Haberler

Cumhuriyetten Bugüne İstanbul’un Küreselleşmesi

Tarih: 14 Haziran 2007 Yazan: Dila Sel
13 Haziran 2007 tarihinde Voyvoda Caddesi Toplantıları kapsamında düzenlenen “Cumhuriyet İstanbulu: Küresel ile Yerel Arasında” konulu söyleşinin konuşmacısı Çağlar Keyder’di.

Boğaziçi Üniveristesi Sosyoloji Bölümü öğretim görevlisi Çağlar Keyder, Cumhuriyet döneminde İstanbul''u anlatmaya başlamadan önce İmparatorluğun son dönemi hakkıda bilgi verdi.

Sözlerine İmparatorluğun son döneminde İstanbul’un iktisadi açıdan oldukça başarılı bir dönem geçirdini belirterek başlayan Keyder, 1850 yılından sonra İstanbul, İzmir ve Selanik gibi şehirlerde de ticaret ve iktisadi faaliyetler açısından hızlı bir dönem yaşandığını belirtti. Bir yandan nüfus artarken bir yandan da İstanbul gibi bir kentin cazibe merkezi olarak çıkması, İstanbul, İzmir, Trabzon gibi liman kentleri başta olmak üzere içeriye doğru ilerleyen bir ticari hareketlilik söz konusu olduğunu, bu ticari hareketliliğin ekonomik zenginleşme ile beraber İstanbul''un nüfusu ve coğrafayasını değiştirmeye başladığını aktardı. Önemli miktarda yabancı; (tüccar, yapımcı, inşaatçı, borsacı) İstanbul''da yaşamaya başladığını ve o dönemde İstanbul nüfüsuna baktığımızda %15 kadar yabancının bir dönem mesken edindiği bilgisini veren Keyder, I. Dünya Savaşı sırasında ekonomik ve ticari faaliyetlerde durgunluk ve tersine göçün başladığını, savaşın sonuna doğru bu kez de Bolşevik Devrimi''nden kaçan yaklaşık 1 milyon rusun İstanbul''dan geçtiğini bir kısmının da İstanbul’da kaldığını söyledi.

Cumhuriyet Dönemi İstanbul''u çok geniş bir konu, olduğundan Çağlar Keyder bu 80 yılı aşkın süreci 3 döneme ayırarak aktardı.

1. Dönem (1923-1945)
Oldukça durağan olan bu dönemde 1923-24 yılından 1928-29 yılına kadar olan ticari hayatta kısa süreli bir canlılık başladığını bankalar, işletmeler kurulduğunu, 1928 yılından sonra Dünya Ekonomik Krizi’nin ilk belirtileri başlayarak 30’lu yıllar boyunca etkisini gösterdiğinden bahsetti. Daha sonra II.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla bu sıkıntıların artarak devam etmesi ve savaş sonrası 1945 yılında özellikle Varlık Vergisi uygulaması ile azınlık bir kısım tüccarın İstanbul’dan zorunlu göç etmesine neden olduğunu vurguladı.

2. Dönem
1945 yılı sonrasını Cumhuriyet’in 2. Dönemi olarak adlandıran Keyder, İstanbul’un içe dönük bir model oluşturma anlamında bir canlanmadan söz ederek İstanbul bu dönemde kendini 3. Dünya ülkeleri arasında ulusal kalkınmada rol oynayan bir metropol olarak görmeye başladığını ve Türkiye’nin modernleşmsinde önemli bir etken haline geldiğini belirtti. 2. Dönemde İstanbul modernleşme makinası gibi çalışan bir kent haline dönüştüğünü ve taşradan yoğun bir şekilde göç almaya başladığını bunun sonucunda da gecekondulaşma sorununun öne çıktığını şehrin her bakımdan bir büyüme dönemine girdiğini ve bir dönem önce göç eden topluluk, yeni gelenlere göre daha zengin bir durumda olduğunu söyledi. Bu topluluk gecekondulaşma süresince belli bir süre sonra işgal edilen hazine arazilerinin önce tahsis belgesini sonra tapusunu edindi ve böylece kente yakın dönemde göç edenler kentsel ranttan pay aldı. İstanbul’un modernleşme makinası olarak diğer bir özelliği ise istihdam sürecinde kendini göstermekte olduğunu ve bu süreçte istihdamda iki tür işçilikten söz edildiğini bunlardan birinin kayıtlı (enformal) digerinin ise kayıt dışı (formal) istihdam olarak adlandırıldığını, özellikle 60 ve 70’li yıllarda kayıtlı istihdam ağırlığını hissettirdiğini belirtti.

3. Dönem
80’lerden sonra İstanbul için 3. dönemden söz eden Keyder, bu dönemde sanayide gelişmeden çok küreselleşmenin ilk adımları görüldüğünü, ithal ikame ekonomi yerine bir dışa açılma ve dış ticaretin genişlemesini gözlemliyor. Genç bir nüfus ve yeni çalışan kitle ortaya çıkarak istihdam olanaklarının farklılaştığı, kentleşmenin belli bir ölçüde düzene girdiği bu 3. dönemde özellikle 90’lı yıllarda ticari hayatına yön veren ve kent yaşamını değiştiren büyük alışveriş merkezleri şehir hayatına girdiğini önemle vurguladı ve İstanbul’da 2000’li yıllarda turizmde önemli ölçüde gelişmeler ve istihdam olanakları sağlandığından ve bunun kente önemli bir gelir sağladığında bahsetti. Yine bu dönemde ekonomide sağlanan göreceli iyileşme nedeni ile özellikle konut sektöründe hızlı bir gelşim gözlemlendiğini artık konut yapım teknikleride gelişmiş olduğu gibi konut inşaatında çalışna iş gücü de daha nitelikli hale geldiğini ve bu dönemde küreselleşmeye bağlı olarak istihdamda kadın oranının artmaya başladığı ve özellikle genç kız istihdamının artış gösterdiğini gözlemlediğini söyledi. İstanbul’da son yıllarda vasıfsız iş gücünün kente göç etmesinde azalma görüldüğünü çünkü İstanbul’un yeni ekonomisinde istihdam için vasıflı is gücü aranması olduğunu anlattı. İstanbul’da göçte azalmanın bir diğer nedeni de gecekondulaşmanın artık neredeyse imkansız hale gelmesi, Büyükşehir Belediyesi dışında ilçe belediyelerinin de planlı kentleşmeyi hedef aldıklarını ve kente göç edenlerin hazine arazisini işgal etmelerine ya da satın aldıkları araziye bildikleri gibi inşaat yapmalarına engel olduklarını belirtti.

Bütün bunların neticesinde de İstanbul’un sosyolojik ve ekonomik gelişimi açısından ülkenin genelinden ayrılma gösterdiğini söyleyerek, geliri daha yüksek, iş alanları geniş, Dünya ile daha çok alanda entegre olmuş nitelikli iş gücü olan bir şehir haline geldiğini aktardı. Çağlar Keyder, İstanbul’un Türkiye’nin milli gelirinin %25’inden fazlasını barındırdığını ve siyasi açıdan da ülkenin kaderini belirlemede etkili bir rol oynadığını söylemenin yanlış bir yorum olamadığını açıklayarak konuşmasını noktaladı.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.