“Herşey geçicidir.” diyor yapıtları yüzyıllar boyunca ayakta kalacak olan 97 yaşındaki modernist ikon Oscar Niemeyer.” Mimarlık hiçbir şeyi değiştirmez... Dünyaya geliriz, herkes kendi küçük hikayesini yazar. Ve sonra zaman hepsini yıkar.”
Alçakgönüllük Niemeyer için mimarlık, politika ve yaşam hakkındaki yazılarında ve röportajlarında değinilen deneyimlenmiş bir tema. “Ben çok küçük bir sesim diyor” kendisinin de inanmak istediği bir tonla. Oysaki Niemeyer ile ilgili küçük gözüken tek şey, fiziksel özellikleri. Yaşı itibariyle kamburu çıkmış ancak yaptığı plazalar, yapıtları ve binaları sanki Brezilya’yı... bir dev gibi kaplıyor.
Her ne kadar Brezilya’nın en iyi mimarı olup olmadığına dair bazı tartışmalar sürse de, o Brezilya’nın en ünlüsü. Güney Amerika’dan Pritzker Ödülü’nü kazanan tek kişi olan Niemeyer, Paris’te Fransız Komünist Partisi’nin Merkez Binası ile New York’taki Birleşmiş Milletler Merkez Binası’nı yaptı ve ülkesinin başkenti Brezilya’yı kaplayan beton kamu binalarının yapımında şef mimardı. Kıvrımlı imzasını sadece Brezilya’ya değil dünyanın her yerine attı. Şu anda bile 100 yaşına yaklaşırken hergün çalışmaya devam ediyor:
“Bütün hayatımı çizim masasında geçirdim.” diyor Rio Janeiro’daki stüdyosunda kendisiyle yapılan bir röportajda. “Çizmeyi çok seviyorum”
Niemeyer’in bazı kritiklere göre en iyi çizimleri olduğu düşünülen çalışmaları Niteroi’de tasarladığı bir sanat müzesinde sergilendi ve sergilenenlerin bazıları sadece projeler hakkındaki fikirlerdi. Eskizlerin çoğu bir kadın siluetini andırıyor, rüzgarın kavradığı saçları arkasından dökülen kadınları. Özel bir bilgiye sahip olmamakla birlikte çizimler Niemeyer’in mimarlığının dişil formlardan ne kadar etkilendiğini gösteriyor.
Aynı çizimler Niemeyer’in stüdyosunun beyaz alçılı duvarlarını da süslüyor. Niemeyer’in binalarının kıvrımlarını hatırlatan bir biçimdeki el yazısıyla yazılmış ve zarif bir biçimde karalanmış epigramlar çizimlere eşlik ediyorlar. Çizimlerinin ustaca ve zarif olduğu yerlerde yazdığı gözlemler de açıklaşıyor.
“Önemli olan şey sırf mimarlık değil bu haksız ve adaletsiz dünyayı değiştirmemiz gerekliliğidir.” diye yazılı bir tanesinde. Bir diğerinde, sol eğilimli bir grup için yaptığı bir çalışmasına ise şöyle bir cümle eşlik ediyor: “Bu topraklar bizimdir”
Toprağa Adapte Olmak
Niemeyer, rmimarlığın bulunduğu yere adapte olmasını uzun yıllardır vurguluyan bir mimar ancak Houayek; “Bu noktada Niemeyer kullandığı yolla ilgili bazı şüpheler var.” diyor.
Bu konuda yapılan eleştireler Niemeyer’in diğer işleri ile ilgili şunuları da söylüyor: “Bakmak için mükemmel ama içinde yaşamak için o kadar da iyi değil.” ve şöyle devam ediliyor: “Niemeyer, Brezilya’yı planlamadı, başkent neredeyse yoktan yaratıldı, planlamayı yapan Corbuiser’in fikirlerini kendine temel alan Lucio Costa’ydı. Ancak Niemeyer, Brezilya’nın en önemli kamu binalarını yaptı ve şehrin kentliler için ‘misafirhane ya da otel’e benzemesi Niemeyer yüzündendir”
Niemeyer postmodern dönüşüm içerisinde bir düşüş yaşadıysa bile erken işlerini tekrar yorumlamak için bir geri dönüş yaptı ve son zamanlardaki tasarımlarına değer kazandırmak için de çalıştı.
The New York Times’ın baş mimarlık eleştirmeni Michael Kimmelman, bu günün iki devi Koolhaas ve Hadid’in mimarlığında Niemeyer’in etkilerini gördüğünü belirtiyor.
Ancak Niemeyer bu tip konuşmalardan sıkılmış gibi gözüküyor.
“Ben her zaman aynı mimarlığı yaptım. Şurası bir gerçektir ki işlerimdeki coşku ancak beni memnun eder. Ama bir sürü insanın yaptıklarımdan memnun oldugunu düşünce daha da çok memnun oluyorum.”
Politikanın Yan Etkileri
Niemeyer’in komünist oluşu, diğer tüm faktörlerin arasında, kendisine Brezilya’da 1954 yılında yönetime gelen ve yirmi sene boyunca ülkeyi yöneten ordu ile oldukça fazla probleme yol açtı.
Bir seferinde meslektaşlarının kendisini yakalayacaklarından korktuğu bir mitinge katılmış. Bunun üzerine Niemeyer’in destekçisi olarak bir protesto hazırlarlarken, kendisi yine de generallerle ilgili hoş şeyler söyleyerek mitingden ayrılmış. Niemeyer, askeriyeye de Brezilya’da ki ordu genel merkezini de içeren projeler yapmış. Niemeyer’in ofisi çok kereler baskına uğramış ve Fransa’da diktatörlük zamanında yıllarca sürgünde yaşamak zorunda kalmış.
Oscar Niemeyer Soares Filho, 1907 yılının 15 Aralık’ında Alman ve Yahudi soyundan gelen Brezilya’ya yerleşmiş bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Niemeyer, politik inançlarının oluşmasında çocukluğunda büyükbabasının yükseliş ve çöküşünü, çok az bir parayla ölüşününün önemli bir yeri olduğunu belirtiyor.
Bahsettiği bu inaçlar kesinkes sol eğilimli inançlardı. Niemeyer, Sovyetler Birliği’ne yaptığı bir ziyaret esnasında burada güdülen politikanın doğruluğuna inanmış ancak binaların baştan sona yanlış olduğuna karar getirmiş. Ve 80’ller ile 90’larda hemen hemen bütün meslektaşları Marx ve Lenin’in ideolojisini terk ettiklerinde o hala inançlarına bağlı kalmış:
“Paradan nefret ediyorum,” diye belirtiyor Niemeyer. “ Edebildiğim kadar herkese yardım ediyorum. Ben bir komünistim. Kent şu anda zengin ve fakir olarak ikiye ayrılmış durumda ve çoğunluk fakirlik içerisinde yaşıyor. Bir gün bu fakir kısım kendilerini Brezilya’nın üst tabakalarına kabul ettirecek.”
Peki Niemeyer, 97 yıllık yaşantısında şimdiye kadar ne dedi? Hayatlarımızı çok karmaşıklaştırdığımızı...
“ Herşeyin ne kadar önemsiz olduğunu anlamak için öncelikle mutlaka mütevazi olmamız lazım.” diyor Niemeyer. “ Gökyüzündeki yıldızlara bakın, evrenin uçsuz bucaksızlığına, işte o zaman ne kadar önemsiz olduğumuzu anlayacaksınız."






