Nazi mimarlığının bir diğer boyutu da, Hitler’in sayıları giderek artmakta olan dev binalarını inşa etmek için gereken vasıflı ve vasıfsız işçi sayısının ülkede yol açtığı büyük iş sorunuydu. 1933’te iktisara geldiğinde işsiz kesimi inşaatlarda çalıştırmaya başlayan Hitler, bu şekilde hem ağır işleyen Alman ekonomisini canlandırmayı, hem de “Hitler İş İmkanları Yaratıyor” sloganıyla propaganda yapmayı amaçlıyordu. Ancak,iş gücüne ihtiyaç duyan endüstrinin işe aldığı kesim, liderlerine teşekkür etmek için herhangi bir çaba harcamadı. Özellikle otoyol inşaatlarında çalışan işçiler, acımasız çalışma koşulları nedeniyle düzenli olarak greve gitti. “Adolf Hitler’in yolları Alman işçilerin kanıyla inşa ediliyor” sloganı, bu grevlerin sonucunda ortaya çıktı. Grevleri durdurmak için Gestapo pervasızca hareket etti ve inatçı işçiler komünist oldukları bahanesiyle toplama kamplarına gönderildi.
Savaş hazırlıkları nedeniyle tükenen çelik, beton ve iş gücü kaynakları, ülkenin inşaat programının 1943’te tamamen durmasıyla sonuçlandı. Almanya ve Avusturya’da yeni kurulan taş ocaklarında bölge sakinleri asgari yaşam koşullarında ve özel olarak geliştirilen masrafsız bir diyetle çalışmaya zorlandı. Slav halklarından 3 milyon insanın 20 yıl boyunca Reich topraklarına çalışmak için zorla getirilmesi de planlar arasındaydı. Zorla köleleştirilen işçi sınıfı ve yapılan binalar için ayrılan büyük meblağlar, Roma dönemindeki inşaat yöntemleriyle kıyaslama yapılacak nitelikteydi. Zaten, Hitler’in Berlin ve diğer Alman kentlerinin yenidan inşası için yaptığı görkemli planlar ancak Roma’nın uyguladığı yöntemlerle hayata geçirilebilirdi: Zorla sağlanan fonlar ve zorla çalıştırılan işçiler: Köleler ve onların sahiplerinden oluşan farklı sosyo-demografik sınıflar için atılan ilk adım.
İmaj Galerisi



















