Enerji konusuna bu yazımda da devam etmek istiyorum. Geçen hafta, özellikle hidroelektrik kapasitesi üzerinde durmuş ve yapılan bazı hatalara dikkati çekmiştim. Bu yazımda diğer alternatiflere dikkat çekmek istiyorum.
Enerji konusuna bu yazımda da devam etmek istiyorum.
1- Türkiye; Avrupa'da rüzgar enerjisi açısından da (İngiltere'den sonra) güneş enerjisi açısından da (İspanya'dan sonra) ikinci durumdadır.
Ne yazık ki, bu avantajlarımız yeterince değerlendirilememektedir. (Son dönemde çok ciddi talepler olmasına rağmen, EPDK uykuya yatmış görünmektedir.
- Bir önemli problem de, bu sahada yüzde 100 olarak, dışa bağımlı oluşumuzdur. Kullanılacak ekipmanların tümü ithal edilmektedir. Bunların dahilde üretimi için gereken AR-GE çalışmaları, teşvik tedbirleri, strateji planları acil olarak devreye sokulmalıdır.
2- Jeotermal enerji kaynağı açısından dünyada 7. sıradayız. (Gerçi bizim kaynaklarımız enerji üretiminden çok ısınma ve termal tedavi için kullanılabilir.)
Özellikle ısıtma konusunda ciddi tasarruflar sağlanabilir.
3- Başta demir-çelik sektörü olmak üzere, ihtiyaç duyulan taş kömürünün tümü yurtiçinden sağlanabilir (10 milyon ton). Ama bu Taş Kömürü Kurumu ile hiçbir şey yapılamaz. (Verimlilik anlayışı yok. Çalışma disiplini yok. Aşırı kadro çok, israf çok, torpil çok.) Ancak 1.5 milyon ton kömür çıkarılabilir.
Yetmezmiş gibi, (Başbakanlık Denetleme Kurulu'nun TTK tasfiye edilmelidir tavsiyesine rağmen), oy avcılığı uğruna 3 bin yeni kadro daha ihdas edilir.
1990 yılından bugüne bu kurum 7.5 milyar doları batırmıştır. Bu para ile yılda 2.5 milyar dolarlık elektrik üretebilecek, hidroelektrik santralleri kurabilirdik.
Netice: Son dönemlerde, enerji sektörüne kamu yatırımı yapılmadı. Mevcut tesisler de doğru dürüst işletilmedi. Ortaya ciddi bir üretim açığı çıktı. Bunu, ithal doğalgazla çalışan santrallerde yapılan üretimle karşıladık. Çok büyük bedeller ödedik. (Bu santralleri kuranlar 8.33 kuruşa mal olan elektriği devlete 18 kuruşa sattılar. Astronomik karlar sağladılar. Yatırdıklarını en geç 2 yılda geri aldılar. Devlet de, "bütçeden bir kuruş çıkmadan, enerji yatırımı yaptırmakla" övündü.)
Halbuki fiyat garantisi ile alınan bu elektriğin getirdiği yük; hem devlete, hem sanayicilere, hem de vatandaşa yüksek maliyetler bindirdi. Normalin yüzde 75 üzerinde ödemeler yapıldı.
Hep söylüyoruz. Sayın Veysel Eroğlu da yakından biliyor. DSİ Genel Müdürü iken buna teşebbüs de etmişti. Ama nedense bir türlü "kar-zarar ortaklığı" uygulamasına başvurulmadı. Atıl paralar ekonominin dinamiğine sokulmadı. Bir avuç kişi zengin edildi.
Pes doğrusu...
Nükleer enerji ihalesini de merakla bekliyoruz.
Not: Elektrik Üretim AŞ Genel Müdürlüğü'nün açıklaması:
Enerji darboğazı yazımızla ilgili olarak, EÜAŞ Genel Müdürü Sefer Bütün imzalı açıklamada;
- Çayırhan Termik Santralı'nın özelleştirilmeden önceki kapasite kullanım oranının % 48 değil, % 74.54 olduğu, özelleştirildikten sonra da kapasitenin % 79,48'e çıktığı arada fazla bir farkın bulunmadığı ifade edilmektedir.
Biz bu rakamları, santralı devir alan Park Termik şirketinin internetteki sitesinden aldık. (Hem kapasite kullanımı hem de maliyeti ile ilgili rakamları). Ayrıca, Sabah Gazetesi'nde yer alan açıklamalarda da, son 12 yılın (devir öncesi) kapasite ortalamasının yüzde 53 olduğu belirtilmiştir.
- Üretim maliyeti, özel sektöre kıyasla 2,5 katı değildir. Ortalama 6,27 cent/Kwh'dir. Çayırhan'ın maliyetleri de sırasıyla; 1997 yılında 6,21, 1998'de 7,45, 1999 da 7,28 cent/Kwh'dir.
Bu rakamlar doğru ise, halka satış fiyatı olan 19,5 YKr/ Kwh çok fahiş bir rakam olmamakta mıdır? Kaldı ki internet bilgileri bizi doğrulamaktadır.
-Yapılan rehabilitasyonların sonucu olarak termik santralların emra amadelik ve kapasite kullanma oranları yıllar itibariyle ciddi artışlar göstermiştir. Yazıdaki yüzde 50 oranı gerçeği aksettirmemektedir.
Düşük verimlilik konusu devamlı olarak gündemdedir. Nitekim "Global Enerji com.tr" adlı sitede linyit kaynaklı santrallerin 4 yıllık verimlilik ortalamasının yüzde 50 olduğu belirtilmekte, gerekçeleri de madde madde açıklanmaktadır.
Kaldı ki EÜAŞ 2007 yılı faaliyet raporunun 23. sahifesinde, şirketin kurulu gücü ve üretimi yıllar itibariyle verilmektedir. Bu tabloya göre 2007 yılında (1998'e kıyasla) kurulu güç yüzde 22 artmış, ancak üretim yüzde 4 düşmüştür. Bu da 1998'e kıyasla yüzde 25'e varan bir düşüştür.
Biz, EÜAŞ dahil tüm kamu kurumlarının başarılı olmasını, verimli çalışmasını gönülden diliyoruz. Ancak uyarma hakkımıza da saygı gösterilmesini istiyoruz.






