“Kule göğün derinliklerine doğru uzanarak insanoğlunun inandığı ve başarmak için işbirliği yapabileceği sonsuz gayretlerini anlatıyor. Antikite’den günümüzdeki yüksek yapılarla dolu Asya kentlerine, kimlik ve kültür yaratılmasında ve günlük yaşantımız için ortak vizyon sağlanılmasında cennet, kent ve kuleler esas rolü üstlenir.
Bu öyle bir vizyondur ki bize kim olduğumuzu söyler. Kimliğimizi tanımlar ve bize bir isim verir. Antikite’de ortak bir vizyon, kimlik ve isim ailenin, kabilenin yada birliğin bütünlüğünü sağlıyordu. Bugün ise çok kültürlü kentsel bölgelerin ve uluslararası şirketlerin birlikteliği marka yaratarak sağlanıyor. İnsanlar kendi ortak arzularının simgesi gökdelenleri yükselterek marka yaratıyor ve kendi dünyalarını bu şekilde isimlendiriyorlar.”
|
|
|
“Dream of Tower” sergisi üç ana tema altında kurgulanıyor; rüyaların tarihi geçmişine bakış, global kent sınırlarının hissel deneyimi ve bir gökdelenin içinde olmanın yarattığı fiziksel deneyimler.
İlk sergi odasında insanların geçmişten bu yana hep daha yükseği daha iyiyi inşa etme istekleri Babil Kulesi’nden Norman Foster’ın Millenium Tower’ına kadar farklı örnekler üzerinden ele alınıyor.
Sergi odasının merkezinde 1919 Dünya Sergisi’nde Sovyet Birleşik Devletleri’nin “Tatlin Tower” isimli gökdelen önerisi yer alıyor.
İkinci sergi odasında, New York’tan, Chicago’dan Asya’ya seçilen gökdelenlerin aynı ölçekli maketlerinin bir arada yer alarak yarattığı farklı bir kent ortamı izleyicilere sunuluyor. 1/200 ölçekli maketler izleyicilere yapıların gerçek oranlarını birbiri ile kıyaslama olanağı sunuyor.
Son odada yer alan sergide yüksek yapılar mühendislik ve teknolojik açıdan ele alınarak taşıma sistemleri, deprem güvenliği, enerji tüketimi, iç havalandırma sistemleri gibi konularda bilgi veriliyor. Bu bölümde Empire State Binası’nda toplam 3.194.547 ampül kullanıldığını, Londra’daki St. Mary’s Axe’de aynı anda 378 kişinin taşınabildiği gibi örnekler üzerinden akılda kalıcı veriler sunuluyor.
“Öyle bir şehir ve kule inşa edelim ki, ucu gökyüzünün derinliklerine uzanarak cennete ulaşsın ve ismimiz dünyaya yayılsın.”
The City of Babel, Genesis, Bölüm 11








