşı çıkmanın zamanı gelmiştir. Her ülkenin sahip çıkması gereken
kendi kültürel birikimi vardır ve her ülke çağdaş dünya mimarisine kendi
özgül katkısını koymak durumundadır.
Dizginlenemez "kalkınma hamleleri"nin her ülkedeki kültürel
birikimin arkasında varolan özü, ruhu süpürüp götürebileceği açık bir
gerçektir ama çağdaş mimarlığın, bu özün, bu ruhun yeniden yorumlanmasıyla
biçimlenmesi gerektiği de açıktır. Gelin, bu doğrultuda yol gösterici
olalım.
UIA'nın, hepimizin titizlikle sahip çıktığımız bir örgütlenme olmasına
katkılarda bulunan herkese koca bir teşekkür iletmek istiyorum. Bir yandan günümüzün
karmaşık sorunları üzerinde odaklanmışken, bir yandan da gelişmelerin önünde
olmaya çalışmak, kolay göze alınacak bir görev değil. Gelin, konularımıza
biraz daha yakından bakalım.
Mesleği Uygulama Komitesi gerçekten de bizi gelişmelerin ardında bırakmıyor,
önüne geçiriyor. Oybirliğiyle kabul edilmiş Mutabakat Metinleri ve sürekli
olarak geliştirilen Kılavuz Metinler, sadece bugün çıtayı yüksekte tutmamızı
sağlamakla kalmıyor, geleceğe de yol gösteriyor. Bu, diğer mesleklerde
kesinlikle görülmeyen bir şey.
Ancak, bunun hikayenin sonu olmadığını elbette hepimiz biliyoruz. Hükümetler
düzeyinde varlığımızın hissedilmesini sağlamak, atmamız gereken ikinci
adım. İkili ve çok taraflı anlaşmalar, Mutabakat Metinlerine anlam kazandıracaktır.
"Hizmetlerin serbestleştirilmesi", herşeyden önce ulusal ve
uluslararası düzeyde etkin bir düzenleyici sistemi ve uygulamayı
gerektirmektedir. Bu bakımdan, ülkelerimizde hükümetlerle ilişkilerimizde
başarılı olmak gibi güç ama kesinlikle gerekli bir görevimiz var.
Bir zamanlar Kore'de bana şu soruyu yöneltmişlerdi: "Niçin varolan
sistemimizi UIA Mutabakat Metinlerinde önerildiği şekilde değiştirmemiz
gerektiğini düşünüyorsunuz? Değiştirmezsek ne olacak?" Benim için
bu sorunun cevabı çok basit. Sistem zaten değişecek, çünkü piyasa güçleri
her zaman yasalardan daha baskın çıkmıştır. Fakat biz sistemin, mimarların
değil de, dışımızdaki güçlerin arzu ve önceliklerine göre değişmesini
istemiyoruz. Mimarlık mesleğinin, ulusal ve uluslararası düzeyde, mimarlarca
tanımlandığı şekilde uygulanmasını istiyoruz.
UNESCO/UIA ortak komitesinin sürdürdüğü "UNESCO/UIA Mimarlık Eğitiminde
Geçerlilik" çalışması, bugüne kadar UIA'nın ele aldığı en geniş
kapsamlı konulardan biri. Bu çalışmadan verimli sonuçlar alınabilmesi için
hepimiz destek olmalıyız.
Komitede hazırlık çalışmaları sona ermek üzeredir. Yanıtların,
tepkilerin masaya yatırılacağı son "gerçeği yakalama" aşamasına
gelinmiştir. Uzun vadede, UNESCO ile birlikte, mimarlık eğitimini, beşeri
bilimler ve sosyal bilimlere ilişkin unsurları da içeren, hatta neden olmasın,
iş yönetimi ve finansman alanındaki becerileri de kapsayan standartlara doğru
yöneltebileceğimizi hissedebiliyoruz. Bu yönde kazanılacak bir yeterlilik,
bugün giderek daha çok sayıda projenin başında yer alan ve farklı
disiplinlerden oluşan ekiplerin yönetiminde mesleğimizi daha etkin kılacaktır.
UIA'nın düzenlenmesine katkıda bulunduğu mimari proje yarışmalarında
belirli bir artış ve yükselen bir grafik izleniyor. Henüz bütün üye
kesimlerimiz kendi ülkelerinde yarışma çıkarılmasında aynı ölçüde başarılı
olamıyor. Düzenli olarak uluslararası yarışmalar açan ülkelerin mimarlık
açısından kazançlı çıktıklarına inanıyoruz. Burada UIA'nın rolü önemlidir,
çünkü başarılı bir yarışmanın güvencesini sağlayacak araç biziz. Hep
birlikte daha çok sayıda uluslararası yarışma, özellikle her mimarın katılımına
açık yarışmalar çıkarılması için çalışalım.
Yeni etkinliklerimiz giderek daha yaygınlaşmakta, UIA kaynaklı
etkinliklerin sayısı giderek artmaktadır. Gelişmelerin gerisinde kalmamamız,
önünde yer almamız gereken bir dönüm noktasındayız.
- Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ile, olimpiyat tesislerinin geleceği
konusunda yüksek profilli konferanslarla yürütülecek araştırmalara yönelik
çok ümit verici girişimler başlattık.
- Geçen ay Pekin'de bizzat, "Pekin'den Sonraki Yol" Çalışma
Programında sağlanan olumlu gelişmelere tanık oldum. Başarı ile gerçekleştirilmiş
bir UIA Kongresi'nin özünün, sonuçlarına yönelik bir yaklaşımla, örneğin
"Pekin Şartı"nın yeniden gözden geçirilmesi ve genişletilmesi
gibi, sürdürülmesini görmek çok tatmin ediciydi. "Pekin'den Sonraki
Yol"un gelecek durağının Berlin olacağını söylemeye gerek yok.
UIA Çalışma Programları arasından yukarıda verdiğimiz iki örnek,
"niyet"in olduğu yerde mutlaka bir "çıkış yolu"nun
bulunduğunu ve örgütümüzün böyle bir yaklaşımla sürekli olarak
kendisini yeniden ürettiğini göstermektedir.
Eminim ki siz de, ilk ilgilendiğimiz ve etkinliklerine ilk kez katıldığımız
günlerle karşılaştırıldığında, UIA'nın bugün mimarlar ve toplum için
çok daha fazla şeyle ifade ettiği görüşümü paylaşacaksınız. Bu hoş
bir duygu, ama aynı zamanda mücadeleyi sürdürme azmimizi de içeriyor.
Herşey daha henüz olması gerektiği ve olabileceği gibi değil. Hepimiz,
potansiyelimizin bugün vardığımız düzeyin çok ötesinde olduğunu
biliyoruz. Çok değişik yollar denememize karşın, istediğimiz kadar başarılı
sonuçlara henüz ulaşamadık. Bu hedefe, ancak bütün mimarlar UIA'yı bir
referans noktası olarak gördüklerinde varacağız. Bunun için her ülkeden
ulusal kesimleri temsil eden örgütlerin yardımına ihtiyacımız var. UIA ile
birer birey olarak mimarlar arasındaki bağı ancak onlar sağlayabilirler.
Mimarlar UIA'ya bir yol gösterici, etkilenecek bir kaynak olarak bakıyorlar
ve aynı zamanda günlük sorunlarında elle tutulabilir sonuçların alınması
doğrultusunda kılavuzluk edecek bir örgütlenme olarak görmek istiyorlar.
Öte yandan mimarlık dünyası sadece mimarlardan oluşmuyor. Öğrenciler,
hükümet organları ve kamuoyu, dünyamızın önemli birer parçası.
Öğrenciler giderek daha geniş bir biçimde UIA yaşamının içinde yer alıyorlar.
"Mimarlık ve Su" yarışmasındaki çok sayıda katılım ve
"Mimarlık ve Yoksulluk" seferberliğimize iki İrlanda üniversitesinden
öğrencilerin bir pilot çalışma olarak katkısı, bu konuda son iki örnek.
Öğrencilerin rolünün giderek daha önem kazandığını görüyorum. Böyle
olması da gerekiyor.
Ancak hükümetlerle diyalog içinde çalışarak hedeflerimizi optimum sonuçlara
vardırabilir, gerçekleştirebiliriz. Hepimizin karar verici düzeylerde
olanlara öneriler iletmesi, onları etkilemesi, hatta baskı uygulaması, daha
da önemlisi karar verme sürecine katılmamız gerekmektedir.
Yapılı çevre içinde nitelikli mimarlık ürünlerinin
"istisnai" birer örnek olarak kalması değil geneli belirleyici düzeyde
çoğalması için, kamuoyunun mimari açıdan eğitilmesi "olmazsa
olmaz" kesinlikte bir ihtiyaçtır. UIA'nın "Mimarlık ve Çocuklar"
Çalışma Programı tam bunu -bizim estetik ve diğer standartlarımızı algılayarak
gelişecek büyüyecek bir toplumu- amaçlamaktadır. Bu arada Berlin Kongresi
de elbette kamuoyundaki imajımız için iyi bir katalizör işlevini yerine
getirecektir.
Mimarlık toplum için yararlı bir işlevdir. Bu yüzden, kamu yararındadır.
Bunu ne kadar geniş bir kitleye anlatabilirsek, mesleki etkinliklerimizin
kapsamını o ölçüde genişletebiliriz. Mimarlık işlerinde "dünya
pastasını" eşitçe bölüşmek kadar, "pasta"nın boyutlarını
büyütmek de önemlidir.
Bilgi toplumunda yaşıyoruz. UIA etkinliklerinde ana hedeflerden biri, bu
bilgiden olabildiğince çok sayıda mimarın yararlanabilmesi olmalıdır.
Dünya mimarları arasındaki dostluk ve meslektaş dayanışmasında köşe
taşı, karşılıklı düşünce ve bilgi alışverişidir. Nijeryalı şair
Wole Soyinka, bir köprünün sadece A'dan B'ye gitmediğini, aynı zamanda
B'den A'ya da gittiğini söyler. Biz de UIA'yı dünyamızı küçülten ve
mimarları birbirine daha yaklaştıran bir köprü olarak düşünelim.
Bu yeni yılda, mimarlığın UIA Berlin 2002'de odaklanacağı bu yılda,
hepinize kişisel yaşamınızda mutluluk ve mesleki çalışmalarınızda başarılar
dileğimle.
Vassilis SGOUTAS
UIA Başkanı
UIA Bülteni, Ocak-Şubat 2002
|