reklam

11 Kasım 2003 Salı
Ana Sayfa > Haberler

Artık Türkiye'nin de jeoloji haritası var

Maden Tetkik ve Arama (MTA) Müdürlüğü'nün, çok zorlu 70 yıllık çalışması sonucunda "Türkiye Jeoloji Haritası", son haline getirildi ve basıldı. Bazı yıllarda gerek politik ve gerekse ekonomik nedenlerle sekteye uğrayan bu uğraşlar bir avuç idealist jeoloğun üstün gayretleriyle sonuçlandırıldı.
Türkiye için çok önemli bir gereksinim olan bu haritaları daha iyi anlatabilmek için bir jeoloji haritasının ne demek olduğunu, neye yaradığını ve her santimetre karesinde alınteri, gözyaşı, mutluluk olan bu çabaların kısa bir özetini sizlere açıklamak istiyorum.

Yeryüzünde hem cins, hem de oluşum yaşı bakımından birbirinden farklı kayaçlar bulunuyor. Jeoloji haritaları, yerin derinliklerindeki bu kayaçların yüzeyde göründüğü yerlerin haritalanması ile oluşuyor. Bu haritalar bir bölgenin jeolojik tarihçesinin bilinmesi, maden, endüstriyel hammadde, petrol aramacılığı, tünel, baraj, yol gibi mühendislik işleri ve bölgenin depremselliği açısından kullanılabilir. Askeri amaçlar için bile bu haritalar gereklidir. Emperyalist ülkeler diğer ülkeleri işgal etmeden evvel o ülkelerin doğal kaynaklarını öğrenirler. İşte bu amaçla ülkemizdeki

ilk jeoloji haritalarını 1800'lü yılların sonunda, 1900'lü yılların başında yabancı yerbilimci araştırmacılar yaptı. Türkiye'de jeoloji haritaları çeşitli amaçlar için ayrı ayrı kurumlar tarafından yapılmasına rağmen, temel jeolojik haritaların yapımı ve basımı MTA kurumuna verildi. MTA'nın ilk jeoloji haritaları 1940'lı yıllarda yabancı araştırmacıların haritalarını derlemek şeklinde oldu. Fakat bundan sonraki yıllarda ulusal çalışmalara ağırlık verilerek jeoloji eğitimi için yurtdışına gönderilen Türk yerbilimciler görev almaya başladılar. Jeolojik haritaların yeniden hazırlanması için görev olan ulusal yerbilimciler ülkemizin tüm dağları, tepeleri ve derelerini adım adım dolaşmaya, birbirinden farklı olan kayaçları haritalamaya, madenlerimizin yerlerini belirlemeye çalıştılar. Çoğunluğu Ankara ve İstanbul'daki jeoloji bölümlerinin öğretim üyeleri olmak üzere pek çok araştırmacının hazırladığı ilk haritalar 1/100 000 ölçeklidir. O günün güç koşullarında hazırlanan bu haritalarda sunulan detaylar günümüz koşullarında dahi şaşırtıcıdır. Yukarıda sözü edilen ölçekli haritalardan yararlanarak 1960'lı yıllarda günümüzdeki haritaların da temeli olan 1/500 000 ölçekli (18 adet) jeoloji haritası derlendi. Bu haritalar hazırlandıkları yıllardan beri pek çok yabancı ve yerli araştırmacının başvurduğu kaynaklar oldu.

Bu yıllardan sonra levha tektoniği dediğimiz kıtaların hareketleriyle açıklanan modern kuram rüzgarına kapılan ulusal yerbilimciler jeofiziğin de hızla gelişimine paralel olarak yeni bir anlayış içine girdiler. Dünyanın en ilginç jeolojik olaylarının sergilendiği ülkemiz jeolojisinin haritalama eksiklerinin tamamlanması için, bu modern anlayış çerçevesinde üniversitelerimizin yetiştirdiği jeologlar, ülkemizin en ücra köşelerine kadar dağılarak yıllar süren araştırma sürecine girdiler. İşte tam bu süreçte yaşananlar için söylenecek çok şey var. Haritaların her parçasında çok dramatik hikâyeler bulunuyor. Bıyığı yeni çıkan henüz mezun olan idealist gençler büyük hayallerle yetişkin ağabeyleriyle beraber aylarca dağlarda ve köylerde kaldılar. Bu yüzden deneyimli olanlar yeni mezunlara MTA'nın bir okul olduğunu söylediler. MTA, jeolojik haritalanma çerçevesinde yağışın nispeten daha az olduğu aylarda Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kamplar açarak yüzlerce jeoloğunu arazi çalışmalarına gönderdi. O yıllarda çalışmalar sırasında kuruma ait jeep sayısı yeterli olmadığı ya da vasıtaların çalışamadığı yerlerde jeologlar sırtlarında taş örnekleri dolu çantalarıyla saatlerce yürürlerdi. Bu sırada ağırlık yapmasın diye yiyeceklerini bile sınırlı alırlardı. Hatta günü birlik kampa dönüşün olanaksız olduğu koşullarda çadırlarını alarak katır sırtlarında dağ tepelerinde günlerce kalırlardı.

Bu işler gerçekten severek ve isteyerek yapılırdı. Görevlerine kendilerini kaptıran efsanevi jeologların hikâyeleri bugün bile kulaktan kulağa aktarılıyor. MTA'nın eski genel müdürlerinden Sadrettin Alpan bir gün dağdaki jeologlarını ziyaret eder ve "Oğlum herhangi bir ihtiyacın var mı?" diye sorar, genç mühendise. Mühendis böyle bir ziyaretin ve içinde bulunduğu zor koşullarda çalışma becerisini göstermenin gururuyla "Bir postalla, bir cep radyosu" yanıtını verir. Bu aşırı özverili meslek aşkı bazen ayrılıklara bile neden oldu. Zaman zaman çocuklar babalarını ve annelerini (az da olsa bu maceraları yaşamış kadın jeologlarımız da var) mesleklerini kendilerinden fazla sevmekle suçladılar. İşte böyle meşakkatli

bir süreç sonunda hazırlandı bu jeolojik haritalar. Bu haritalara değerini veren nitelikler teknik olduğu kadar manevidir. Hazırlanan bu jeolojik haritalar yerbilimleri konusunda bilgi düzeyi açısından uluslararası anlamda hayli ileri olduğumuzun da bir kanıtıdır. Ülkemizdeki yerbilimciler artık yurtdışında pek çok proje yürütüyor.

1/500 000 ölçekli 18 pafta şeklinde hazırlanan bu haritaların en büyük özelliği, 5547 adet 1/25 000 ölçekli jeoloji haritasından hazırlanması. Başta hazırlayanlar olmak üzere MTA Genel Müdürü Ali Kemal Işıker'i, Jeoloji Dairesi'ni, Başeditör Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Mustafa Şenel'i ülkemiz adına kutlamak gerekir. Ellerine sağlık. Darısı daha detaylı ve teknik haritaların başına diyoruz.

MTA tarafından hazırlanan bu haritalar, özellikle liselerde gençleri özendirmekten uzak içindeki jeoloji bilgilerinin eksik olduğu coğrafya ders kitaplarına yardımcı olması ve ülkemizin doğal kaynaklarının bilinmesine yönelik olarak okullar tarafından temin edilmeli ve duvarlara panolar şeklinde asılmalıdır. Geleceğin yöneticileri, uygulayıcıları, planlayıcıları olacak gençlerimizin başarılı olabilmelerinin ön koşulu kendi coğrafyalarını ve doğal kaynaklarını çok iyi bilmeleridir.
Radikal - Şükrü Ersoy

 

Kasım 2003 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02
03 04 05 06 07 08 09
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
diğer aylar için tıklayın

Diyalog

Baran İdil 11 Kasım 2003 tarihinde Diyalog bölümümüze konuk oldu.

Baran İdil hakkında daha fazla bilgi edinmek için  tıklayın. 

Diyalog buluşmasını soru cevap şeklinde okumak için  buraya tıklayın...

 


Vitra - Artema'nın katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz