|
Esenkent'ten ders alabilmek
Esenyurt'un artık ''eski'' denilen önceki üç dönem belediye başkanı ve
halen Kartal Cezaevi'nde tutuklu olarak yargılanma süreci devam eden Dr. Gürbüz
Çapan hakkında aylardır ''iki'' temel nedenden ötürü yazmıyordum...
Birincisi, elbette ki hukuk devletine ve bağımsız yargıya olan, kimsenin
zayıflatamayacağı ve hatta Cumhuriyet yasalarından bir an önce kurtulmak
isteyen siyasi egemenlerin bile sarsamayacakları güven ve bağlılık
duygumuzdur...
Hem bu konudaki bilincimiz ve kararlılığımız hem de aynı anlayışın
kuralı gereği yargıyı şu veya bu yönde etkileyebilecek tutum ve yayınlardan
özenle kaçınmak gerektiğine öteden beri inandığımız için Gürbüz Çapan'ın
yargılanma bir yana, ''teşekkür edilmesi'' gereken kent hizmetlerinden hiç söz
etmediğim gibi, bu konulardaki yazılarımda adı kalemimin ucuna kadar
gelmesine rağmen ''hukuk kültürü sansürümü'' uyguladım...
Yaşamın gerçeği
Bu ''dikkatin'' ikinci nedeni ise Gürbüz Çapan'la olan tanışıklığımızdır...
Türkiye'deki kamuoyu oluşturma alışkanlıklarında, ''tanıdıkları kayırma''
ne yazık ki artık yaygın bir ''medya tutumu'' haline geldiğinden, benim
yazacaklarımın da bu koşullanma içinde okunabileceği ve hatta amacına da
aykırı etkiler yapabileceği kaygısı, hukuk sansürüne de eklenmiş oldu...
Ne var ki her iki neden de elbette ki hâlâ geçerli olsa bile, kentsel yaşam
gerçeğimizdeki gelişmeler ve özellikle de şu son ''doğalgaz '' tartışmalarıyla
daha da açığa çıkan ''hukuk dışı rant ve siyaset oyunları'' , Gürbüz
Çapan ve Esenyurt-Esenkent'te gerçekleştirilen ''farkın'' artık anımsanmasını
ve yazılmasını, kaçınılmaz bir ''kamusal görev'' haline getiriyor...
Yinelemeliyim ki bu kesinlikle Çapan için değil, ender de olsa kimi ''başarılı''
ve ''toplum yararını'' da gözeten kentsel hizmetleri öğrenip hatta ''esin
kaynağı'' yapmamız için önem kazanıyor.
Çünkü Çapan nasıl olsa kendi hukuk savunmasını yeterince yapabilecek
örneklerini mahkemeye de sunuyor ve sunacaktır...
Eğer iddia edildiği gibi, özellikle de ''imar'' konularında, ülkemizdeki
sayısız belediyede gözlenebilen ve o belediyelerle aynı ''imar rantı kültürüne''
sahip siyasilerce de hâlâ ciddi ve etkin bir yasal önlemi alınamayan ''kent
ve toplum çıkarlarının yok sayıldığı'' uygulamaları saptanır da ceza
alırsa, buna rağmen yargı kararına ek eleştirileri bile o şimdi dışarıda
özgürce konuşarak dolaşan imar spekülatörleri değil, biz yönelteceğiz...
'Farkın' temel nedeni
Evet... Şu kar baskınıyla birlikte ne denli ''önemli'' olduğu daha da açık
anlaşılan şu ''doğalgazla pahalı ısınma tutsaklığı'' tartışmalarında,
İstanbul'un ''varoşları'' arasında sayılan Esenyurt ve Esenkent'e bakanların
gördükleri ''fark'' acaba nereden kaynaklanıyor?..
5 Ocak 2002 tarihli Hürriyet gazetesi bunu geniş bir haber yaptığında ve
''Esenkent modeli yüzde 85 ucuza ısıtıyor...'' başlığı altında Çapan'ın
Esenyurtlulara sağladığı ''merkezi ısıtma sisteminin'' ne denli az
paralarla bu insanlara ''sıcak bir kış'' sunduğunu ayrıntılarıyla anlattığında,
ben de aynı projelerin daha başlangıcındaki yıllarda yazdıklarımızı anımsadım...
Öncelikle İstanbul genelindeki doğalgaz projesi için kim bilir kaç kez
demiştik ki: ''Kentin plansız, kaçak, yasadışı ve altyapısı çürük
imar ve yerleşme düzenine müdahale edilmeden gerçekleştirilecek bir doğalgaz
şebekesi hem çok pahalı ve hatalarla dolu yatırım olacaktır hem de işletmesinde
de yine umulanın üzerinde teknik sorunlar ve yüksek fiyat tartışmaları yaşanacaktır...''
Ne var ki İstanbul'u yönetenler bu uyarılarımızı da hemen hiç dikkate
almadıkları gibi, özellikle l994'ten sonraki anakent yönetimleri, kaçak ve
işgalci yerleşme bölgelerindeki ''oy'' borçlarını ödemek ve bir sonraki
seçimlerin oylarını da ''güvenceye'' almak uğruna, bu gibi yasadışı yapılaşma
yığınlarına ''ilave altyapı maliyetlerini de üstlenerek'' doğalgaz şebekeleri
döşediler... İşte şimdi istanbul'da, ''doğalgazdan yoksun yasal ve imarlı
semtler'' ile doğalgazı pahalı kullanmaktan yakınmaya başlayan ''kaçak ve
imarsız semtler'' yan yana ve böylesi bir siyasal aymazlığın şehircilikteki
kara mizahını yaşıyorlar...
İmarsız ama doğalgazlı
Doğalgazın neden pahalı olduğuna dair dedektifliğe soyunanlar da aynı
kaçak semtlere doğalgaz götürülebilmesi için zorunlu olarak harcanan yüksek
''ilave altyapı hazırlığı ek maliyetlerinin'' ve aynı bölgelerdeki imar düzensizliğinden
kaynaklanan ''ilave bakım ve işletme giderlerinin'' de tüm İstanbul'daki
faturalara üleştirilerek ''yasalara saygılı kentlilere de yüklendiğini'' hâlâ
göremiyorlar...
Hemen aynı dönemlerde ise Esenyurt, bu tür bir ''doğalgazlı imar çeteciliğinden''
kendisini koruyarak önce yapılması gerekeni yaptı...
Yani imar ve yapılaşma düzenini kaçak ve yasadışılıktan kurtarıp İstanbul'un
bir ucunda ''Sultanbeyli'' talanı siyasilerce de ''ilçe'' kararlarıyla ödüllendirilirken
öbür ucunda tam tersine ''planlı kentleşmenin'' ve ''altyapılı yerleşimin''
HABİTAT övgülerini de alan örneğini yarattı...
Ardından yine bu örneğe; ''doğalgazla çalışan termik santralın
elektrik üretiminde çıkan buharı'' merkezi sistemde kentsel ısı kaynağı
olarak kazandırılıp şimdi Esenkent sakinlerinin herkesi hayrete düşürecek
kadar düşük ücretlerle bu uygarlıktan yararlanmaları sağlandı...
Cumhuriyet - Oktay Ekinci
|