|
Belediyeler yasasının
eksikleri...
Yeni, Mahalli İdareler Yasa tasarısı, bir gerçeği yeniden gözler önüne
serdi. O da şu; Türkiye uzun yıllardır, kimi konularda hiçbir fizibilite çalışması
yapmadan, tamamen siyasi kaygılarla yapısal değişikliklere gitmiştir. Ama
ne zaman ki yapılanın yanlış olduğu ortaya çıkmıştır, o zaman da yanlışı
bir başka yanlışla düzeltmeye kalkışmıştır... Bu konuda birçok örnek
verilebilir...
Aynı şey şu sıralar, Mahalli İdarelerle, yani belediyelerle ilgili yapılıyor...
Özellikle 80'li yıllarda, oy kaygıları yüzünden neredeyse her önüne
gelen yerleşim yeri belediye yapıldı. Ve bir anlamda Türkiye, 'belediye çöplüğü'ne
döndü... Belediyelerin sayısı 2 bin 500'ün üzerine çıktı... Ve bu
dorum, doğal olarak kamu harcamalarına inanılmaz rakamlar ekledi. Çünkü
belediye demek, yeni yatırım, yeni masraf demekti. Kendi kaynaklarından
ziyade bütünüyle İller Bankası'nın katkılarıyla ayakta durmaya çalışan
bu belediyeler, ister istemez devletin sırtında bir yük olarak kaldı.
Trilyonlar harcandı, zengin müteahhitler yaratıldı... Ama belediyecilik alanında
elle tutulur, gözle görülür çok fazla şey yapılamadı. Türkiye, taş yığınlarının
hakim olduğu bir yerleşim yerleri çöplüğüne döndü...
Şimdi bu belediyelerin önemli bir kesimi kapatılacak... Yeni Mahalli İdareler
Yasası bunu öngörüyor... Bu kapatma kimi koşulların yerine getirilmemesi
halinde, Bakanlar Kurulu kararlarıyla yapılacak. Ve bundan sonra, nüfusu
7.500'ün üzerinde olmayan yerleşim yerleri belediye yapılmayacak...
İlk bakışta, doğru bir karar ve uygulama olarak algılanıp, değerlendirilebilir.
Ama işin bir de siyasal ve hukuki boyutu var... Ve bu boyutta bana göre büyük
sıkıntılar doğabilir...
İsterseniz olaya demokrasi açısından bakalım...
Halkın oylarıyla seçilmiş başkanları ve meclis üyeleriyle kimlik kazanan
belediyelerin idari kararlarla kapatılması acaba ne kadar demokratik ve ne
kadar hukuki sayılabilir?
İkincisi ise Bakanlar Kurulu'na verilen bu yetkinin mevcut siyasi otoriteler
tarafından keyfi olarak kullanıldığı tartışmalarına yol açabilir. Şöyle
ki;
Diyelim ki herhangi bir yerleşim yerindeki belediye A partisinden, merkezi yönetim
ise B partisinden... Ve merkezi yönetim A partisinden seçilmiş bu belediyeyi,
kimi koşulları yerine getirmedi diye kapatma kararı aldı... Endişem odur ki
bu gibi durumlar, zaten belli bir istikrarı yakalayamayan Türkiye'de daha çok
siyasi kavgalara yol açabilir.
Bu yasayla getirilen bir başka değişiklik ise Hazine Denetimi... İller
Bankası, Bayındırlık Bakanlığı ve Mahalli İdareler Genel Müdürlüklerinden
kaynak alan belediye projeleri Hazine'ce denetlenecek...
Bu da daha çok yerelleştirilmeye çalışılan yerel yönetimlerin, bir başka
yolla yeniden merkeze bağlama anlamına gelecek... Acaba bu denetimlerin de
yerel kurumlar tarafından yapılabilme durumu olamaz mı?
İmar konusundaki cezai düzenlemeye katılmamak mümkün değil... Ama bu da
nihai çözüm değil... Bence; belediyelerin İmar Komisyonu üyelerinin
mutlaka, mimar ya da mühendis olması koşulu konmalıdır. Bu koşul, hem
Mahalli İdareler Yasası'na, hem de seçim yasasına bir madde olarak
eklenmelidir. Ayrıca belediyelerin idari kadrolarında mutlaka, depremle ilgili
jeoloji mühendisleri görevlendirilmelidir...
Bu bakımdan, bugünkü haliyle görebildiğim kadar bu yasanın kimi eksikleri
var. Dileyelim ki, genel kurulda bütün bunların farkına varılsın ve
eksikler giderilsin. Böylece Türkiye bir kez daha kendine sorunlar çıkarıp,
ardından onları düzeltmeye çalışarak zaman kaybetmemiş olur.
Finansal Forum - İdris Akyüz
|