Arkitera Diyalog

Mehmet Konuralp

Sorular & Cevaplar

mimar2000

Red face Özel...

Sayın Konuralp.1999 Uludağ Üniversitesi mezunuyum ve 98 2.Dönem proje derslerini beraber aldık.Çok basarılı bir öğrenci olduğum söylenemez ancak eğitimimi 4 senede tamamladım.Ve 4 yıllık mimarım.Mezuniyet tarihimiz ve sektördeki tıkanmalar aynı zamana denk geldiği için hedeflerine ulasabilmiş bir mimar değilim..
Size sorum özel olacak!

Bizler porsche marka arabayı Sn: Emre AROLAT"la maserati markasını da sizinle tanıdık.Arabanız hala duruyormu?

Mehmet Konuralp

Tanıdığınızla kalmanızı tavsiye ederim. Maalesef duruyor, benzinci bir ortak arıyorum tanıdığınız varsa...


blur

Merhaba,
Mimarlar yaşları ilerledikçe (aslında buna belki tecrübe kazandıkça da denebilir) daha mı az zorluyorlar şartları?

Siz de kendinizi böyle görüyor musunuz?

Mehmet Konuralp

Ben şartları hiç bir yaşımda zorlayamadım, mizacım müsait değil, ama yaşlandıkça rehavet de artıyor galiba.


mimar2000

Olabilir...

Çünki Türkiye üzerinde,bu sorgulamayı yapacak bir sektör kalmadı! Bu ülkede kaç tane meslektaşımız var? Ve kaç tanesi mesleğini uygulama imkanı buluyor.Ben bulamıyorum sahsen!İnsanları mesleki kaygılar ve geçim derdi arasında bırakan bu zihniyet devam ettiği müddetçe Sn Konuralp''e soru yöneltecek insan sayısında hiç bir artış olmayacaktır.Bence sorgulanması gereken ben değil bu sektörü elinde tutanlardır.Bugün üniversitelerden mezun olan herkesin işi daha da zorlasıyor.Ortadaki pasta küçülüp yemek isteyenler çoğaltılırsa bu durum kaçınılmaz olur..

Mehmet Konuralp

Küçük pasta ama iştah açıcı olsa gerek ki yemeğe oturanlar kalabalıklaşıyor. Tavuk yumurta meselesi galiba.


Ömer Kanıpak

Mehmet Bey Merhaba,

Sizinle yaptığımız radyo programında ve başka yerlerde tekrarladığınız bir deyim var: "Ben hep son vagon olmayı tercih ettim" diyorsunuz.

İki sorum olacak: Peşine takılmaktan memnun olduğunuz lokomotifler kimlerdi? (Özellikle mimarlık dünyası dışındakileri merak ediyorum)

İkinci sorum ise peşinizdeki vagonlarla ilgili. Pek çok genç mimar işlerinizi takip ediyor. Tanıdığınız ve takdir ettikleriniz var mı?

Teşekkürler...

Mehmet Konuralp

Yaşamın kendisi izlenecek vagonlar ve onları çeken lokomotif durmadan devam eden hayat.
Ben hep izledim, izliyorum. Mimarın aradığı herşeyi o kervanda bulabilirsiniz.

Genç mimarlara gelince isim telaffuz etmeyeceğim ama çizgilerini aza indirmeye başladılar.

Ümit verici, hele bu eğitim ortamında mucizevi başarılar izliyorum.


GÜNZAT

Question selam

SN.KONURALP

ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİNDEN MEZUN OLAN BİR ARKADAŞIMIN ANLATTIĞINA GÖRE;

BİTİRME JÜRİSİ SIRASINDA OKULUN HADEMESİ GELİP HELİKOPTERİNİZİ BULUNDUĞU YERDEN KALDIRMANIZ GEREKTİĞİNİ AKSİ TAKTİRDE ORADA TOP OYNAYAN ARKADAŞLARIN HELİKOPTERE ZARAR VERECEĞİNİ SÖYLEMİŞ. BU OLAYI DUYDUĞUMUZDA ÇOK GÜLMÜŞTÜK. DOĞRULUĞU VARMI DİYE SORMAK İSTEDİM SİZİ BURADA BULMUŞKEN..SAYGILAR SUNARIM.

Mehmet Konuralp

Futbol sahasının düzlüğüne itibar edip indim.
O gün maç olacağı aklıma gelmedi, neyse gol yemeden uçtuk.

GÜNZAT

Question

SN KONURALP

MİMARİ PROJE YARIŞMALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?YARIŞMALARA KATILIYORMUSUNUZ?
SAYGILAR

Mehmet Konuralp

Ben proje yarışmalarına bugünkü şekilleri ile katılmıyorum. Yaratıcılık anlayışıma taban tabana zıt geliyor. 1/500 ölçekle 1/1 ölçekleri aynı zamanda düşünen, sonuçda herşeyin kilitlendiği bir bütün olarak bitiren yaklaşımdayım. Tasarımı her etabı ayrı düşünülen bir düşünce dizisi olarak yapamıyorum.
"GesamtKunstwerk" tabirine bir bakmanı rica ederim.


ozlem catakli

Unhappy

merhaba
ben mimarlık 2. sınıf öğrencisiyim...istediğim meslek olduğu için severek okuyorum...fakat ilerisi için bu kadar hevesli değilim...mimar olmak isteyen çok...kendini bi şekilde kanıtlamak zorunda herkes ve koşulması zor bi yarış haline gelmekte mimarlık...bir çok insan kayıtlı mimar olmasına ragmen kendi meslegini yapmıyor..siz kendinizi nasıl kanıtladınız??? bir kaç tavsiyede bulunabilir misiniz???

teşekkürler.....

Mehmet Konuralp

Ben kendimi kanıtlamadım ama kanıtlandım mı bilemem. Bu konuda çok şuurlu olmamak galiba daha doğru.
Mimarlığı bir yaşam tarzı olarak benimsemek meslek olarak yapmaktan daha cazip geliyor bana.

Para kazanmak için illaki bu mesleği yapmak diye bir zorunluluğu ön şart olarak şimdiden önüne koyma.


AB_ 

Arrow londra

mehmet konuralp,

ben haftaya londra''da mimarlık eğitimine başlayacağım. siz londra''da eğitim aldığınız süre içerisinde londra''dan nasıl faydalanmıştınız, bir kaç ipucu verebilir misiniz?

türkiye''de yarattığınız binaları ben çok beğeniyorum ve çocukluğumdan beri adını bildiğim ilk türk mimarı sizsiniz. bunun nedeni TV8''de izlemiş olduğum ATK binasının çatısını anlattığınız programdı. burada arkadaşınıza elinizdeki bir omurga şeklinde parçayı göstererek "neden bu şekilde bir destekle biz bu çatıyı tutmayalım?" dediğinizi anlatıyordunuz. ancak tam bunlardan sonra, inşaat kanunlarının beni kısıtlamasından dolayı ATK binasının kafanızdakinden biraz daha farklı olmak zorunda kaldığını söylemiştiniz,

hayatınızı bir kaç paragrafla anlamak imkansız benim için ve sizin hayatınız hakkında hiç bir yargıya varmak benim hakkım değil ama birşey yıllardır hep aklımdaydı, bugün bu fırsat elime geçti ve sorabiliyorum,

AA gibi bir okuldan sonra türkiye''de yaptığınız bu güzel binaların yaratım sürecinde yada sonrasında hiç yurtdışında da bir ofis açsam, yaptıklarımı ve yapacaklarımı uluslararası imkanlarla tam istediğim gibi yapsam demediniz mi?

buna engel olan birşey oldu mu yoksa bu sadece kişisel nedenlerden, istemediğiniz için mi mesela londra''da da bir işyeri açmadınız kendinize?

teşekkürler
iyi günler

burak

Mehmet Konuralp

Eğitiminde sonsuz başarılar diliyorum!

Londra''nın kendisi ve bütün İngilizlerleri kocaman bir okul gibi kabullenmeni öneririm. İngilizler doğal hocadırlar, herşeyle ilgilenirler ve öğretirler, faydalan! Parklarda dolaşırken bütün uçan kuşların isimlerini öğrenerek başla, sonrası gelir.

Uluslararası imkanlara zaman zaman kavuştum ama maalesef "tam istediğim gibi yapsam" demek zorunda binlerce defa bırakıldım.


Mourner

Selamlar

Sayın Konuralp,

Nisantası Sabah-Atv binasının catisindaki uygulamanızın ilginc uzakdogu deneyiminizden referans aldıgını duymustumbunu merak ettim hep,

Biraz acıklarsanız sevinirim..

Saygılar..

Mehmet Konuralp

Konik başlık tabiki atriumdaki havanın kısmen dışa atılması için tasarlandı. Ancak aynı elemanın dış görünümünde sembolik konotasyonlar var, en son kat kata ulaşıldığı zaman asansörlerin açılması ile bir sancthum katı beliriyor. Budist mabedleri incelersen en iç bölümünü ve dünyanın merkezini simgeleyen Phalus''u (lin-gam) tetkik etmeni öneririm.


erginsezgin

Mimaride kaygı ve dokuya saygı

Sayın Mehmet Bey,
İstanbul''daki yapilaşmanın sonu yok.Ama maalesef yeni yapılan yapıların hiçbiri yapılacağı yere değer katacak yapılar olmuyor.Yıllar önce bir arkadaşım.Eğer müşterim isterse Topkapı sarayının bahçesine bile gökdelen projesi yaparım demişti.Bu benim anlayisima çok ters gelen bir durumdu.Bundan sonra ise yapılan bir çok bina saray bahçelerine oteller,öngörünüme gökdelenler yapıldı ve yapılıyor.
1.Kurumsal imaja gösterdiğimiz saygıyı şehrimize göstermiyoruz.
Siz projelerinizde bu kaygıyı duyuyormusunuz?
2.Projesini yaptığınız binalara daha sonra klimalar ,reklam tabelaları asıldığında tepkiniz ne oluyor.
3.İstanbul''da mimari acidan değerli bulduğunuz üç projeyi söyleyebilirmisiniz.

teşekkürler
Ergin SEZGİN

Mehmet Konuralp

1- Şehirler imajların sentezidir. Aynen gösterilmesi gereken saygı değil mesleki beceridir. Eksiğimiz olan o esasda!

2- Tabi düşünülmemiş şeyler, en başta görsel kirlenme oluşturuyor. Yani bütün Türkiye''nin görsel düzeyi.
Ancak mesela Karayolları binasında cepheye asılan havalandırma cihazları önceliğin konfor olması gereğini savunuyor. Ben binayı 1974''de tasarlarken merkezi havalandırma sistemi ile tasarladım. Bağnaz kafalarla yapamdım, dolayısıyla serinlemek isteyenlere bugün kızmak hakkımız yok. Yaşam gerçekleri mimarinin gerçekleridir, mimarinin gerçekleri hep üstündedir unutma.

Ayasfoya
Kapalıçarşı
Topkapı Sarayı Harem Dairesi


bkaptanoğlu

Sartlar

Sayin Mehmet Konuralp,

Oncelikle calismalarinizdan dolayi sizi kutlamak istiyorum. Size 3 tane genel anlamda sorum olacak:

1) Su anda okuyan ve calisan (ozellikle) genc mimarlar arasinda yaygin bir kani var: Bu piyasada sadece belli basli bir kac mimarin gercek anlamda is yapabildigi ve geri kalan genc - yeni mezun - orta yasli mimarlarin mesleklerini icra edemedikleri, bu sebepten dolayi baska meslek gruplarinda kariyer arayisi icinde bulunduklari hakkinda ... Siz bu piyasanin icinde birisi olarak bu kaniyi dogru buluyor musunuz? Genc mimarlara is alabilme, mesleklerini icra edebilme konularinda - tecrubelerinizden de faydalanarak - ne gibi cikar yollar ongorebilirsiniz?

2) Yukaridaki soru ile baglantili olarak; belli basli mimarlarin is yapabildikleri bu ortamda ortaya cikan eserlerin tekduze ve birkac ornek disinda birbirlerini veya yabanci orneklerin taklidi olduklari hakkinda dusunceler oldukca yaygin bir bicimde ortalikta dolasmaktadir. Hatta cevremizde gordugumuz binalarin, apartmanlarin kisacasi konutlarin da estetik degerleri hakkinda olusan dusunceler apacik ortada. Meslegini icra edebilecek yeterli sayida mimar varken kent estetiginin bu denli "dusuk kalite"de olmasini, mimarlarin kendi mesleklerini uygulayamamalari ve/veya dusuk maaslarla is bulmalarindan - bulamamalarindan dolayi mimarliktan giderek uzaklasmalarini ve tum bunlarla beraber konutlarin giderek mimarlardan cok isinin ehli ustalar, kalfalar veya teknik elemanlar yoluyla bicimlenmelerini siz neye bagliyorsunuz?

3) "20. ve 21. yy Turk Mimarligi" hakkindaki (genel anlamda) dusuncelerinizi nasil ozetleyebilirsiniz? Sizce bizler dunya mimarliginin "neresindeyiz" ?

