reklam

07 Ocak 2002 Pazartesi
Ana Sayfa
>
Haberler

Fıratlılar...

Önce kahramanlarımızın adlarını analım:

Nalan Barbarosoğlu, İnan Çetin, Müge İplikçi, Karin Karakaşlı, Cemil Kavukçu, Sema Kaygusuz, Leyla Ruhan Okyay, Almıla Özdek, Suzan Samancı, Akın Sevinç, Murat Sohtorik, Deniz Spatar, Nemika Tuğcu, Saliha Yadigâr, Hürriyet Yaşar ...

Her biri yazın dünyamızın özverili kalemlerinden olan bu yazarlarımız, Birecik Barajı 'nın suyu tutmasıyla başlayan o unutulmaz ''Zeugma'' paniğinde yollara düştüler...

Ne var ki gittikleri yer, herkesin gittiği yer olmadığı gibi, amaçları da yine herkes gibi antik kentin ''kurtarılması'' kampanyasına ''inceleme gezisi'' yaparak katılmak değildi...

Hele bu ''şaşırtıcı'' düzeyde ilgi gösterilen ve Türkiye'de o güne dek görülmemiş bir ''medyatik'' katılımla tam bir profesyonel ''gösteriye'' dönüşen sahnede boy göstermek niyetinde hiç değillerdi...

'Gözden ırak' boğulanlar
Onlar, aynı günlerde sadece Zeugma'yla ilgilenmekle yetinmeyip Birecik Barajı'nın suyunu tuttuğu Fırat Vadisi'ndeki ''diğer'' yerleşmelerin ''gözden ırak'' boğulmaları karşısında da bir şeyler yapılabilmesi için, nehir boyunda ''aynı sonu'' bekleyen ''Fıratlılar'' ın hüznünü paylaşan arkeolog Nezih Başgelen 'in gözlemlerinden de çok etkilenmişlerdi...

Bir şeyler yapabilme özleminde ellerinden gelebilecek tek ve en iyi bildikleri ise bu ''sessiz ve çaresiz'' hüznün tanıklığını ''öykülere'' yansıtmaktı...

Böylece, en gösterişli ve lüks baskılı yayınlar sadece Zeugma için sıralanırken antik kentin ''yaşayan'' komşularındaki kimsenin farkında bile olmadığı ''insan gerçeğinin'' , hiç olmazsa yazın yoluyla gelecek kuşaklara da aktarılmasını sağlayacaklardı...

Ve o insanların, yani ''Fıratlılar'' ın, şöyle insanca vedalaşmalarına bile fırsat tanınmadan evlerinden, köylerinden ve Fırat'tan ayrılmalarıyla yaşanan ''anılar'' da işte bu ''öykülerde'' saklanmış olacaktı...

Üstelik, sadece okunarak anımsanmaları için değil, anımsanarak ''ders'' alınması ve bir daha böylesi anıların yaşanmaması yönünde yine gelecek kuşakların ''bilincine'' bugünün duygularının da taşınabilmesi için...

'Son konukları' oldular
İşte bu tarihe tanıklık edecek anıları, ancak aynı günlerde Fıratlılarla birlikte olarak ve yükselen suları onlarla birlikte karşılayıp bereketli topraklardan ve ata-ana yurtlarından yine onlarla birlikte vedalaşıp ayrılarak kalıcı ve gerçekçi öykülere yansıtabileceklerine karar veren kahramanlarımız, herkesin kendisini Zeugma'da gösterdiği dönemde sessizce ''komşu köylere'' giderek, onurlarıyla baş başa kalan çaresiz insanların ''son konukları'' oldular...

Halfeti ve aynı yazgıyı paylaşan diğer Fırat kıyısı yerleşmelerindeki ''sudan kurtarılabilen'' sevdaları, umutları ve yalnızlıkla sarmalanan dostlukları öykülerine taşıyarak onlara, bizlere ve belki de bütün bu ilkelliklere şaşıp kalacak yarının tarihçilerine armağan ettiler...

Karanlığın elektriği
Tan Oral 'ın da çizgileriyle birikimlerini kattığı ''Fırat'a Karışan Öyküler'' i Birecik Barajı'ndan elde edilen elektrik ışığında okumak acaba nasıl bir duygu verir, bilemem...

Ancak, şunu biliyorum ki Nezih Başgelen bu kitabı ''Arkeoloji ve Sanat Yayınları'' ndan bize kazandırmakla böylesi bir duyarsız ışığın aslında ne denli ''karanlık'' olduğunu da göstermiş oldu...

Çünkü, arkeoloji de insa nın eseri, sanat da...

Peki, her ikisiyle birlikte insanı da gözden çıkaran ve Fırat'ın çağlar boyunca beslediği bu en bereketli yaşamı bile ''karartan'' şu baraj acaba "kimin" eseri olarak tarihe geçecek dersiniz?..
Cumhuriyet - Oktay Ekinci

Aralık 2001 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
          01 02
03 04 05 06 07 08 09
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31 diğer aylar için tıklayın

Diyalog 2002'nin ilk konuğu Murat Tabanlıoğlu  10 Ocak 2002'de Diyalog bölümümüze konuk olarak sorularınızı yanıtladı.

Murat Tabanlıoğlu

Arkitera Forum'da Buluşmayı okumak için tıklayın...

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz