|
Artık Türkiye'nin de jeoloji
haritası var
Maden Tetkik ve Arama (MTA) Müdürlüğü'nün, çok zorlu 70 yıllık çalışması
sonucunda "Türkiye Jeoloji Haritası", son haline getirildi ve basıldı.
Bazı yıllarda gerek politik ve gerekse ekonomik nedenlerle sekteye uğrayan bu
uğraşlar bir avuç idealist jeoloğun üstün gayretleriyle sonuçlandırıldı.
Türkiye için çok önemli bir gereksinim olan bu haritaları daha iyi
anlatabilmek için bir jeoloji haritasının ne demek olduğunu, neye yaradığını
ve her santimetre karesinde alınteri, gözyaşı, mutluluk olan bu çabaların
kısa bir özetini sizlere açıklamak istiyorum.
Yeryüzünde hem cins, hem de oluşum yaşı bakımından birbirinden farklı
kayaçlar bulunuyor. Jeoloji haritaları, yerin derinliklerindeki bu kayaçların
yüzeyde göründüğü yerlerin haritalanması ile oluşuyor. Bu haritalar bir
bölgenin jeolojik tarihçesinin bilinmesi, maden, endüstriyel hammadde, petrol
aramacılığı, tünel, baraj, yol gibi mühendislik işleri ve bölgenin
depremselliği açısından kullanılabilir. Askeri amaçlar için bile bu
haritalar gereklidir. Emperyalist ülkeler diğer ülkeleri işgal etmeden evvel
o ülkelerin doğal kaynaklarını öğrenirler. İşte bu amaçla ülkemizdeki
ilk jeoloji haritalarını 1800'lü yılların sonunda, 1900'lü yılların
başında yabancı yerbilimci araştırmacılar yaptı. Türkiye'de jeoloji
haritaları çeşitli amaçlar için ayrı ayrı kurumlar tarafından yapılmasına
rağmen, temel jeolojik haritaların yapımı ve basımı MTA kurumuna verildi.
MTA'nın ilk jeoloji haritaları 1940'lı yıllarda yabancı araştırmacıların
haritalarını derlemek şeklinde oldu. Fakat bundan sonraki yıllarda ulusal çalışmalara
ağırlık verilerek jeoloji eğitimi için yurtdışına gönderilen Türk
yerbilimciler görev almaya başladılar. Jeolojik haritaların yeniden hazırlanması
için görev olan ulusal yerbilimciler ülkemizin tüm dağları, tepeleri ve
derelerini adım adım dolaşmaya, birbirinden farklı olan kayaçları
haritalamaya, madenlerimizin yerlerini belirlemeye çalıştılar. Çoğunluğu
Ankara ve İstanbul'daki jeoloji bölümlerinin öğretim üyeleri olmak üzere
pek çok araştırmacının hazırladığı ilk haritalar 1/100 000 ölçeklidir.
O günün güç koşullarında hazırlanan bu haritalarda sunulan detaylar günümüz
koşullarında dahi şaşırtıcıdır. Yukarıda sözü edilen ölçekli
haritalardan yararlanarak 1960'lı yıllarda günümüzdeki haritaların da
temeli olan 1/500 000 ölçekli (18 adet) jeoloji haritası derlendi. Bu
haritalar hazırlandıkları yıllardan beri pek çok yabancı ve yerli araştırmacının
başvurduğu kaynaklar oldu.
Bu yıllardan sonra levha tektoniği dediğimiz kıtaların hareketleriyle açıklanan
modern kuram rüzgarına kapılan ulusal yerbilimciler jeofiziğin de hızla
gelişimine paralel olarak yeni bir anlayış içine girdiler. Dünyanın en
ilginç jeolojik olaylarının sergilendiği ülkemiz jeolojisinin haritalama
eksiklerinin tamamlanması için, bu modern anlayış çerçevesinde üniversitelerimizin
yetiştirdiği jeologlar, ülkemizin en ücra köşelerine kadar dağılarak yıllar
süren araştırma sürecine girdiler. İşte tam bu süreçte yaşananlar için
söylenecek çok şey var. Haritaların her parçasında çok dramatik hikâyeler
bulunuyor. Bıyığı yeni çıkan henüz mezun olan idealist gençler büyük
hayallerle yetişkin ağabeyleriyle beraber aylarca dağlarda ve köylerde kaldılar.
Bu yüzden deneyimli olanlar yeni mezunlara MTA'nın bir okul olduğunu söylediler.
MTA, jeolojik haritalanma çerçevesinde yağışın nispeten daha az olduğu
aylarda Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kamplar açarak yüzlerce jeoloğunu
arazi çalışmalarına gönderdi. O yıllarda çalışmalar sırasında kuruma
ait jeep sayısı yeterli olmadığı ya da vasıtaların çalışamadığı
yerlerde jeologlar sırtlarında taş örnekleri dolu çantalarıyla saatlerce yürürlerdi.
Bu sırada ağırlık yapmasın diye yiyeceklerini bile sınırlı alırlardı.
Hatta günü birlik kampa dönüşün olanaksız olduğu koşullarda çadırlarını
alarak katır sırtlarında dağ tepelerinde günlerce kalırlardı.
Bu işler gerçekten severek ve isteyerek yapılırdı. Görevlerine
kendilerini kaptıran efsanevi jeologların hikâyeleri bugün bile kulaktan
kulağa aktarılıyor. MTA'nın eski genel müdürlerinden Sadrettin Alpan bir gün
dağdaki jeologlarını ziyaret eder ve "Oğlum herhangi bir ihtiyacın var
mı?" diye sorar, genç mühendise. Mühendis böyle bir ziyaretin ve içinde
bulunduğu zor koşullarda çalışma becerisini göstermenin gururuyla
"Bir postalla, bir cep radyosu" yanıtını verir. Bu aşırı özverili
meslek aşkı bazen ayrılıklara bile neden oldu. Zaman zaman çocuklar babalarını
ve annelerini (az da olsa bu maceraları yaşamış kadın jeologlarımız da
var) mesleklerini kendilerinden fazla sevmekle suçladılar. İşte böyle meşakkatli
bir süreç sonunda hazırlandı bu jeolojik haritalar. Bu haritalara değerini
veren nitelikler teknik olduğu kadar manevidir. Hazırlanan bu jeolojik
haritalar yerbilimleri konusunda bilgi düzeyi açısından uluslararası
anlamda hayli ileri olduğumuzun da bir kanıtıdır. Ülkemizdeki yerbilimciler
artık yurtdışında pek çok proje yürütüyor.
1/500 000 ölçekli 18 pafta şeklinde hazırlanan bu haritaların en büyük
özelliği, 5547 adet 1/25 000 ölçekli jeoloji haritasından hazırlanması.
Başta hazırlayanlar olmak üzere MTA Genel Müdürü Ali Kemal Işıker'i,
Jeoloji Dairesi'ni, Başeditör Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Mustafa Şenel'i
ülkemiz adına kutlamak gerekir. Ellerine sağlık. Darısı daha detaylı ve
teknik haritaların başına diyoruz.
MTA tarafından hazırlanan bu haritalar, özellikle liselerde gençleri özendirmekten
uzak içindeki jeoloji bilgilerinin eksik olduğu coğrafya ders kitaplarına
yardımcı olması ve ülkemizin doğal kaynaklarının bilinmesine yönelik
olarak okullar tarafından temin edilmeli ve duvarlara panolar şeklinde asılmalıdır.
Geleceğin yöneticileri, uygulayıcıları, planlayıcıları olacak gençlerimizin
başarılı olabilmelerinin ön koşulu kendi coğrafyalarını ve doğal
kaynaklarını çok iyi bilmeleridir.
Radikal - Şükrü Ersoy
|