reklam

05 Ocak 2002 Cumartesi
Ana Sayfa
>
Haberler

Belediyeler yasasının eksikleri... 

Yeni, Mahalli İdareler Yasa tasarısı, bir gerçeği yeniden gözler önüne serdi. O da şu; Türkiye uzun yıllardır, kimi konularda hiçbir fizibilite çalışması yapmadan, tamamen siyasi kaygılarla yapısal değişikliklere gitmiştir. Ama ne zaman ki yapılanın yanlış olduğu ortaya çıkmıştır, o zaman da yanlışı bir başka yanlışla düzeltmeye kalkışmıştır... Bu konuda birçok örnek verilebilir...
Aynı şey şu sıralar, Mahalli İdarelerle, yani belediyelerle ilgili yapılıyor... Özellikle 80'li yıllarda, oy kaygıları yüzünden neredeyse her önüne gelen yerleşim yeri belediye yapıldı. Ve bir anlamda Türkiye, 'belediye çöplüğü'ne döndü... Belediyelerin sayısı 2 bin 500'ün üzerine çıktı... Ve bu dorum, doğal olarak kamu harcamalarına inanılmaz rakamlar ekledi. Çünkü belediye demek, yeni yatırım, yeni masraf demekti. Kendi kaynaklarından ziyade bütünüyle İller Bankası'nın katkılarıyla ayakta durmaya çalışan bu belediyeler, ister istemez devletin sırtında bir yük olarak kaldı. Trilyonlar harcandı, zengin müteahhitler yaratıldı... Ama belediyecilik alanında elle tutulur, gözle görülür çok fazla şey yapılamadı. Türkiye, taş yığınlarının hakim olduğu bir yerleşim yerleri çöplüğüne döndü...
Şimdi bu belediyelerin önemli bir kesimi kapatılacak... Yeni Mahalli İdareler Yasası bunu öngörüyor... Bu kapatma kimi koşulların yerine getirilmemesi halinde, Bakanlar Kurulu kararlarıyla yapılacak. Ve bundan sonra, nüfusu 7.500'ün üzerinde olmayan yerleşim yerleri belediye yapılmayacak...
İlk bakışta, doğru bir karar ve uygulama olarak algılanıp, değerlendirilebilir. Ama işin bir de siyasal ve hukuki boyutu var... Ve bu boyutta bana göre büyük sıkıntılar doğabilir...
İsterseniz olaya demokrasi açısından bakalım...
Halkın oylarıyla seçilmiş başkanları ve meclis üyeleriyle kimlik kazanan belediyelerin idari kararlarla kapatılması acaba ne kadar demokratik ve ne kadar hukuki sayılabilir?
İkincisi ise Bakanlar Kurulu'na verilen bu yetkinin mevcut siyasi otoriteler tarafından keyfi olarak kullanıldığı tartışmalarına yol açabilir. Şöyle ki;
Diyelim ki herhangi bir yerleşim yerindeki belediye A partisinden, merkezi yönetim ise B partisinden... Ve merkezi yönetim A partisinden seçilmiş bu belediyeyi, kimi koşulları yerine getirmedi diye kapatma kararı aldı... Endişem odur ki bu gibi durumlar, zaten belli bir istikrarı yakalayamayan Türkiye'de daha çok siyasi kavgalara yol açabilir.
Bu yasayla getirilen bir başka değişiklik ise Hazine Denetimi... İller Bankası, Bayındırlık Bakanlığı ve Mahalli İdareler Genel Müdürlüklerinden kaynak alan belediye projeleri Hazine'ce denetlenecek...
Bu da daha çok yerelleştirilmeye çalışılan yerel yönetimlerin, bir başka yolla yeniden merkeze bağlama anlamına gelecek... Acaba bu denetimlerin de yerel kurumlar tarafından yapılabilme durumu olamaz mı?
İmar konusundaki cezai düzenlemeye katılmamak mümkün değil... Ama bu da nihai çözüm değil... Bence; belediyelerin İmar Komisyonu üyelerinin mutlaka, mimar ya da mühendis olması koşulu konmalıdır. Bu koşul, hem Mahalli İdareler Yasası'na, hem de seçim yasasına bir madde olarak eklenmelidir. Ayrıca belediyelerin idari kadrolarında mutlaka, depremle ilgili jeoloji mühendisleri görevlendirilmelidir...
Bu bakımdan, bugünkü haliyle görebildiğim kadar bu yasanın kimi eksikleri var. Dileyelim ki, genel kurulda bütün bunların farkına varılsın ve eksikler giderilsin. Böylece Türkiye bir kez daha kendine sorunlar çıkarıp, ardından onları düzeltmeye çalışarak zaman kaybetmemiş olur.
Finansal Forum - İdris Akyüz

Aralık 2001 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
          01 02
03 04 05 06 07 08 09
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31 diğer aylar için tıklayın

Diyalog 2002'nin ilk konuğu Murat Tabanlıoğlu  10 Ocak 2002'de Diyalog bölümümüze konuk olarak sorularınızı yanıtladı.

Murat Tabanlıoğlu

Arkitera Forum'da Buluşmayı okumak için tıklayın...

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz