|
‘Kuzey Anadolu fayı en yıkıcısı’
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Marmara Araştırma
Merkezi (MAM) Başkanı Prof. Dr. Naci Görür, yaptığı açıklamada, deprem
olgusunun, Türkiye için yıllardan beri bilinen bir gerçek olduğunu ve
deprem riski bulunan bölgelerin de bilindiğini belirtti. En önemli ve yıkıcı
olanın da Kuzey Anadolu Fayı olduğunu vurgulayan, Prof. Dr. Görür depreme
karşı bir an önce önlem alınması gerektiğini belirtti.
Bu fayın geçtiği bölgelerde, depremle ilgili çok sayıda bilimsel çalışmanın
yapıldığını hatırlatan Prof. Dr. Görür, “Uzun yıllardan beri, buranın
deprem bölgesi olduğu bilinmektedir. Buna rağmen deprem yönetimine veya
yerleşime ilişkin herhangi bir planlamanın yapıldığını bilmiyorum ve
olduğunu da zannetmiyorum” dedi
Prof. Dr. Görür, Marmara Denizi’nin, son depremlerden sonra, riskli bir
alan haline geldiğinin yerbilimcilerce defalarca ifade edildiğini, daha önceden
yapılmış ciddi çalışmalar bulunmamasına rağmen TÜBİTAK olarak 2 ulusal
ve 5 uluslararası gemiyle çeşitli çalışmalar yaptıklarını kaydetti.
Bu çalışmaların sonuçlarının çıkmaya başladığını belirten Prof.
Dr. Görür, en önemli sonuçların Fransız “Le Suroit” araştırma
gemisiyle ortaya çıktığını söyledi. Prof. Dr. Naci Görür, Le
Suroit’dan alınan bilgilerin, riskli bölgeler ve olası depremlerin şiddeti
gibi konulara büyük ışık tuttuğunu kaydederek, “Bunları rapor haline
getirdik ve ilgili yerlere gönderdik” diye konuştu.
“VERİLER ARTIK DEĞERLENDİRİLMELİ”
Bu çalışmaların Marmara’nın bir “deprem denizi” olduğu gerçeğini
ortaya koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Görür, şöyle devam etti:
“Marmara’nın, büyüklüğü 7’nin üzerinde bir deprem üretebilecek
faylara sahip olduğu, bu fayların nasıl kırılabilecekleri, kırılma
yerleri ve olası kırılmada yaratacağı etki alanı ortaya konmuştur.
Artık bu verilerin, devlet, hükümet, yerel yönetim ve planlamacılarca
kullanılması gerekir. Bu çerçevede, riskli alanların belirlenmesi,
buralarda tahliye, takviye ve tamir gibi olması gereken işler başlatılmalı.
Etki alanının büyüklüğüne bakarak ekonomik boyutunu göz önüne alarak
veya toplum psikolojisini neden göstererek, herhangi bir şey yapmamak yanlıştır.”
TSUNAMİ ETKİSİ
Yerbilimi açısından yapılanların yeterli, ancak üst yapı açısından yapılanların
yetersiz olduğunu ifade eden Prof. Dr. Görür, “Bizzat binaya, üst yapıya
yönelik yapılmış şeyler son derece cılızdır. Ancak can kaybı ve maddi
bakımdan da en fazla hasarın gelebileceği nokta üst yapıdır. Önemli olan
insanların can kaybını engelleyebilecek çalışmalardır” dedi. Prof. Dr.
Görür, İstanbul ve Marmara bölgesinde, olası bir deprem sırasında yaşanacak
su hareketinden (tsunami) etkilenebilecek yerlerin saptanarak, deniz araştırmalarının
verileri ışığında gerekli önlemler ile diğer tedbirlerin alınması
gerektiğini bildirdi.
“YOL ALMAZ LAZIM”
Bunların kısa sürede gerçekleştirilemeyeceğini de belirten Prof. Dr. Görür,
şunları söyledi:
“Ama 5 yılda epey birşeyler yaparsınız, 10 yılda da bu işler tamamen
biter. Depremin ne zaman geleceği belli değil. Bizim verdiğimiz periyot önümüzdeki
30 sene. Dolayısıyla, bir yerden başlayıp yol almak lazım. Eğer şanslıysak,
deprem bizi yakalamadan önce, biz işimizi bitirmiş oluruz. Ama hiç başlamazsak,
bunun sorumluluğunu kim yüklenir bilemiyorum.
Marmara bölgesinin depremselliği üzerinde sadece Türk bilim adamlarının
endişesi yok. Yaptığımız araştırmalar uluslararası ve dolayısıyla tüm
dünya yerbilimcileri de böyle bir tehlikeden söz ediyor. Paniğe gerek yok.
Çağdaş bilim toplumuna yakışan, bu bilimsel veriler ışığında gerekeni
hızla yapmaktır. Yoksa insanlar korkmasın diye bu işin üzerini örtmek doğru
bir davranış değildir.”
“MARMARA’DA BÜYÜK BİR FAY ZONU VAR”
Marmara Denizi’ndeki fayın yapısı hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Naci Görür,
“Marmara’da büyük bir fay zonu var. Bu zon, Kuzey Anadolu fayının devamıdır.
Adapazarı’ndan gelen fay ile Ganos fayını birleştirmektedir” dedi.
Prof. Dr. Görür, bu alanda, değişik doğrultu ve boyutlarda aktif kırıkların
bulunduğunu anlatarak, bunların en tehlikeli olanının, orta Marmara sırtından
başlayıp, Tekirdağ çukurluğunun güneyine kadar gelen 110 kilometre uzunluğundaki
fay olduğunu bildirdi.
“Bu fay kırıldığı takdirde, büyüklüğü 7’nin üzerinde bir deprem
meydana gelir” diyen Prof. Dr. Görür, diğerinin de, Körfez’den başlayıp
adaların güneyinden geçen, 60-70 kilometrelik fay olduğunu ve bunun kırılması
halinde de, en fazla 7 büyüklüğünde bir sarsıntı yaşanacağını
kaydetti.
NTVMSNBC
|