Haberler

Punk ve Mimarlığın Buluştuğu Proje

Tarih: 9 Mayıs 2006 Kaynak: architecturemag.com Yazan: Martin Braathen Çeviren: Gülin Şenol


Fotoğraf-Kaynak: arkitektur.no

Norveçli mimarlar Geir Brendeland ve Olav Kristoffersen’in işleriyle 1970’lerde başlayan punk hareketi arasındaki ilişki ilk bakışta biraz zorlamaymış gibi gelebilir. Bununla birlikte, bu iki mimar bu hareketin gerçek sosyal problemlere odaklanan temalarından bir çoğundan yararlanıyorlar: Dış görünüşte, Brendeland & Kristoffersen Arkitektur''un malzemelerde gösterdikleri maharet, dikkatli biçimde yaptıkları detaylandırmalar ve uzamsal eklemlenmeler bu hareketin dağınık estetik anlayışına boyun eğmiyor. Mimarlar “punk”ın yeni yetme ifadelerini adapte etmeden, akımın “katılım” konusundaki ideolojik stratejileri üzerinde çalışıyor ve işleriyle sentezliyorlar.

Strandveien 37, Trondheim’ın bir kentsel mahallesi olan, savaş sonrası yıllardan bu yana endüstriyel bir alan olarak zonlanmış ve 1970’lerde işgalciler tarafından ele geçirilmiş Svartlamoen’de bulunuyor. İskan edenlerle lokal yönetim arasında kabaca 30 senedir süre gelen çekişmeden sonra, buranın konut alanı olarak kullanılmasına karar verilmiş. Bu tip durumlarda sonuç, genelde daha üst seviyedeki konut ve tesislere olan talep doğrultusunda soylulaştırma ile biter. Ya da diğer örneklere bakarsak yasal olmayan yerleşmelerde iskan edilenleri renkli fakat zararsız, acayip insanlar olarak meşrulaştırılır ve bu yapılar da nostaljik, kültürel anıtlara çevrilir.

Bu mekanizmalardan uzak durmak için, Svartlamoen’ın sakinleri yeni bir imar planı hazırlayarak kontrolü hızlıca ele almışlar, böylece kendi menfaatlerini kormuş ve gelecekteki gelişmenin niteliğini belirlemiş oldular. Planlarının anahtar bileşenlerinden biri de 2001 yılında açılan ve Brendeland & Kristoffersen Arkitektur''un kazandığı yeni bir konut projesi için açılan yarışma olmuş.

Punk’ın Geliştirici Yönü
1970’lerin ortasında punk grupları ilk kez ortaya çıkmaya başladığında, muhafazakar ve elitist olarak tanımladıkları kesime, müzik endüstrisindeki bürokrasiye ve “progresif rock”ın soyut entellektüelliğine karşı öfke besliyorlardı. Üç akortlu, basit melodili ve kısa şarkıları boyunca, punklar demokratik hatta bazen anarşist beste biçimini savundular. Şarkıların çalınması o kadar basitti ki herhangi biri bir müzik aleti alıp bu işi yapabilirdi. Müziği yapanlar ve dinleyiciler arasındaki bağ mümkün olduğunca direkt olmalıydı, bu yüzden plak yapımcılarını pas geçip dağıtım modelleri de kurmuşlardı.

Brendeland & Kristoffersen ise If it ain''t broke, don''t fix it sloganlarıyla akımın gerçek anlamdaki yaklaşımını Strandveien 37 projesine uyguladı. Bu slogan işleyen, çalışan, bozulmamış şeyleri korumayı destekliyor ve gereksiz kalite artışı ya da yüzeysel değişikliklerle yapılan fiyat artışı politikasına karşı duruyor. Bu düşünce biçimi Norveç kamu konut politikalarına da meydan okuyan bir düşünce biçimi: Kalıp biçimindeki konut alanı gelişimindeki normlar bütün sosyal grupların kullanabileceği, daha iyi şartlara sahip bir çevreyi yaratma gerekliliğini pas geçiyor. Ya da bu tip gereksinimler esas sakinlerin uzaklaştırıldığı bir soylulaştırma sürecinin başlangıcı olabiliyor.

Projede ise komşuluk bölgesinin varolan altyapısını sermayeye katmak ve konutlaşmayı en ucuz biçimde halletmek başka tip kazançların elde edilmesine olanak sağlıyor: Bunların arasında, mimarlar sıradan fakat hiç de önemsiz olmayan birşeyi vurguluyorlar: Daha fazla boş zaman yaratılması. Bu, saatlerin yaşamak için para kazanmaya ayrılması yerine yaratıcı uğraşlara ayrılması anlamına geliyor. Bu projede gelişen yapım teknikleri ile Brendeland & Kristoffersen düşük kira ve hızlı yapım ile konut kalitesinin kombine edileceğini kanıtlamış oldular.

Konu profesyonel söyleme geldiğinde Brendeland & Kristoffersen’in işleri aşikar biçimde ortada duruyor. Punkın progersif rockın seçkinciliğine karşı durması gibi Strandveien 37 de iki ana estetik görüşe karşı duruyor. Biri mimarların çevreyi izole edilmiş müstakil konutlar olarak yorumladığı Norveç bölgeciliğinin yan ürünleridir. Svartlamoen projesi, kentsel yerleşme sorununa işaret ederek ve estetiğin önemini inkar etmeden, Norveç mimarlık söylemindeki politik ve toplumsal problemlere doğru daha gerekli bir değişim sunuyor.

İkinci ideolojik karşıtlık, son on yılın mimarlığa bir moda olarak duyduğu ilgide görülebilir. 1990’lardan bu yana, magazinler için tasarlanmış yüzeysel mimarlık tüm Avrupa’yı sarmış durumda. Bu fazlasıyla imal edilmiş mimarlık ile birlikte kullanıcılar ikinci plana atıldı ve iç mekanda kullanılan bir süse dönüştü. Bu eğilimin tam tersinde ise Brendeland & Kristoffersen dairelerdeki son işleri, rötuşları bitirilmesi işini kiracıların ellerine bıraktı. Bu tasarıma karşı duyulan bir isteksizliği değil daha çok sorumluklukların ve müdahale edilecek alanların tanımlanması anlamına geliyor: Mimar zemini hazırlar, kullanıcılar ise onu diledikleri gibi değerlendirirler.

“Punk”ın sonunda sadece “muhalif bir imaj” ürettiği düşünülürken, Svartlamoen’daki bu proje “Punk”ın esas ideolojik stratejilerine atıfta bulundu. Standart prosedürleri tepetaklak ederek, yeni teknik çözümler getirerek, gerçek sosyal sorunlara olan ilgiye öncelik vererek tasarımcılar otonom mimarlığın ötesine geçtiler.

Belki projeleri Sex Pistols gibi grupların yaptığı etkiye benzer bir etki yapacaktır: Tahrik edici, kışkırtıcı pratikleri kullanarak baskın söylem ile mücadele etmesi beklenen sosyal bilinçli yeni bir mimari punk kuşağı oluşturmak!

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.