Haberler

"Karaburun''a Zarar Vereceğini Düşünseydim, Bu İşe Girmezdim"

Tarih: 4 Haziran 2007 Derleyen: Zeynep Güney

Karaburun Balıkçı Barınağı

Karaburun Sahili’nde 2006 yılı Eylül ayından itibaren Çavuşoğlu İnşaat’ın yürüttüğü sahil düzenleme çalışmaları sürdürülüyor. İstanbul’un kuzeyinde, Karadeniz kıyısında yer alan, kumsalıyla ünlü Karaburun Plajı’nda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof.Dr. Yalçın Yüksel’le görüşmüş ve bir haber hazırlamıştık.

18 Mayıs Cuma günü yayınladığımız haberin ardından Çavuşoğlu İnşaat’la iletişim kurduk ve yönlendirmeleri doğrultusunda Karaburun Sahili Projesini hazırlayan İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Hidrolik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sedat Kabdaşlı’ya ulaştık. Kabdaşlı’dan İstanbul Teknik Üniversitesi Hidrolik Laboratuarı’nda yaptıkları deneyler sonucu oluşturdukları proje hakkında bilgi aldık ve kum kaybını önlemek için mahmuz inşa etmeyi seçmelerinin nedenini sorduk.


İTÜ İnşaat Fakültesi Hidrolik Laboratuarı''nda gerçekleştirilen deneyler

Zeynep Güney: Sedat Bey projenizi anlatır mısınız? Bu projeyi ne amaçla hazırladınız?

Sedat Kapdaşlı:
Büyükşehir Belediyesi Karaburun Sahili’nde erozyon problemi olduğunu ve kum azalması, kumda gerileme olduğunu tespit etmiş. Ayrıca burada kıyıya dik akıntılarla zaman zaman kum hareketleri olduğu için boğulma vakalarıyla karşılaşmışlar. Dolayısıyla kumsalın artırılması için bir proje geliştirmişler.

Bu işle ilgili olarak Çavuşoğlu İnşaat bize başvurdu. Mahmuz yapılabilir mi, yapılamaz mı; yapılırsa ne kadar kum tutar bu sorular için bizden laboratuarda bir model deneyi istediler. Bunun üzerine 1/100 ölçekli bir fiziksel model kurduk. Bu fiziksel model kapsamında mahmuzların aralıkları, boyları çeşitli şekillerde denendi ve burada kum tutulduğu görüldü. Üstelik oldukça da hızlı bir ilerleme görüldü. Ayrıca mahmuzların konumuyla ve baş tarafındaki taşların stabilitesi ile ilgili deneyler yaptık. Bu deneyleri yaptıktan sonra mahmuzların kesitleriyle ilgili bilgileri ve projeleri Çavuşoğlu İnşaat’a verdik.

Zaten ben de epeydir Kilyos-Karaburun sahili üzerinde çalışıyorum. Özellikle maden çalışmaları yüzünden kıyı çizgisinin değişmesiyle, bölgedeki kıyı hareketleriyle ilgili olabilecek önemli çalışmalarımız var. Eğer bu projenin kıyıya zarar verebileceğini hissetseydim, kesinlikle böyle bir işe girmezdim.

Balıkçı barınağında kum hareketleriyle ilgili bir problem olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla yaptığımız modele dayanarak bu mahmuz boylarını ve aralıklarını söyledik. Bu mahmuz aralıkları için kitaplarda bazı basit ve temel formüller vardır ama onlar bir yaklaşımdır. Ölçüler daha çok fiziksel çalışmalara dayanarak belirlenir. Biz de öyle yaptık.

Kıyı mühendisliğinde temel olan şey, benim de bağlı olduğum fikir; mümkün olan en hafif yapıyla kıyıyı projelendirmektir. Bu nedenle, raporumuzda da bahsettiğimiz gibi, oradaki mahmuzların taş blok ağırlıkları mümkün olduğunca ufak seçilmiştir, kotları alçak seçilmiştir. Mahmuzlar; kum tuttuktan belli bir süre sonra biraz oturarak kumsalın altında kalabilecek şekilde tasarlanmıştır.

Yani oradaki mahmuzlar dalgakıranlardaki kriterlere göre boyutlandırılmadı. Belli bir süre sonra, bunların dağılarak kumun ve suyun altında kalması ve estetik yapının mümkün olduğunca geri gelecek şekilde tasarlanması düşünüldü. Yazın İstanbul’un rüzgarı hep kuzeyden eser, dolayısıyla bu mahmuzlar arasında plaja gelenlerin nispeten dalgasız ortamda denize girmeleri de sağlanmış olacak.

Çalışmalar başladığından bu yana, Karaburun’da kumda yer yer 40 metreye varan ilerleme var. Büyükşehir belediyesi bu işten beklediğinden daha iyi bir verim aldı. Aslında bence Karaburun’daki inşaata çok yanlış bir zamanda, çok fırtınalı bir dönemde başladılar, ancak o fırtınalı döneme rağmen kum birikmesi görüldü. Hatta ilk yapılan mahmuzlarda hızlı bir kumlanma olduğu görülünce, proje alanının dışında kalan yerler için de bu projenin uygulanması istenmiş.



ZG: Bu proje sonucunda, balıkçı barınağının ağzındaki kumlanmada bir gerileme gözlemlediniz mi?

SK:
Tabi balıkçı barınağında bugüne kadar gelen kumun gerilemesi söz konusu olamaz ama İstanbul Boğazı tarafından gelen kumu tuttuğu için balıkçı barınağının önündeki yığılmayı yeterli ölçüde engelleyecektir. Ayrıca benim şahsi fikrime göre, şu anda balıkçı barınağının ağzında ve hemen kenarında biriken kum plaja serilebilir. Böylece hem balıkçı barınağının ağzı açılmış olur hem de o kumdan faydalanılır.

ZG: Mahmuzlar Karadeniz Bölgesi’nde de kıyılarda çok kullanılıyor. Bunun nedeni nedir?

SK:
Karadeniz’de çok büyük dalgalar olur. Bildiğim kadarıyla orada da sahil yolunun korunması veya plajlarda dalgaların kırılması amacıyla mahmuzlar yaygın olarak kullanılıyor. Projeleri Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde hazırlanıyor.

ZG: Yalçın Bey, TÜBİTAK’ın işbirliğiyle hazırladıkları projede bir mendirek tasarladıklarını söylemişti. Tek bir mendirekle kum sorununu çözdüklerini anlatmıştı. Siz mendirek yapmayı düşündünüz mü?

SK:
Doğrusunu söylemek gerekirse ben Yalçın Bey’in projesini hiç görmedim. Yani projeyi görmeden konuşmak zor. Mutlaka bir yaklaşımları vardır ama tıpkı mimarlıkta bir proje için farklı mimarların farklı görüşleri olabileceği gibi, kıyı projelerinde de farklı fikirler üretilebilir. Ben, benden isteneni yaptım. Kum tutulduktan ve sahilde yeni bir kıyı şeridi meydana geldikten sonra, mahmuzların zamanla oturarak suyun ve kumun altında kalması sağlanacak şekilde taş blok ağırlıkları ufak seçildi. Bizim kriterimiz bu.

ZG: Yalçın Bey ayrıca bu tür projelerde Demiryolları, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü’nden (DLH) onay alınması gerektiğini de söylemişti. Siz DLH’dan projeniz için onay aldınız mı?

SK:
DLH’dan onay alınma işi tamamen belediyeye aittir. Biz laboratuarda deneyleri yaptık ve o deneylerin sonuçlarına göre kum tutulması için gerekli aralıkları belirledik. Dolayısıyla projenin DLH onayı ilgili bizim yapabileceğimiz bir şey yok.

ZG: Karaburun Sahili''nden kamyonlarla kum taşındığı, bazen de madencilerin buraya kum boşaltıp, maden çıkardığı söyleniyor? Hangisi geçerli?

SK:
Sadece Karaburun’dan değil bütün Kilyos sahilinden zamanında çok kum taşındı. Eskiden Türk filmlerindeki sahra sahneleri Kilyos plajlarında çekilirdi ama artık kum kalmadı bu bölgede. Hem denizden hem de kıyıdan taşınan kumlarla İstanbul’un inşaatları yapıldı.

Madencilere gelince, uzun yıllardır Kilyos’taki maden sistemi şöyle çalışıyor: Denizden madeni çıkarabilmek için madenciler, devletin belirlediği alanlarda kıyının bir kısmını, üzerinde çalışabilmek için doldurur ve orayı kazıp maden çıkarır. Bildiğim kadarıyla linyit kömürü çıkarılıyor buralardan. Tabi denizi doldurmak için kullandıkları malzeme kum da olabiliyor, toprak da olabiliyor ve bu da sahili çok olumsuz etkileyebiliyor. Ancak Karaburun Sahili’nde böyle bir çalışma bildiğim kadarıyla yok.

ZG: Proje ne zamana yetişecek, bu yaz bitmiş olur mu?

SK:
Çok acele ediyorlar. Belediye bu yaza yetiştirmek istiyor. Şu anda inşa edilmiş olan mahmuzlar projedekilerden kısa. Bu yaza yetiştirebilmek için bazılarını kısa yapıldı, çünkü çok kuvvetli dalgalarda o mahmuzların tamamlanması ve bu yaza yetiştirilmesi mümkün değildi. Tabi mahmuzlardan çok arkadaki yapıların, yolların ve diğer düzenlenmelerin tamamlanması önemli.



ZG: Çevre düzenlemesi çalışmalarında sizin bir payınız var mı?

SK:
Hayır yok. Tabi biz projeyi yaparken kıyı çevresi düzenlemesi konusunda da bilgi istemiştik, kıyıya ve doğrudan kumsala etki edecek herhangi bir yapılanma olmayacağı söylenmişti.

Bu bölgeye cumartesi, pazar günleri 50.000 kişi geliyor. İstanbul sahillerinde kişi kullanım sayısı arttığı zaman yerel yönetimlerin oraya sahip çıkması çok önemli oluyor. Şile, Ağva taraflarındaki birçok kumsalı gezdim, çöpten geçilmiyor. Dolayısıyla kullanım artınca bir çevre düzenlemesiyle, orada bir otoritenin kurulması gerekiyor.

ZG: Mahmuzların arasının ayrı ayrı bölgeler olarak kiralanacağına dair bir söylenti var. Bu konuda bir bilginiz var mı?

SK:
Bu projeyle ilgili öyle bir plandan haberim yok. Temenni ederim ki olmaz. Bazı seminerlerde de söylediğim gibi, insanların deniz kıyısında oturmak için para vermek zorunda kalmamaları lazım. Kıyılarımız da bizim doğal kaynağımız dolayısıyla insanlara hizmet vermek için bazı düzenlemeler yapılabilir ama bu insanların o hizmetten yararlanmak zorunda bırakılmadan, oradan faydalanabilmesi gerekir. Yani denize girebilmek için oradaki şezlong, şemsiye gibi hizmetleri kiralamak zorunda kalındığınızda, denize girmek için bilet almış oluyorsunuz. İnsanların denizden yararlanabilmek için para vermek zorunda kalmaması gerekiyor.
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.