Calismalarinizin ve basarilarinizin devamini dilerim.

Saygilar,

Mehmet Konuralp

1-
İşveren mimar ilişkisi her zaman zorlu olmuştur.

A- İşverenin kalite anlayışı ve kaliteye ayırdığı ödemekle
İşverenin sosyal seviyesi ve kültürü ile eşleştirdiği mimar

B- Mimarın Sosyal içerikli faaliyetlerdeki başarısı.
Mimarın Meslek yeteneğinin vasat olması (fazlası dışlanma nedeni olabilir)
Mimarın ülke kültür seviyesini anlamış olmak

Bunları becermek kolay değil, ben pek başarılı olamadım mesela.

2-
Cevap 1''de değindiğim gibi kalitenin tarifi kültür seviyesi ile orantılıdır.
Alanın verenin razı olduğu bir ortamda mimarlığa söz hakkı tabiki en az tanınan tarafı işin.

Biraz müslüman mahallesinde salyangoz satmak meselesi...
Mamafih kaos da bir düzen biçimidir, kullanılabilirse.


3-
Uzun bir cevap ister gibi. Ancak, dünya konjoktüründe pek ön sıralarda olmadığı kesin. Nedenlerinden sadece bir kaçı:

A- Geleneksel yerel mimarinin günümüze uzamamış olması. (Kompozit kültürden tek düza Ulus mimarisine sapmanın bedeli)
B- Şehirlerin ve kırsal alanların yapılandırılmasında meslek erbablarında meslek erbablarınan çok az yararlanan, genelde siyasi ve megalomanyak müdaheleler.
C- Verilen eğitimin batı kaynaklı kültürden alınması ancak bu kültürün kopyacılıktan daha derine indirilememesinden, kopyacılığın hafifliği ve rehavetinin uyuşukluğu ve pratiğinde yapay cennet oluşması, vs., vs., vs...
İnşallah 20. yüzyıldaki şövanizm 21''de de devam etmez. Batı olacaksa mimarinin ilk önce doğru gramerini, daha sonra da cümle kurmasını alçakgönül ile çalışmamız gerekecek.


nurcank80

Exclamation yeni mimarlar yola nerden baslamali

BEN UNIVERSITEDEN YENI MEZUN OLDUM (YTU) VE ÇALISMA HAYATIMIN BASLANGICININ, SONRAKI MESLEKI HAYATIMI ÇOK ETKILEYECEGINI DUSUNUYORUM. OKULDAN DERECEYLE MEZUN OLDUGUM IÇIN , ILK BULDUGUM ISE GIRMEK DE PEK MANTIKLI GELMIYOR. SIZCE ISYERINDE ARAMAM GEREKEN ÖZELLIKLER NE OLMALI, TAVSIYELERINIZ ICIN SIMDIDEN TESEKKURLER

Mehmet Konuralp

İlk bulduğun işin ne olduğuna bağlı. Kendinle baş başa konuşman gerekli!

1. Mimarlığın hangi dalı seni daha çok ilgilendiriyor?

2. Ekonomik gücün ile ideallerini nasıl buluşturuyorsun? (Biraz hayalperest, biraz da realist olman lazım)

3. Kurumsal organizasyonlar yerine usta mimarla çalışabileceğin bir ortamı tavsiye ederim.Ama çok uzun olmasın, iki sene gibi.Yoksa hep ikinci adam kalma tehlikesi oluşur.


uçurtma

Sayın Mehmet Konuralp,

Teşvikiye''de eski Sabah binasının tasarımcısı olarak; Sabah binasını ve aynı çevrede, aynı dokuda sizinkinden daha faklı bir tavır olarak yine çağdaş bir yapı olan Milli Reasürans projesini nasıl tanımlıyorsunuz? Aynı dokuya iki farklı yorum getiren bu projeleri ve bu iki farklı konumlanmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Başarılar dilerim.

Mehmet Konuralp

Benim o konuda Arrademento’da yayımlanan ve Ela Gönen tarafından yazılan analizi okumanı rica ediyorum. Sokak mimarisi belli yönlendiricileri ile bütün olarak düşünülür. Ben ‘infill’ bina(lar) yaparak caddenin oluşmuş ölçek-doku-görünüm değerlerini esas alan doku yenilemesi yaptım. Milli Reasürans ‘largo’, içe açılan meydan konseptini uygulamış. Ancak esas çalışan meydanı öndeki binanın önündeki steril açma ile çok zayıflatmış değil mi?


idil

Sayın Mehmet Konuralp,

1)Yüklenici kimliğiniz, mimariyi yorumlama ve malzemeyi tanıma açısından bakışınızı nasıl etkiledi?

2)Malzeme seçimi, tasarımlarınızda ne kadar önemli bir yer tutuyor?

Mehmet Konuralp

Bence mimarlığın olmazsa olmazı malzemeyi ve tasarımı bir arada götürüp, onunda tatbikini kendin yaparak çizimin ne denli sorumluluk taşıdığını birebir öğrenmek ve bedeli çıkarsa da ödemek - Yerel şartlar mimarlığın başarısındaki en önemli faktördür.


3.boyut

öncelikle merhabalar size sormak istediğim soru şu;
günümüzde bilgisayar destekli çizim programları bir hayli ilerledi ve genelde mimaride artık el çizimleri yapılmamakta.sizin zamanınızda çizimler bilgisayar destekli yapılmamaktaydı. Ben bir mimar olarak bu tür programları kullanmaktayım yani el çizimi yapmamaktayım.Sizce bu programlar insanın hayal gücünü nasıl etkilemekte. Bilgisayar destekli çizimlerin avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirebilirmisiniz..
tesekkürler.

Mehmet Konuralp

Ben çizime trilinle ve graphozla başladım. Sonra da rapidograph ile devam ettim, ve rapido ilk çıktığında AA’de bile bir süre yasaklandı. Elin marifetini kısıtlıyor diye. Ancak, tasarımda düşünce ve el herzaman beraber çalışmıyorlar. Düşünce biraz önden yürüyor ve öyle olması lazım, yoksa karakalem karalaması olur. Çizim düşüncenin ifadesidir, roman yazmak da öyledeğil mi, veya film senaryosu? Dolayısıyla nesiller ilerledikçe ifade tekniği tabii ki değişiyor. Rapido yerini ekrana bırakacaktır. Ancak,

Tehlike 1- Ekranın rapidonun aksine akıllı olması ve düşünce mekanizmasını ele geçirme yeteneği

Tehlike 2- Ölçek farkının detay öngörmeden de devam edebilmesi

Tehlike 3- Artistik yeteneğin ekran operatörlüğü ile eşleşmesi

Avantaj 1- Robotik dünyanın eşiğindeyiz. El yeteneği tarih oluyor ama, antika deperi artıyor. Arada elini kullan, ilerde karlı çıkarsın...

Avantaj 2-Yeni teknolojik buluşlar ancak bilgisayar ile değerlendirilebilecektir. Mesela, yeni nesil malzeme ve teknolojilerin yeni morfolojilerine ancak bilgisayar destekli yöntemlerle kavuşabiliriz. Halen, gerçek ile ütopya arasında asır başı sendromu yaşanmakta, yakında geçer, taşlar yerine konur.


Zeynep

Mehmet Bey,

cevaplarınızdan birinde şartları zorlamadım diyorsunuz, ama yaptığınız işlere bakınca böyle olmadığını görüyoruz. Çağdaş mimarlığımızda en iyi 20 örneği bulmak için yapılan ankette 20 bina saymakta herkes zorlandı. Siz bu ortamın içinde hem nitelikli hem de şartları zorlayan bir mimarlık yapmışsınız. Malzemenin şartlarını da hep zorlamışsınız.

Çağdaş mimarlığımız için düşünceleriniz örtülü de olsa İstanbul''da beğendiğiniz yapılardan belli oluyor. Sizce Türkiye''de mimarlık neden bu günkü durumda? Batıda aldığınız eğitimin size olan katkısı nedir? Eğitiminizi burada almış olsaydınız, bugün mimarlığınız farklı olurmuydu?

Teşekkürler...

Mehmet Konuralp

Sualinizi yanlış anlamışım, pardon. Tabii ki o yönde şartları olağanüstü zorladım ve hep zorluyorum. Kanımca o savaşı vermek etik zorunluluk. Günün sonunda bu yorucu meslekten size kalan o haz ve tatmini hangi para ile satın alabilirsiniz ki...O anlamda tabi çok çok zorladım, zorlandım ama ödün (bilerek) hiç vermedim.

İkinci sorunuza diğer cevaplarımla açıklık getirdim. Batı mimarisini batıda öğrenmiş olmak tabii ki doğru bir eğitim. Batı mimarisini Türkiye’de öğrenmek İstanbul’da muz ağacı yetiştirmek gibi zor yani.


Mona

Diyalog Anı...

Mehmet Konuralp Diyalog''da



smoke

karayolları binasını bugün yapmanız istenseydi 74 yılından bugüne
değişen bina teknolojisi, yapı elemanları, zincirlikuyunun yersel durumlarını düşünerek bu binanın yine ilki gibi öncü bir bina olması için nasıl bir karayolları binası düşürdünüz?

Mehmet Konuralp

Karayolları, zamanı içinde şartları Salih ile olağanüstü zorladığımız yapıydı. Kitle - konum - irtifa - hemen hemen tüm cephe malzemeleri v.s. açık plan konseptide dahil Türkiye''ye Ecevit Hükümeti''nin kemerimizi sıkarken tanıştırdığımız bir dizi mimarlıklar.

Bugün oraya yeniden bir yapı konduracaksam güncel olarak üstünde çalıştığım monoloque strüktürler cidar malzeme ve yapım teknikleri, enviromental engineering (sonuncusu Sabah İkitelli''de denedim) gibi konuların ağırlıklı olduğu bir tasarım oluştururdum.


o.ü

Sn.Konuralp,

sizi yeni tanımaya başlayan biriyim.Modernizm''in evrensel dilini konuşan ve bugüne kadar değişmeyen bir üslüp çizginiz olduğunu görüyorum. Size bir öğrenci ve bu boşluğun yarattığı ihanetleri korkuyla gözlemlemekte olan biri olarak küçük bir sorum olacak.
Tanzimat Fermanı’nın ilanından bugüne kadar geçen dönem modernleşmenin gerek yayılma alanı,gerek yayılma biçimleri açısından homojen bir zaman dilimi değildir.
Sizce Türkiye modernizmi (belki biraz sığ bir sözcük oldu) aydınlanmayı yaşamış mıdır…..yaşayacak mıdır? O otobandan kurtulup merkeze doğru yol alabilecek miyiz?

Teşekkürler...

Mehmet Konuralp

Bu soruyu, Aralık 1999’da, Yem Yayınevi’nde ‘Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin düzenlediği ‘Mimar Anlam Beğeni Sempozyumu’nda yaptığım konuşmadan bir alıntıyla cevaplamak istiyorum.


“Türkiye üzerinde odaklaşıyoruz, konumuz Türkiye, hemen Batıya atlayıp, repertuarından bir şeyler getirerek konuyu sulandırmakta da hiç yarar görmüyorum. Çünkü, bir resmi ideolojik tarihsel çizgi içinde bu kadar geniş ve filozifik bir yaklaşma zaten mümkün değil. Yani, Borsalino şapkayla Farabi arasına sıkışmış bir kültürün nerede olduğunu da tartışmak şu anda mümkün değil. Çünkü, öyle bir kültürün şu anda kesinleşmiş varlığı yok.

Dolayısıyla, temel sorunu atlayarak; yani binanın temellerini yapmadan, beşinci kattaki salonun tefrişini tartışmanın bir gereğini ben yine yakalamış değilim. Çünkü, bizim bir asgari altyapı sorunumuz var. Bu asgarideki toplumsal müşterekliği saptamadan, beğeninin sadece bir küçük burjuva düzeyinde, mimarın şu anda ele almış olduğu eserler üzerinden bir envanterle, Türkiye’deki mimarlığın beğenisini veya anlamını tartışmak çok zor.

Hal böyle olunca, birdenbire halkın popülist anlayışındaki yaklaşmalarına kaçıyorsunuz ve bir Sultanbeyli’yle, Kızılay’daki mega blok düzeyindeki yaklaşımı tartışmaya başlıyorsunuz.
Herhalde İstanbul civarındaki, Bahçeşehir’le Sultanbeyli’yi tartıştığımız zaman, muhakkak ki Sultanbeyli, Camillo Sitte’nin prensiplerine çok daha yakın ve uygun.
Hal böyle olunca, tartışılacak olan nesnenin, bence anlam ve beğenisinden önce kriterlerini iyi hesaplamak gerekir diye açtım mı, kapattım mı konuyu bilemiyorum.........”

Mehmet Konuralp
Diyalog Arşivi
Dönem içindeki Diyalog'ların listesi aşağıdadır. Ayrıtılara ulaşmak için ilgilendiğiniz Diyalog'u listeden seçiniz: