|
Yeni yılın ilk yasası: Endüstri
Bölgeleri Yasası
Büyük Millet Meclisimiz, bu müthiş çalışma temposunu aynen sürdürürse,
yeni yılın ilk günlerinde nurtopu gibi bir yeni yasamız olacak. Yasa,
birilerinin temcit pilavı gibi devamlı önümüze sürdüğü, Endüstri Bölgeleri
Yasası. Yılın son cumartesisinde sizlerin karşısına çok farklı bir yazı
ile çıkmaya niyetli idik. Ancak, bazı muhteremlerin nedeni bilinmeyen (aslında
bilinen) gayretkeşliği sayesinde, yılın son yazısını da böyle sevimsiz
bir konuya ayırmak zorunda kaldık.
Endüstri Bölgeleri Yasası'nın çıkmasının, bizi, yılın son yazısını
bu konuya ayıracak kadar niçin ilgilendirdiği sorusu akla gelebilir. Bu yasanın
çıkmaması, bizi çok ilgilendiriyor, çünkü yasanın çıkması ile çıkmaması
arasındaki fark, Türkiye'nin sorunlarının hallolması ile hallolmaması arasındaki
farkla özdeş. Bu yasa çıkarsa, birkaç gündür bakmaya çalıştığımız
Türkiye'nin geleceği ile ilgili umutlarımız biraz kararacak. Çıkmazsa, o
zaman yeniden geleceğimize umutla bakmaya başlayabileceğiz. Niye böyle düşündüğümüze
gelince.
Endüstri Bölgeleri namı altındaki bu yasa, başından beri hükümet katından
birilerinin itelemeye çalıştığı bir yasa olarak biliniyor. Bu kişilerden
birinin de, bir başbakan yardımcısı olduğu kulaklara fısıldanıyor. Yasa
ilk kez mayıs ayında gündeme geldiğinde, çevre koruma, tabiat ve kültür
varlıklarını koruma konusunda ve diğer konularda içerdiği olumsuzluklar
nedeniyle, büyük patırtı koparmış, başta Yabancı Sermaye Derneği YASED
olmak üzere, hemen tüm sivil toplum kuruluşlarının şiddetle yasaya karşı
çıkması sonucunda, yasa tasarısı hükümetçe geri çekilmişti. Ne var ki,
bazı şirketlerle ilişkide oldukları dedikoduları ortalıkta dolaşan bazı
bakanların marifetiyle, yasa tasarısı tekrar gündeme getirildi. TBMM Sanayi
Komisyonu'nda, komisyon üyesi hemen tüm milletvekillerinin karşı çıkması
sonucunda, kurulan altkomisyona havale edilen ve altkomisyonda da hükümete
iade edilmesi beklenen yasa tasarısı, perşembe günü apar topar yapılan ve
büyük baskı altında toplandığı anlaşılan altkomisyon toplantısında
kabul edilerek, TBMM Genel Kurulu'na yollandı. Aynı baskılar yasa tasarısının
Genel Kurul'daki görüşmelerinde de sürerse, tasarının yasalaşacağına
kesin gözüyle bakabiliriz.
Perşembe günkü yazımızda, Türkiye'nin krizi atlatabilmesi ve düze çıkabilmesi
için yabancı yatırımların öneminden ve Hazine tarafından yürütülmekte
olan yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarının doğru yönde gelişmekte
olduğundan söz etmiştik. Yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarının
başarısı ve etkinliği, bu çalışmaların tek merkezli ve koordine biçimde
yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Yatırım ortamının iyileştirilmesi,
birbirinden kopuk, değişik kurumların yürüteceği çalışmalarla mümkün
değildir. Yabancı yatırımları çekmek için çıkartılmak istendiği iddia
edilen Endüstri Bölgeleri Yasa Tasarısı'nın da, kimseye haber verilmeden,
başbakanlıkta hazırlandığı, ancak geri çekildikten sonra, Hazine gibi işin
asıl sahibi olması gereken kurumlardan görüş alındığı bilinmektedir.
Yine bir olayda daha, kişisel çıkarlar, ülkenin ve toplumun çıkarlarının
önüne konmuş, birilerinin değirmenine su taşınmaya devam edilmiştir. Bu
gelişmeler, mevcut hükümetin hala doğruları yapmamakta ısrar ettiğini göstermektedir
ki, içimizi karartan ve geleceğe yönelik umutlarımızı azaltan da, budur. Böyle
hareket etmekte ısrar edildiği sürece, bu hükümetin yatırım çekmede ve
krizi atlatmamızda başarılı olması mümkün değildir.
Yeni bir yıla girerken, içinizi karartacak bir yazı daha yazmamızın
kusuruna bakılmasın. Belki bir yararı olur, belki şu yanlışlara karşı çıkacak,
baskılara direnme cesareti gösterecek, haysiyetli milletvekilleri vardır ve
onların dikkatini çekebiliriz, umuduyla yazdık. Aksi takdirde, bunlar hayatımızı
karartmaya devam edecekler.
Umarız, kötü olasılıklar gerçekleşmez ve 2002 hepinize sağlık, esenlik
ve mutluluk getirir.
Finansal Forum - V. Ali Karaman
|