Mikdat Kadıoğlu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odasının düzenlediği Afet Sempozyumuna sunduğu bildiride, ''İklim Değişiklikleri ve Etkileri: Meteorolojik Afetler'' konusuna değindi.
Bildirisinde, iklim değişikliğini tetikleyen insan kaynaklı faktörlerin iki grupta ele alınabileceğini belirten Kadıoğlu, bunları fosil yakıtlarının kullanımındaki artış ve kötü arazi kullanımı olarak özetledi.
''Yer örtüsünü değiştirerek ve çok büyük miktarlarda fosil yakıtını yakarak iklimi hızla değiştiriyoruz'' görüşünü dile getiren Kadıoğlu, günümüzde dünya atmosferinin kirlenmesi ile birlikte doğanın tahrip edilmesi sonucu, su, kara ve havadaki yaşamı tümüyle tehdit eden en büyük çevre problemi ile karşı karşıya olunduğunu belirtti.
Gelişmiş ülkelerin gelecek 30, 50 ve 100 yıl hatta daha uzun sürelerde iklim değişiminin nasıl olacağına, kendilerinin, dünyanın nasıl etkileneceğine yönelik araştırmalar yaptığına işaret eden Kadıoğlu, ''İklim değişiklikleri tahminlerine göre, bizim de ülkemizde su kaynaklarımızın, tarımının ve ormanlarımızın, genel olarak ekosistemin olası etkilenme derecelerini araştırmak, tespit etmek, çözüm önerileri ortaya koymak ve karar vericilere bu bilgi desteğini sağlamamız gerekir'' görüşünü dile getirdi.
''Kuraklık,ani seller, deniz su seviye yükselmeleri"
Küresel iklim değişikliği konusunda çeşitli senaryolara değinen Kadıoğlu, ''hangi senaryoya bakılırsa bakılsın küresel iklim değişikliğinden Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin olumsuz bir şekilde etkileneceğini'' vurguladı.
Kadıoğlu, bildirisinde şunları kaydetti:
''Bu olumsuzluklar, Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli'nin (IPCC) projeksiyonlarına göre, ülkemizin de içinde bulunduğu enlemlerde sıcaklıklarda artışların, yağış rejiminde değişimler, deniz su seviye yükselmesi ve toprak su içeriğinde önemli azalmalar şeklinde olacağı tahmin edilmekte. Bütün bunların sonucu; kuraklık (kıtlık, orman yangını, sıcak hava dalgaları, tarımsal haşereler...), ani seller (şiddetli yağmur ve yıldırımlar), deniz su seviye yükselmeleri (kıyılarda erozyon, dere ve nehirler ile birlikte yer altı sularının ve alçak arazinin tuzlanması) gibi üç önemli problemin etkilerini gelecekte daha fazla hissedeceğiz.''
Türkiye'nin yarı kurak bir ülke olduğunu, kuraklığın dünyadaki en tehlikeli doğal afet olarak kabul edildiğini belirten Kadıoğlu, su havzalarının ve tarım alanlarının korunmasının önemini vurguladı.
Türkiye'nin kuraklığın şiddetini yakın bir gelecekte bugünkünden fazla hissedebileceğine işaret eden Kadıoğlu, ''Bu nedenle suyun artan önemi göz önünde bulundurularak, ilerideki yıllarda suyun yönetimi, kuraklık planları, suyun yeniden kullanımıyla ilgili sistemlerin geliştirilmesi ve sulama tekniklerinin iyileştirilmesi çabaları yoğunluk kazanmalıdır'' görüşünü ifade etti.
Kadıoğlu, küresel iklim değişiminin Türkiye'de su kaynaklarına olası kötü etkilerini şöyle özetledi:
''Yağışta yazın büyük azalma olacak fakat buharlaşma artabilecek.
Yağışların mevsimsel dağılımı ve şiddeti değişecek. Ani sellerde artışlar beklenmekte.
1987'den beri zaten ortalamanın altında gerçekleşen kar örtüsü daha da azalabilecek.
Kuraklığın sıklığı ve şiddeti artabilecek.
Su 'stresi' artacak. Şehir ve ülke sınırlarını aşan nehirlerin kullanımı dahil birçok uluslararası, ulusal ve yerel su kaynağının paylaşımında problemler çıkabilecek.
Yüksek basınç kuşağının kuzeye kayması ile ülkemizde hakim olabilecek tropikal iklime benzer bir kuru hava, daha sık, uzun süreli kuraklıklara, orman yangınlarına ve tropikal hastalıklarda artışa neden olabilecek.
Kuş cenneti ve benzeri milli parklar tahrip olup, kuşların göç yolları ve konaklama yerleri değişecek.''
Mikdat Kadıoğlu, meteorolojik afetlerle gelişmiş ülkelerde olduğu gibi erken uyarı ile mücadele edebilecek şekilde, Devlet Meteoroloji İşleri, Devlet Su İşleri, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Acil Yardım Genel Müdürlüğü gibi kurumların mevzuatlarında değişiklikler yapılması ve bu kurumlarda köklü reformlara gidilmesi gerektiğini vurguladı. Kadıoğlu, bu konunun uzun vadeli bir afet gibi ele alınması ve ortaya koyduğu riskleri azaltmak için risk yönetimine gidilmesi gerektiğine işaret etti.
İklim ve enerji
''Enerji tüketimini etkileyen en önemli faktörlerin başında hava şartları ve iklim geldiği gibi, iklimi etkileyen önemli faktörlerden biri de enerjidir'' diyen Kadıoğlu, iklim değişimin enerji talepleri üzerindeki potansiyel etkisinin özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ve petrol üreticisi olmayan ülkeler için öneminin altını çizdi.
Kadıoğlu, sürdürülebilir enerji politikası temel ilkeleri çerçevesinde, yerli ve yenilenebilir kaynakların kullanımına öncelik verilmesi ve enerjinin verimli/tasarruflu kullanılması gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, Türkiye'de de bireylere yönelik enerji tasarrufu ve çevreye dost bir yaşam tarzı geliştirme kampanyaları açılmasını öneren Kadıoğlu, ''küresel düşün yerel hareket et'' prensibine uygun olarak, küresel iklim değişimin önlenmesinde enerji tasarrufu yaparak bireysel olarak da katkıda bulunulması gerektiğini bildirdi.
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamış
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!






