reklam

09 Haziran 2003 Pazartesi
Ana Sayfa > Haberler

Ve Arkeoloji Müzesi'nin tüm salonları ziyarete açık

Radikal, 30 Ocak'ta Arkeoloji Müzesi salonlarının personel yetersizliği yüzünden bir bir kapandığını duyurmuş ve bu konu uzun süre sanat gündemini meşgul etmişti. Artık ziyaretçileri, mühürlü kapılar değil güleryüzlü personel karşılıyor. 

Yaklaşık beş ay önce kimimizin öfkelendiği, kimimizin 'burası Türkiye!' diyerek gülüp geçtiği, ancak hemen hepimizin üzülerek okuduğu bir haber yer almıştı Radikal gazetesi sayfalarında. Bulunduğumuz coğrafyanın paha biçilmez değerlerini barındıran İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin salonlarının dörtte üçünün 'eleman yetersizliği' nedeniyle ziyarete kapalı olduğundan söz ediyordu bu haber. Konunun üzerinde günlerce konuşuldu; yorumlar, açıklamalar yapıldı ve sonunda sevindiren haber geldi: İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin onca emek ve masrafla teşhire hazırlanan ancak 'mühürlü' kapıların ardında kalan salonları artık ziyarete açık.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı Döner Sermaye İdaresi Genel Merkezi'nde (DÖSİM) sözleşmeli işçi statüsünde görev yapan 19 kişi, 18 Mayıs 2003'ten itibaren Arkeoloji Müzesi'nde çalışmak üzere görevlendirildi. Böylelikle müzede çalışan toplam güvenlik ve koruma görevlisi sayısı 25'e ulaşmış oldu. Yeni personelin işe başlamasıyla, tamamen kapalı tutulan 'ek bina' tekrar ziyarete açılabildi.

Ek binada bulunan ve 1991 yılında, müzenin kuruluşunun 100' üncü yıldönümü nedeniyle teşhire hazırlanan 'Çağlar Boyu İstanbul', 'Çağlar Boyu Anadolu ve Troia' ile 'Anadolu'nun Çevre Kültürleri; Kıbrıs, Suriye, Filistin' salonları düzenlendikleri tarihten bu yana düzensiz aralıklarla açık tutulabilmiş, son iki yıldır ise tamamen kapatılmak zorunda kalınmıştı.

Avrupa Konseyi Müze Ödülü'ne layık bulunan bu bölümler artık ziyaretçisini mühürlü kapılarla değil, güler yüzlü salon görevlileriyle karşılıyor. Aynı coğrafyayı paylaşan uygarlıkların kültürlerini eş- zamanlı olarak karşılaştırma olanağı sunan salonlarda dışarıdan satın alma yoluyla getirilen eserlerin yanı sıra bölge topraklarında yapılan ve 1800'lü yılların sonlarına dek uzanan kazılardan elde edilen buluntular da yer alıyor.

Zaman tünelinde gezinti
'Çağlar Boyu İstanbul' salonu ziyaretçilerini İstanbul'un prehistorik döneminden başlayan bir zaman tüneline sokuyor, Bizans caddelerinde dolaştırdıktan sonra Fatih'le ve onun 'Haliç'e gerdiği zincir' ile buluşturuyor. 'Çağlar Boyu Anadolu ve Troia', Troya kentinin tüm tabakalarını ve dolayısıyla bir uygarlığın gelişimini kesintisiz olarak görme imkânı veriyor.

Ek binada görücüye çıkan diğer salon 'Anadolu'nun Çevre Kültürleri; Kıbrıs, Suriye, Filistin' ise turistlerin ilgi odağı. Bu bölümün en çok dikkati çeken buluntusu ise 'Siloa Yazıtı'. Kudüs'te bulunan ve İ.Ö. 7. yüzyılın başına tarihlenen altı satırlık İbranice yazıtta, Judah Kralı Hazekiah'ın Asur tehlikesinden ötürü Kudüs'te meydana gelebilecek su sıkıntısına karşı yaptırdığı tünelin yapım öyküsü anlatılıyor. Bu yazıtın bir diğer önemli yanı Arkeoloji Müzesi'nin temeli olan Müze-i Hümayun'dan beri müzenin koleksiyonunda olması.

Yine ek binada bulunan, Garanti Bankası ile Müzeyi Sevenler Derneği'nin yaptığı sözleşme sayesinde personel sorunu çözülebilen, ancak yapılan sözleşme sona erdiği için kapısına kilit vurulmak zorunda kalınan mimari eserler bölümü, 'Çocuk Müzesi' ve 'İstanbul'un Çevre Kültürleri: Thrakia, Bithynia ve Bizans' salonları da yeni gelen personel sayesinde artık ziyaretçi kabul edebiliyor.

Ek binada bulunan salonların açılması ile ziyaretçilerini eli boş göndermeyecek İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde hâlâ göremeyeceğiniz bölümler de mevcut. Eski Bina'da bulunan ve masrafları karşılanamadığı için düzenlenemeyen 'Lahitler ve Steller', 'Sidamara' ve 'Hekate ve Magnesia Toprak Frizleri' salonları teşhire hazırlanmak için sponsor olabilecek kurum ve kuruluşlardan destek bekliyor.

Eleman eksikliği gibi kabul edilmesi güç bir nedenden ötürü kapalı tutulan müze salonlarının kapılarını açması yüzümüzü güldürürken, sorunun kökten çözümlen(e)memiş olması, yani görevlendirilen yeni personelin 'kadrolu' olmayışı ne yazık ki soru işaretleri yaratıyor. Gelinen nokta memnuniyet yaratırken diğer taraftan herkes 'süreklilik' arzusunu dile getirmekten çekinmiyor. Ne diyelim, darısı Türkiye'nin dört bir yanındaki aynı dertten mustarip müze ve ören yerlerinin başına!
Milliyet

 

Haziran 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01
02 03 04 05 06 07 08
09 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29

30

diğer aylar için tıklayın

Diyalog

Abdurrahman Hancı  
04 Şubat 2003 
tarihinde Diyalog bölümümüze konuk oldu.

Abdurrahman Hancı hakkında daha fazla bilgi edinmek için  tıklayın. 

Diyalog buluşmasını soru cevap şeklinde okumak için  buraya tıklayın...


Vitra - Artema'nın katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz