Haberler

İstanbul Sulukule''yi Sakın Verme

Tarih: 12 Mayıs 2008 Kaynak: Akşam Yazan: Türe Özçelik
Bin yıldır Sulukule’de yaşayan Romanların darbuka ve klarnet nağmeleri yerini ölüm sessizliğine bıraktı.

6 Mayıs sabahı gün ağarmadan yataklarından kalkıp, dileklerini kağıtlara yazarak, gül fidanlarının dibine gömenler için bekleme süreci başladı. Ben de yazdım bir dilek. Tanıdık tanımadık hemen herkesin, dileğini merak ederim hep... Hayırlı bir eş, bir bebek, bir iş ya da kafasını sokacak bir ev mi? Yoksa sevgilisiyle Güney Amerika sahillerinde evlenerek, Amerikan pasaportlu bir bebek doğurmak mı?

Bu yıl Hıdrellez’i Sulukule’de Romanlarla kutladım. Tarihi surlara tutturulmuş, rengarenk çaputların üzerine keçeli kalemlerle yazılmış yüzlerce dileğin ne olduğu malum. Altlarından evleri, yanlarından komşuları alınan insanlar ne ister ki?

Kentsel dönüşüm projesi kapsamında yıkımına başlanan Sulukule, şimdilerde depremden çıkmış gibi. 90’lı yıllara dek, sabahlara kadar vur patlasın, çal oynasın eğlenmeye gelenlere izzet-i ikramda kusur etmeyen Romanların evleri tepelerine yıkılmış. Açık kapı ve pencerelerden sokağa dökülen keman ve darbuka nağmeleri Neslişah ve Hatice Sultan mahallelerinde, yerini ölüm sessizliğine bırakmış.

Çöküntü ve gecekondu bölgesi olarak bilinen Sulukule, 1050 yılından bu yana tarihin en eski Roman yerleşimlerinden biri olarak sosyal dokusunu hâlâ koruyorken, şimdi bu insanlara, “Git, Sulukule dışında yaşa” demek büyük haksızlık.

50 yıldır kenti yönetenler Sulukule için kıllarını kıpırdatmadılar. Eğlence evleri de yasaklanınca darbukasını, klarnetini alan Tarlabaşı, Kumkapı, Aksaray yollarına düştü çorba parasına... Elbette bu mahallelerin iyileştirilmesi şart. Kırmızı sınırları olan, kurtarılmış bu bölgede korka korka dolaştığımızı unutmuş değiliz. Yapılacak iyileştirme için geç bile kalındı. Ancak adamı doğduğu evden, her gün su aldığı çeşmesinden, konusundan komşusundan, onun rızasını almadan koparırsan, koca bir kültürü yok ederken, etnik kökene, dine v.b. farklılıklara bağlı sınırları daha da keskinleştirirsin.

Sulukule Canlı Müze
‘Kentsel Dönüşüm Projesi’ pek fiyakalı geliyor kulağa. “Yıpranan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması”, bu projenin ana hedefi. Ancak Fatih Belediyesi’nin bu ana hedeften anladığı, Sulukule’ye oteller, alışveriş merkezleri, villalar yaparak tarihi surların dibine bunları yapıştırmak. Sulukule’nin bu şekilde pazarlanabilir bir hale getirilmesine itirazımız var. İlla ki pazarlayalım diyorlarsa, turistlerin akın ettiği Londra’daki Camden Town ya da Prag’daki Kale İçi’ne öykünmekte yarar var. Sulukule, iyileştirilmiş koşullarda hayatını sürdürürken, çalgıcısı, notaları, dansçılarıyla farklılığını koruyabilecekse yapılanlar şehircilik anlayışına uyar, yoksa ‘tatlı’ rant beklentisinden öteye geçemez. Osmanlı sivil Türk mimarisinde evler yaparak tarihi dokunun bütünlüğünü sağlayacağını vaat eden Fatih Belediyesi, 1500 yıllık surların dibine yaptığı, turkuvaz rengi, çok katlı çirkin spor salonu ve buz pateni pistini hangi Osmanlı sivil mimari örneğine dayandırıyor ben bilemedim. Kentsel dönüşümün uygulamada nasıl olacağına ilişkin ipuçları bunlar. Zaten, Büyukşehir Belediyesi’nin yaptığı uygulamalar sonucunda ortaya çıkan ‘ucube’ eserleri gördükçe, İstanbul’un neden UNICEF’in Dünya Kültür Mirası Koruması Altındaki Şehirler listesinden çıkarılmak üzere olduğunu anlamak basitleşiyor. Yerleşik kentler, göçebe kültürü tarafından yönetilmek zorunda bırakıldığında, özünden uzaklaşıyor ne yazık ki!
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.